Anasayfa

 

Av. Halil ALTIPARMAK - TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ

Nevruz, Türkler’in tamı tamına 5-6 bin yıldan beri kutladığı en güzel bayramlardan biridir.

Nevruz nasıl Türk Bayramı olmuş ve neyi ifade etmektedir, anlatalım.

Türkler, bugüne kadar Ergenekon olarak bildiğimiz ve efsanelerde yer alan bölgede yaklaşık 400 yıl kalmışlardır. Bu cennet gibi bölgede kalınan 400 yılın sonunda dışarı açılmak ve dünyaya dağılmak kararı almışlardır. Çünkü artık çoğalmışlar ve bulundukları Ergenekon Cennet Vadisi’ne sığmamaya başlamışlardır. Bu vadiden çıkmak için büyük bir ateş yakarak etraftaki demirden dağları eritmişler ve bir Bozkurt’un yol göstermesi ile dışarıya çıkmışlardır. Buraya kadar anlatılan efsane bir çok kişi tarafından bilinmektedir. Fakat Anadolu’da pek az bilinen bir durum var: Ergenekon’dan çıkış tarihi 21 Mart’tır. En azından tarihte öyle kabul edilmektedir. Zaten, Ergenekon adı da bu 21 Mart ile ilgili olarak konmuş bir addır. Ergenen kün, yani, erginleşen, yeni canlanan, dirilen gün olarak konmuş bir addır.

Neden erginleşen, ergenen gündür 21 Mart?

Çünkü, 21 Mart gece ile gündüzün eşit olduğu gündür. Bakınız, biz Türkler 5-6 bin yıl önce gece ile gündüzün eşit olduğu günü efsanemizde, yeniden doğuş, yeni bir döneme giriş anlamında en önemli ve en baş yere oturtmuşuzdur. Yani, kışın bitip bahara, canlanmaya geçiş nedeniyle kutlanan Nevruz Bayramı’na, Azerbaycan gibi bazı gölgelerde Ergenekon Bayramı veya Bozkurt Bayramı da denilmektedir.

Türkler, sadece gece ile gündüzün eşit olduğu günü bulmamışlardır. Ayrıca, 21 Mart’a gelene kadar geçen kış sürecinini hesabını da yapmışlardır. 21 Aralık günü gecenin en uzun olduğu gündür. Bugünden itibaren 90 gün sayıldığında 21 Mart’a varılacaktır. Bu 90 gün Türkler tarafından belirli aşamalarla yürümekte olarak düşünülmüş ve belirlenmiştir. Şöyle: 21 Aralık’tan itibaren 40 gün Büyük Çile adı verilen Zemheri veya Kış Bölümüdür. 31 Ocak’tan itibaren 20 gün Küçük Çile adı verilen daha yumuşak geçen Kış Bölümüdür. 20 Şubat’ta havaya düşen 1. Cemre ile havalar ısınmaya başlar. Bir hafta sonra suya düşen 2. Cemre ile sular ısınmaya başlar. Bir hafta sonra da karaya düşen 3. Cemre ile toprak ısınmaya başlar. Bu sürecin sonunda Mart’ın 11’i bulunur. 11 Mart’tan itibaren Nevruz hazırlıkları başlar. Bu hazırlıklar bugün kutladığımız Dini Bayramlarda yapılan hazırlıklardır. Evler Bayram için hazırlanır, yemek yapma hazırlıklarına geçilir.

Bayram bir hafta kadar sürer. Bayramdan önceki son Çarşamba’ya “Ahir Çarşamba” denilir. Bazı yerlerde bir gün önce, bazı yerlerde bir gün sonra “Kabir Üstü” adı verilen mezarlıkların ziyareti gerçekleştirilir. Aile yakınlarından ölenlerin ve hatta tüm köyün mezarları temizlenir. İslâmiyet’in kabulünden sonra da mezarlıklarda toplanılarak dualar edilir.

Ahir Çarşamba günü büyük ateşler yakılır ve üzerlerinden atlanarak günahlardan arınıldığı kabul edilir. Bu açıdan ateşin büyük önemi vardır. Hatta bazı Türk Boyları’nda sahip olunan hayvanlar bile ateşten atlatılır. Bazı bölgelerde 7 çeşit olmak üzere hububatlar karıştırılarak yemekler yapılır. Baca-baca adı verilen bir sistemle boyunlarına asılan torbalarla ev ev gezerek çeşitli yiyecekler toplanılır.

Yukarıda kısaca anlatılan kutlama adetleri tüm Türk topluluklarında az çok farklılıklarla yerine getirilen adetlerdir. Bu adetlerin dışında bölgeye göre farklılıklar gösteren bazı adetler de vardır. Kosova’da, Makedonya Türkleri’nde, Mançurya adı verilen Çin’in içindeki bölgelerde kutlanılan bu Kutsal Bayram’da bazı ufak-tefek ayrılıkların olması da doğaldır.

Nev = Yeni ve Ruz = Gün anlamında olmak üzere Nevruz yeni gündür. Anadolu Türkleri dışındaki söylenişi çoğunlukla Nevruz değildir. Mevris, Noruz, Nouruz, Navruz gibi farklı söylenişleri vardır. Ay Takvimi ile Mart’ın 9’una gelen günde gece ile gündüz eşit olur. Ay Takvimi ile Güneş Takvimi arasında 12-13 günlük bir fark vardır.

Anadolu’da Nevruz Çiçeği adı verilen bir çiçek de vardır ki adı Kardelen ile birlikte karın kalkıp baharın gelişini müjdelemek anlamında kullanmaktan alınmıştır.

Nevruz Bayramı ayrıca bereket, dilek, koruma ve şifa özelliği olan bir bayram olarak da kutlanılagelmiştir.

Bir konuyu daha vurgulamak gerektir. 6 Mayıs Hıdırellez Bayramı’dır. Nevruz ve Hıdırellez Bayramları arasında Türkler iki bayram arası adetlerini uygulamışlardır.

Türkler, İslâmiyet’i seçtikten sonra İslâmiyet öncesi bayram gelenek ve adetlerini bazı İslâmiyet kuralları içerisine çok ustaca yerleştirmişler ve böylece İslâmiyet kaidelerini bozmamaya gayret göstermişlerdir.

Ortodoks Hıristiyan olan Gagavuz Türleri’nde dahi 21 Mart, Bayram olarak kutlanmaktadır. Hıristiyan kaideleri ile “Yıl Yortusu” adı altında 21 Mart, bayram olarak kutlanmaktadır.

Türkler’in 12 hayvanlı takvimlerinin yılbaşısı 21 Marttır. Nitekim Selçuklu Sultanı Melikşah’a izafeten oluşturulan Celalî Takvimi veya Takvim-i Melikşah adı verilen takvimin de yılbaşısı 21 Marttır.

Selçuklu-Osmanlı çizgisinde de Nevruz Bayramı resmen 1826 yılına kadar kutlanmıştır. 1826 yılında Yeniçerilen yaptıkları yemeğin adı olan Bahariye/Nevruziye yemeğinden bir tabak padişah 2. Mahmut’a vermişlerdir. Aynı yıl Yeniçeriliğin ortadan kaldırılışı ile birlikte – ki Vaka-i Hayriye adı verilir- Nevruz kutlamaları ortadan kalkmıştır.

Ancak, büyük edip Ömer Seyfettin 1914 yılında Halka Doğru dergisi ile birlikte Tanin gazetesinde yayınlanan bir makalesinde Nevruz’dan bahsetmiştir.

Mustafa Kemal ATATÜRK, 1922 yılında Nevruz Bayramı kutlamaları yaptırmış ve kendisi de katılmıştır.

1990 yılında SSCB’nin dağılması ile ortaya çıkan Türk Devletleri’nin ilk işlerinden biri 21 Mart Nevruz Bayramı kutlamalarını yeniden başlatma kararı almaları olmuştur. Bu konu da araştırılmaya değer bir konudur.

Geçen hafta Çanakkaleyi yazdığım için geç de olsa Nevruz Bayramımız Kutlu olsun.

 

KAYNAK:  TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


ATİLLA İLHAN
Salı, 31 Mayıs 2022
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

145 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi