ŞAMPİYONUN KEMİKLERİ SIZLADI 

Dr. Halil ATILGAN

Evet, “Şampiyon güzel insandır”, Şampiyon sanatçıdır. Şairdir, ozandır. Saz çalar, türkü söyler. O dev gibi görünen adamın yüreği kadife gibidir. O yürek yağmur yüklü bulutlar gibi sevgi yüklüdür. Bu sevgi, bağlamada, türkü söylemede, ağıt derlemede, Türk kültürüne olan bağlılığıyla dile gelmiştir. O bazen Toros Dağlarında kokan menekşe, Ceyhan’ın kenarına konmuş bir Yörük çadırı, bazen de Elif’in elindeki kirmendedir. 

Onda ki yürek bazen iğde dallarına konan bir serçe, bazen küren küren uçan sığırcıktır. Bazen bal arısı olur püren püren dolaşır. Onda bir deli gönül vardır ki Düldül Dağı’nın tepesinde gezinir. Dadaloğlu’nun bir bozlağı olur. “Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller bizimdir / Arap atlar yakın eder ırağı / Yüce dağdan aşan yollar bizimdir” diyerek Tilan Çayına, Sumbas’a dökülür. Ondaki yürek alıcı kuş gibi havalanır, bir tazının tavşan kovalamasında, çalağanın pike yapmasında, atın dörtnala koşmasında kendini gösterir. Ara da bir de eli kulağa atar Karacaoğlan’dan bir bozlak tutturur. “Bilmem hayal gibi bilmem düş gibi / Geldi geçti boran gibi kış gibi / Şahin cırnağına takmış kuş gibi / Yoluk yoluk yoldu dert beni” diyerek eşeğe yan binmiş Çukurören’den Kozan’a gider. Kozan’ın gönül defterinde ayrı bir yeri vardır. Çünkü hayatı orada tanımış. Karayılan onu o topraklarda kovalamış. Ayağına çakırdikeni o topraklarda batmıştır. Onun için serinde bir kara sevdadır Kozan. Kozan denilince üç adım öne çıkar. Akan suları durdurur. Kozanlı olmaktan gurur duyar. Onun için de kendini hep Kozanlı İsmet Atlı olarak tanıtmıştır. O: Kozan’dan aşağı bir uzun yazı / Bucak Hamam Köyü Bekirce Gözü / Tilan’ın üstünde Karalar Özü diyerek Kozan’ı bağrına basar.

İşte o, Kozanlı güreş ustası, güreşin kitabını yazan İsmet Atlı’dır. Dünya şampiyonudur. Şairdir… Atıcıdır... Atçıdır. Derlemecidir.  Ağıt söyler. Bağlama çalar. Bağlamasının telleri: Kozan dağı çatal matal / Arasında aslan yatar diyerek dile gelir. Bu eşsiz özelliklere sahip yüce insan, büyük usta İsmet Atlı 4 Nisan 2014 tarihinde göçtü gitti bu dünyadan. Üstüne Türk bayrağı örtülmedi. Devlet töreni yapılmadı… Sessiz sedasız… Evet… Sessiz sedasız göçtü gitti Koca Şampiyon. Devlet erkânından bir yetkili Allah için çıkıp da büyük ustaya vefa örneği göstermedi. Baş sağlığı dileğinde bulunmadı. Dünya şampiyonu olduğunda Ankara’da, Adana’da, Kozan’da üç gün üç gece omuzlardan inmeyen, İranlı Tahti’yi yenerek İran’a üç gün ulusal yas ilan ettiren pehlivan, yurt dışında milli olarak 14 kez bayrağımızı dalgalandıran, İstiklâl Marşımızı söylettiren koca şampiyon, Kozanlı İsmet Atlı yaralı bir kuş gibi uçtu gitti.  Vay Kozanlı İsmet Atlı vay… Çok kişi öldüğünden bile haberdar olmadı. 

Sonuç: Kozanlılar ve devlet Kozanlı İsmet Atlı’ya sahip çıkmadı. Hadi devlet sahip çıkmadı. Ya Kozanlılar… (Sahip çıkanlar tenzih edilir)  Ya Kozan Belediye Başkanı Musa Öztürk… Bir gün değil, beş gün değil. Her gün. Her dakika sahip çıkacak kişi... Çünkü o Kozan’ın Belediye Başkanı. Türk Bayrağı örtülmediği, devlet töreni yapılmadığı için Kozan’ı harekete geçirmeli, hareketi eyleme dönüştürmeliydi. Kozanlıları Ankara’ya kadar yürütmeliydi. İsmet Atlı’nın her zaman yanında olduğunu bu eylemlerle ispat etmeliydi. Bırakın eylemi. İsyanı… Vazgeçtik. Soyadı Öztürk olan başkan verdiği sözü bile yerine getirmedi.

4 Nisan 2014 tarihinde şampiyonun vefat ettiğini, yaralı kuş gibi göçüp gittiğini söylemiştik. Şampiyonun vefatının akabinde Ankara’da yayımlanan Çukurova Lobisi dergisinin sıradaki sayısının İsmet Atlı Özel Sayısı olması için harekete geçtik.  Derginin bir önceki sayısı Kozanlı Âşık İmami Özel Sayısı olarak çıkmıştı. Bu sayısının da İsmet Atlı özel sayısı olarak yayımlanmasını düşündük. Milli Güreşçi. Kozanlı, merhumun Kardeşi Hüseyin Atlı ile irtibata geçtik. Hüseyin Atlı’ya derginin yayın koordinatörü olarak özel sayı çıkarılmasıyla ilgili düşüncelerimi aktardım. Çok iyi olacağını söyledi. Bu özel sayınınsponsorunun da Kozan Belediyesinin olmasını düşündük. Yakışırdı da. Adı Musa. Soya adı Öztürk. Ancak: Öztürk’e Öztürk yakışırdı.

Hüseyin Atlı çıkacak olan İsmet Atlı özel sayısının basım giderlerinin karşılanması için harekete geçti. Yetkililerle görüştü. Soyadı Öztürk olan Kozan Belediye Başkanının çok memnun olduğunu ifade etti. Özel sayının çıkması için harekete geçilmesini, “Belediye basım giderlerini karşılamasa ben kendi kesemden karşılarım” diye de söz verdiğini Hüseyin Atlı bana illetti. Yakışırdı da.  Belediye karşılamasa giderler Soyadı Öztürk olan Belediye Başkanı tarafından karşılanacaktı. Büyük şerefti. İsmet Atlı merhumun kemikleri sızlamayacaktı. Kozanlılarında koltuğu kabaracaktı. Belediye karşılamasa kendi kesesinden giderleri karşılayacak bir başkanımız var diye öğüneceklerdi. Kort kort edeceklerdi.

Kavilleşildi. Sözler verildi. Belediye ödemese ben kendi kesemden öderim diyen bir belediye başkanı herkese nasip olmaz diyerek Kozanlılar adına özel sayıyı çıkarmak üzere harekete geçtik. Dergi İsmet Atlı’ya yakışır bir sayı olacaktı. Kitap özelliği taşıyacak. Kuşe kâğıda beş bin adet basılacaktı.   

Düşündüğümüz gibi oldu. Özel sayı için sevenleri el ele gönül gönüle bir araya geldi. Şiirlerle, nesirlerle İsmet Atlı anlatıldı. Soyadı Öztürk olan belediye başkanı adına da bir sayfa ayırdık. Derginin tüm giderlerini karşılıyor diye yazısını baş sayfaya, teşekkür yazısını da son sayfaya koyduk. Teşekkür sayfasında basım giderlerine katkı sağlayanları, geri kalan giderlerin kozan belediye başkanı Musa Öztürk tarafından karşılandığını aşkla şevkle ifade ettik. Göğsümüz kabardı.

Sonuçta İsmet Atlı özel sayısı aşkla şevkle yayınlandı. Dergi müthiş oldu. Belgesel niteliği taşıması şampiyona çok yakışmıştı. Hüseyin Atlı dergileri Kozan Belediye Başkanlığına teslim etti. Buraya kadar her şey çok güzeldi. Eksik yok. Düşüncemiz gerçekleşmişti. Gerçekleşmeyen derginin basım giderlerinin ödenmesiydi. Merhumun kardeşi Hüseyin Atlı basım giderlerinin ödenmesi için gide gele Kozan Belediyesini suyolu etti. Ödemeyeceğiz diyen yok. Ödeyen de yok.   Beklemedeyiz. 2014’dün Ağustosu denildi. Güvenilen dağlara kar yağdı. Eylül denildi.  Dolu yağdı. Kasım denildi. Yollar buz tuttu. Basım giderleri ödenmeyince başkan yardımcısı Yaşar Şenöz ile telefonda muhatap olmak mecburiyetinde kaldım.

Ödeyeceğiz. Hocam. Ne zaman. Cevap yok. Konuşmalarım hoşuna gitmemiş olacak ki… Rahatsız oldu.   Meseleyi konuşurken telefonu suratımıza kapatarak ne kadar ahlaklı ne kadar efendi olduğunu ispat etti. Eee tabi adam gibi adam böyle olurdu. Üstelik de soyadı Öztürk olan Belediye Başkanının Yardımcısı. O telefonu tanımadığı birisinin yüzüne kapatmayacak da ben mi kapatacağım.  O da öyle yaptı. Kapattı suratımıza telefonu. Adam gibi adam olduğunu ispat etti. E… bize de müstahaktı. Adam gibi adam olmayanla yola çıkılmazdı. Hâsılı kılavuzumuz karga idi. Onun için böyle hakaretlere maruz kalıyorduk. Karga olan kılavuzdan ancak böyle bir hareket beklenirdi. Yadırgamadık.

Netice: Bu gün git yarın gel.  Sevgili Hüseyin Atlı anasından doğalı böyle bir zulüm görmemişti. Sonuç da gördü de... Hem de soyadı Öztürk olan. Üstelikte kendi seçtiği, oy verdiği, bayrağını taşıdığı başkandan. Mesele anlaşılmıştı. Musa Öztürk eteğindeki taşı dökmüş, dergi giderlerini ödememeye karar vermişti. Karar kesindi.

Artık sonuç şekillenmeye başladı. Giderleri kimse ödemez ise Hüseyin Atlı ve Halil Atılgan ödeyecekti. Artık köy göründüğü için kılavuz istemiyordu. Onun için de Hüseyin Atlı meseleyi basına intikal ettirdi. Başkanın söz verdiği halde derginin basım giderlerini karşılamadığını söyledi. Soyadı Öztürk olan başkan hadisenin böyle olmadığını utanmadan tekzip etti. Kendini haklı çıkarmaya çalıştı. Kozanlı buna inandı mı bilmiyorum.  Onu zaman gösterecek. Bu mesele başkanın ila nihayet her zaman karşısına çıkacak. Çünkü unutulmayacak. Hadise çeşitli meselelerle gündeme gelecek. Başkan Öztürk yaptığından utanacak.  Dizini dövecek.

Ey!...  Başkan Öztürk: Ben şahsen yerinde olsaydım hadise ne olursa olsun kendi kesemden de olsa cüzi bir miktar olan  özel sayının basım giderlerini karşılar Yaşar Şenöz gibi birini kendime başkan yardımcısı seçmezdim. En azından kılavuzum karga olmazdı. Yaptığımla küçülmez soyadıma layık bir başkan olarak görevimi sürdürürdüm.

Sayın Öztürk. Yaptığın büyüklük yanına kâr kaldı. Benim gönlümde İsmet Atlı’nın kemiklerini sızlatan bir belediye başkanı olarak tarihe geçtin. Değer miydi… Kendi toprağının insanı İsmet Atlı için böyle bir davranış size hiç yakışmadı. Onu sevenler sizi asla affetmeyecek.

 Ey soyadı Öztürk olan başkan.  Eyyyy soyadı Şenöz olup da Şenöz olmayan başkan yardımcısı Yaşar… Kozan sizin gibi çokkkk başkan ve başkan yardımcısı yetiştirir. Ama İsmet Atlı gibi bir şampiyon dekte bir çıkar. Onu çok iyi bilesiniz. İsmet Atlı bahsinden sınıfta kaldınız. Zaman içinde sınıfta kaldığınızın farkına siz de varacaksınız. Lakin vakit geçmiş olacak…

Sözümü Hacı Bektaş Veli’nin bir özdeyişi ile noktalamak istiyorum.     “Öldüğümde mallarım evde kaldı. Dostlarım mezarda. Benimle gelen sadece yaptığım iyilikler oldu. “  Yanlış mı?...

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
BEKİR SITKI ERDOĞAN
Cumartesi, 17 Nisan 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

213 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi