Güncel

ALMANYA’DA “ÜLKÜCÜ DERNEKLER” RESMEN TAKİP ALTINA ALINDI

ALMANYA’DA “ÜLKÜCÜ DERNEKLER” RESMEN TAKİP ALTINA ALINDI

Fransa’nın 4 Kasım’da Ülkücü derneklerin faaliyetlerini durdurma kararının ardından, Almanya’da da   hükümeti oluşturan CDU, CSU, SPD, FDP, ve DİE GRÜNE partileri, Ülkücü dernekler için verilen 6 maddelik önergeyi  18.11.2020 Çarşamba günü federal mecliste görüşerek karara bağladı. Karar doğrultusunda Ülkücü topluluklar ve ATİB’in faaliyetleri hükümet tarafından takip edilecek.

Almanya’da derneklerin kapatılma yetkisi İçişleri Bakanlığı’nda bulunuyor. Bakanlık başlatılan inceleme konusunda henüz açıklama yapmadı. Avrupa Ülkücüleri İstişare Heyeti konuya ilişkin bölge başkanları ile yaptığı istişarenin ardından basın bildirisi yayınladı

 

BASIN BİDİRİSİ

Saygı değer Basın mensupları ve sayın kamu oyu;

Ülkücülüğü ve Ülkü ocaklarını yasaklamak bir milletin hafızasına kilit vurmaktır.

Ülkücülüğün yasaklanması için yüce meclisimizi utanç verici bir insanlık ayıbına ortak etmek bu ülkeye ve onun vatandaşları olan bizlere bir hakarettir.

Böyle bir tasarı neden bu gün?

Yoksa Sayın Macrona yaranmak için mi böyle bir karar verildi.

Yoksa herhangi bir gizli ve kirli ittifakın gereğimidir.

Bütün Avrupa Ülkelerinin devleti korumakla görevli istihbarat örgütleri tarafından Ülkücülerin fanatik dinci ve ırkçı olmadıkları çok iyi bilinmesine rağmen neden Ülkücü kuruluşlar ?

Almanyada 42. Yalını dolduran ve bugüne kadar ismi her hangi bir kanunsuzluğa karışmamış Türk Federasyonun kapatılması bugün mü akıllara geldi ?

Çünkü bize isnad edilen suçlamaların hepisi gerçek dışı kasıtlı ve maksatlıdır.

Siz kırk senedir bizim yaptığımız ve ülke için yararlı faaliyetlerimizi destekleyecek ve biz yöneticilere methiyeler dizeceksiniz, fakat Sayın Macron ben ülkücü kuruluşları kapatıyorum haydi sizde kapatın algısı dahi;

Almanya’ nın iç işlerine müdahale demektir.

Şayet bir işbirliği varsa;

Sayın devlet yönetimimiz eğer bu düşüncemiz doğruysa o zaman bu davranış büyük ülkemiz Federal Almanya’ya yakışmayacak bir davranıştır.

Bizler Federal Almanyada 50 yılı aşkın bir zamandır yaşayan Türk kökenli Alman vatandaşları olarak vergilerimizi ödemekte ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan sadık ve hukukun üstünlüğüne insan hak ve özgürlüğüne saygılı duyan  kendisine yapılmasını istemediği muameleyi başkalarına uygulanmasına razı olmayan insanlarız.

Bize anti Semitist diyen zavallilar bilsinlerki biz Türkler tarihte mazlum Milletlere ve hele hele de musevilere en çok yardım etmiş bir milletin evlatlarıyız . 1400 lü yıllarda Avrupa Musevilere soykırım uygularken biz o mazlum insanları alıp kendi topraklarımızda bağrımıza basmışızdır.

Kaldıki bu gün bizimle aynı aileye mensup olan Musevi  Karaim Türkleri,Yakut ve Hazar Türkleri var, Hrıstiyan Gagavuz ve Sekelek Türkleri var.

Orta Asyada Budist Türkler Şamanist Türkler var.

Bizim bunların hepisiyle çok güzel ilişkilerimiz var.

Biz Irkçılığı Tarih kitaplarında 2. Dünya şavaşını okurken öğrendik.

Şimdi ülkücüler Irkçı Faşit’tir diyenlere cevabım şudur.

Herkes kendi burnunu tutsun.

Solingende ve Möln’ de insanları diri diri biz yakmadık.

Hamburgda Ramazan Avcıyı biz katletmedik.

Yazıktır ve günahtır.

Dünyanın en adi suçu ırkçılık suçlamasıdır.

Biz bize atılan bu kirli ve çirkin iftirayı atanlara diyoruzki; bu iddanızı ispatlamak zorundasınız.

Şayet bu iddalarınızı ispatlayamazsanız yalancı ve iftiracısınız.

Bir toplumu; delilsiz olarak zan altında bırakmak ahlaki değildir.

Yarınlarda sizlerden sonra Mili meclisimizin o şerefli kürsüsünde bulunacak milletvekilleri bu haksız ve maksatlı Önergelerinizi okurlarsa sizlerin hakkında neler düşüneceklerini hiç düşündünüz mü ?

Ülkücülüğü ve ülkücü kuruluşları yasaklamak bir milletin milli fikrine, bekasına ve geleceğini ipotek altına almak istemek ve kilit vurmaktır.

Ülkü= Hedef demektir.

Biz Ülkücülerin ve Ülkücü hareketin hedefi ise Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirtilen Demokratik, Laik Türkiye Cumhuriyetini Muhasır medeni dünyasının içerisinde layık olduğu yere getirmektir. Başta insan hak ve özgürlüklerine saygılı olmak , hukukun üstünlüğüne inanmak, toplumların Dil, Din, milliyet ve renklerine bakmaksızın onları Tanrı’nın birer kutsal emaneti olarak görmektir.

Bu anlayışla çalışmaktır.

Türk Milleti 5000 yıllık tarihi boyunca ve kurduğu büyük imparatorluklarla hükmettiği Coğrafyalarda hiç bir toplumun dil, din ve kültürüne karışmamıştır. Türkler en az kendi hakları kadar bu toplumların hak ve hukuklarını  her zaman korumuştur.

Şimdi tarihi bilgiden bihaber bazı zavallıların biz Türk milliyetçilerini ve Ülkücüleri  Irkçılık ve faşızm’le itham etmesi onların içlerindeki Türklere karşı besledikleri gizli kin ve düşmanlığın tezahürüdür ve başka bir izahıda yoktur.

Biz Ülkücüler ne aldığımız milli kültürümüz gereği nede dini kültürümüz gereği ırkçı olmamız mümkün değildir.

Bizim Kutsal kitabımız ırkçılığı ret eder ve lanetler.

Bizim fikrimizin babası baş öğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk Mecburi vatan savunması olmadıkça savaş bir cinayettir der.

Atatürk yurtta sulh cihanda sulh der.

Yine aynı lider derki; Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halklarına Türk Milleti denir ne mutlu Türk’üm diyene sadece ne mutlu Türkler’e dememiştir.

Irkçılık bizim hangi faliyetimizde ?

Toprakları üzerinde mutlu bir şekilde yaşadığımız ve kendimize vatan olarak gördüğümüz Federal Almanya’nın İstiklal marşındaki Deutschland Deutschland Über Alles demek ırkçılıkmıdır ?

Tabiki değildir ve doğrudur.

Bizi Kürtlere , Alevilere karşı ve Anti Semitist olmakla , gerçek dışı ve hiçbir dayanağı olmayan bu iftiraları atanlar öncelikle Ülkücü hareketin oluşumunu ve tarihçesini incelemiş olsalardı göreceklerdiki, Ülkücü hareket Türkiyede doğmuş ve Türkiye’ye gönül bağı ile bağlı Türk, Kürt, Çerkez, Gürcü, Arap, Arnavut, Boşnak insanlardan oluşmaktadır.

Çünkü ülkücülük etnik kökene ve dini inançlara bakmaksızın Kültürel ve tarihsel temeller üzerine kurulmuş, insani ve demokratik bir harekettir.  Dernekleşme süreci ise Sovyetler birliğinin Türkiye için tehdit olmaya başladığı 60’ lı yıllara dayanmaktadır.

Sovyetlerin dağılmasından sonrada bu birlik ve kardeşlik Hareketi günümüze kadar gelmiştir. Bu kutlu hareketi ne Avrupa birliğine nede başka her hangi bir devlet ve birliğe zararı dokunmamıştır dokunmayacaktır da.

Şimdi  belli zihniyet ve görüşlere  mensup insanların sadece içerde kamu oyunu kandırmak için, ortak düşman yaratma işgüzarlığı ile sanki Avrupa ülkelerinin başka  hiç bir derdi yokmuş gibi böyle Sünni gündemler yaratılmaktadır.

Avrupa Demokratik Ülkücü Türk Dernekleri Federasyonu kısa adı Türk Federasyon olan kurumumun tarihi bizim tertemiz ve şerefli geçmişimizdir.

Biz Türk Federasyon üyeleri olarak bu geçmişimizle gurur duymaktayız.

Türk federasyonu ve ona bağlı derneklerin üyeleri toprakları üzerinde yaşadıkları ülkelerin yasalarına hep saygılı ve bağlı kalmışlardır. Ülkelerin geleceği için inanılmaz misyon üstlenmişlerdir.

Avrupa’daki Türk Federasyon üyelerinin içerisinde tek bir tane fanatik islamcı genç çıkmamıştır. Hele hele IŞID’çi hiç çıkmamıştır. Bu güzelliğin bu çalışmanın karşılığı ve hakkı bu mu olmalıydı ?

Bu sunni, yersiz, kasıtlı kapatma oyunu Asimile edilemeyen Türk çocuklarını organizesiz bırakıp asimile etmekten başka da hiç bir meseleye hizmet etmeyecek. Bu kararlar Aynen geçmişte üzerlerine görev olmadan parlementoların kabul ettiği, bir yalan ve hayal ürünü olan sözde Ermeni soy kırımı kararlarıyla eş değerdir.

Allah’a şükürki demokratik bir ülkede yaşıyoruz ve Alman değirmencinin 2. Karl Frederich’se söylediği gibi Berlin’de hakimler var.

Evet Berlin ve Karlsruhe’de hakimler var.

Biz Avrupa Ülkücüleri İstişare Heyeti’nin mensupları ve Federal Almanya’nın vatandaşları olarak öncelikle iç hukukun bize verdiği bütün haklarımızı kullanacağız ve gerekirse Avrupa İnsan hakları mahkemesinde de hakkımızı arayacağız.

Sırf iç politik hesapları  uğruna, haksız ve hiç bir dayanağı olmayan yalan, iftira ve insanlık onurumuz hiçe sayılarak kirletilmek üzere kurulu bu yalan ve iftira mahiyetteki suçlamalara karşı, kurum ve haklarımızdan vaz geçmeyeceğiz.

Avrupa’da Ülkücülerin çocukları kreşlere gitmekte, bu ülkelerin dilini öğrenmekte ve okullarında okumaktadırlar.

Biz Ülkücüler çocuklarımıza bu ülkenin vatandaşlarıyız bu ülke bizimde ülkemiz , sevin ve hizmet edin diyor ve bu öğütlerle çocuklarımızı büyütüyoruz.

Hayatı Türkiye’ye Türke düşmanlığıyla  geçen ve sırf ideolojik saplantıları yüzünden insanların iftira ve yalan sözlerini kabul etmiyor var ise ellerinde belgeleri ortaya koymalıdırlar yoksa yalancı ve iftiracıdırlar.

Avrupa’da 1 milyonu aşkın Ülkücünün ülke ekonomisine katkıları ve çok kıymetli oyları da hesaplanmalıdır.

Sırf gözlerini kör etmiş Erdoğan düşmanlığıyla Ülkücülere saldırılıyorsa, bu hesapta yanlıştır Türkiye’nin siyasi oluşumları bizi pek ilgilendirmiyor, Sayın Erdoğanın partili taraftarları da  değiliz.

Biz sadece Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olmasından dolayı;

Almanya Cumhurbaşkanımız Sayın Steinmeier gibi ona da saygı duyarız .

Saygılarımızla.

 

Mehmet Emin Kay

Avrupa Ülkücüleri

İstişare Heyeti

Genel Başkan

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
İSMET ATLI AĞABEY
Salı, 13 Nisan 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

152 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi