Makale Dizini

Bu toprağın türküleri gönlümüze ferman, yüreğimize derman olmuş. Onlar bize, biz onlara sevdalanmışız. Geçit vermez dağları onlarla aşmış, ulaşamadığımız yerlere onlarla haber salmışız. Türkülerimiz arı misali her çiçekten bal almış, çiçekten çiçeğe konmuş, sevda bahçemizin gülleri olarak geçmişten günümüze varlığını korumuş. Onun için türküler yakılmış toprak üstüne, aşk üstüne, sevda üstüne. Her konu onlarla dile gelmiş. Keremin Aslı’sı, Karacaoğlan’ın yavuklusu onların sayesinde dal budak salmış. O kadar geniş bir alana yayılmış ki: Âşığın sevdası, Yörük kızının gaydası, Erciyes’in yaylası, bülbülün kanadının sarısı bile onlarla dile gelmiş. Acıyı, sevinci, kederi, aşkı, gurbeti bağrına basmış. Türk insanının duygu ve düşüncesinin dile gelme aracı olmuş.

Neleri barındırmamış ki bünyesinde: Karadeniz’in hamsisi, Sis Dağının dumanı, Kızılırmak, Aras ve Fırat nehri türkülerle ününe ün katmış. Dertlilerin yoldaşı, âşıkların sırdaşı olmuş. Çobanın kavalı, obanın yaylaya göçü, tülü mayanın inleyişi, Gelin Ayşe’nin suya gidişi onlarla dile gelmiş, Toroslar’daki pınar, kayada kekliğin sekişi, bir sekiye çıkıp delicesine öten turaç türkülerimizin nağmeleriyle bize ulaşmış. Âşık, bölük bölük giden turnalarla sevdiğine haber salmış. Kırım, Kerkük, Estergon, Eğri Kalesi, Yemen, Bağdat türkülerle ününe ün katmış. Onun için türkülerimiz bizi anlatan, derinliklerinde kendimizi bulduğumuz ömür bohçası, milletimizin de gönül bahçesinin gülleri olmuşOnlar kaynağından çıktığı gibi kalmamış. Halkın dilinde ve telinde nakış nakış işlenerek, özümlenerek, yorumlanarak yeni boyutlar kazanmış, çeşitli değişikliklere uğrayarak ferdiliklerini kaybetmiş. Folklorik oluşum dediğimiz süzgeçten geçerek derleyiciler vasıtasıyla da bize ulaşmış. Folklorik oluşum dil ve tel aracılığıyla gerçekleşmiş. İşte bu özellik türküleri ferdi olmaktan çıkarmış, anonim olmasını sağlamış. Anonimlik ilkesi de türkülerimizin vazgeçilmez bir özelliği olmuş. Bu özellik geçmişten günümüze kadar da varlığını korumuş, hâlâ da korumaktadır. Onun için türkülere gönül verenler türkü tarifini yaparken anonim olma özelliğini baz alır, tarifini de buna göre yapar. Şimdi bu değerlendirmelere göre türkü tanımlarına ve halk müziğinin özelliklerine bir göz atalım:

Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisinin 6. cildinin 1482 sayfasında merhum Nida Tüfekçi’nin hazırlamış olduğu bölümde halk müziğinin özellikleri şu şekilde sıralanmış:

1. Sahibinin bilinmemesi.
2. Halk tarafından benimsenip onun ifadesine bürünmüş olması.
3. Kulaktan kulağa verilmek suretiyle hayatını sürdürmesi.
4. Gelenek haline gelmesi.
5. Zaman içerisinde derin bir geçmişe sahip olması.
6. Halkın ortak malı olması.
7. Mekân içinde yaygın olması.
8. Yöresel dil ve müzik özelliklerini bünyesinde barındırması.
9. İddiasız olması.
10. Kişisel yapım olmaması / Yani beste olmaması.

Bu tespitler Merhum Nida Tüfekçi’ye göre anonim olan türkülerimizin kıstasları. Açıklamaya göre bir ezginin türkü olabilmesi için yukarıda belirtilen özelliklere sahip olması gerek. Aksi takdirde türkü olarak kabul edilmeyecek.

1985 yılında Senem Matbaası tarafından yayımlanan 4 ciltlik müzik ansiklopedisinde halk müziğini: ( 2. cilt, s. 577 ) “Toplumların bütün boyutlarıyla hayatından kaynaklanan duygu, düşünce ve zevklerini işleyerek dile getiren, ait oldukları toplumların kültürlerini yansıtan sözlü ve sözsüz ezgiler” diye tarif ediyor. Sonra da konuyla ilgili düşünürlerin görüşlerine yer veriyor.

“Hügo Riemann halk müziğini üçe ayırıyor.

1. Ezgisi ve sözleri kimin tarafından yapıldığı belli olmayanlar
2. Birçok neden ve Saiklerle halk tarafından benimsenmiş halk şarkısı ifadesi taşıyanlar.
3. Melodik ve armonik bünyesi kolayca anlaşılan ve popüler bir eda taşıyan ezgiler.

Monser’e göre: halkın ortak malı olan şarkı ve melodiler halk türküsüdür. Fransız Michelle Brenne halk türküsünü halk tarafından benimsenen kulaktan kulağa verilmek suretiyle yayılan ezgiler olarak tanımlar. İngiliz Prat: köylü arasından çıkıp gelenek haline gelen ezgiler halk türküsüdür demektedir. İngiliz Bireniers halkın ortak malı olan, en basit düz ve yalın şarkılardır yapanı belli değildir tanımını kullanır. Halk müziğinin en belirgin niteliği anonim olmasıdır. Bu ürünlerin söyleyeni bilinmediği için halkın ortak malı olarak kalmıştır. Ve folklor değeri ağır basar. Dolayısıyla halk müziği müzik bilimcilerinin araştırma alanında olduğu ölçüde folklorcularının da araştırma alanı içine girer” denilmektedir.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
BEKİR SITKI ERDOĞAN
Cumartesi, 17 Nisan 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

200 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi