Anasayfa

TARİHE KAYIT DÜŞELİM (1)
Av.Halil ALTIPARMAK

Geçen haftaki (6 Eylül 2021) yazımda tarihî gerçeklerle ilgili sırası geldikçe bilgi vereceğimi duyurmuştum. O günkü yazının ilgi çekmesi nedeni ile bugün de tarihî bir konuya değineceğim.
Aslında, ülkenin bugün içinde bulunduğu durum, tamamen güncel konularla ilgili yazmayı zorunlu kılıyor. Ancak, tarih ile ilgili yazdıklarımın da günümüzde tartışılan konulara ışık tutması açısından yararlı olduğunu düşünüyorum.

Her şeye rağmen günümüzle ilgili şunları mutlaka söylemeliyim:

Ülkede inanılmaz bir pahalılık insanımızın belini bükmektedir. Daha da kötüsü, piyasalar adeta başıboş durumda ve denetimsiz şekilde fiyat artırımı ile insanımıza hayatı zehir etmektedir. Ülkenin kötü yönetildiğini ve hatta yönetilemediğini görüyor ve biliyoruz. Ama ne olursa olsun yürüyen bir çark var idi. Artık, çarkın da dönmediğini ve isteyenin istediği ürüne istediği kadar fiyat artırımı yapabildiğini görüyoruz. Alışverişe giderken birkaç gün önce aldığınız bir ürünün fiyatının değişeceğinden endişe ile gidiyorsunuz. Böylesine bir başıboşluk, böylesine bir denetimsizlik ülke yönetiminde galiba hiç görülmedi. Daha da kötüsü, hâlâ uçmaktan falan bahsediliyor ki galiba toplumu en çok yaralayan ve üzen de bu.
Ne yapıp edip fiyat artırımı terörüne bir an önce son veilmelidir. Aksi takdirde hepimiz için çok ağır günler yaşamak kaçınılmaz olacaktır.
Gelelim tarihe kayıt düşmek adına yazacağımız konuya.
19. yüzyılın ikinci yarısının tarihimizde çok önemli yeri vardır. Bu dönemde çok ciddi olaylarla karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. Öyle ki; bu tarihte yaşanan bazı olaylar günümüze bile etki etmiş olaylar olarak tarihteki yerini almıştır.
Abdülaziz’in tahttan indirilmesini gerçekleştirenler için bazıları tarafından söylenen ifade Dörtlü Çetedir. Kim bu kişiler? Serasker (Başasker) Hüseyin Avni Paşa, hepimizin bildiği Mithat Paşa, Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa ve Şeyhülislam Hayrullah Efendi. Bir de bu kişilere yardım eden Bahriye Nazırı (Denizcilik Bakanı) Kayserili Ahmet paşa vardır.
Özellikle Mithat Paşa aynı zamanda Yeni Osmanlıcı olarak da bilinmektedir.
30 Mayıs 1876 yılında Abdülaziz’i tahttan indirmişler ve yerine 5.Murat’ı getirmişlerdir ki zaten O da bu kişilerle irtibat halinde olarak tahttan inişte rol oynamıştır.
Abdülaziz hal olduktan birkaç gün sonra, odasında iki bileği de kesik olarak maalesef ölü bulunmuştur. Bu durum, hâlâ süren bir tartışmanın yaşanmasına neden olmuştur; Abdülaziz öldürüldü mü, intihar mı etti?
Tahta oturan 5. Murat, ancak 93 gün iktidarda kalabilmiş ve geçirdiği bunalımlar sonucu bir takım aklî melekelerini kaybetmesi üzerine hal edilmiştir. Yani, tahttan indirilmiştir. Yerine Mithat Paşa’nın tekliflerini kabul eden 2. Abdülhamid geçmiştir.
2. Abdülhamid’e yapılan tekliflerin en büyüğü Anayasa’nın ilân edilip 1. Meşrutiyet’in kabulüdür. Yeni Padişah bu teklifleri kabul ederek göreve başlamış ve bunun üzerine yeni Anayasa (Kanun-i Esasî) çalışmaları başlamıştır ve Mithat Paşa da Sadrazam olmuştur.
Bu arada Balkanlarda Rusya desteği ile Bulgarlar ve diğer Slavlar ayaklanmış ve terör estirmektedirler. Avrupa’da ilgililer bu terörle katledilen Türkleri görmeyip katil sürüleri lehinde beyanatlar vermektedirler ve teröristleri desteklemektedirler. Öyle ki, adını şu anda anacağım kişiler biz Türkler aleyhinde Avrupa ve dünya kamuoyu önünde çok ağır yazılar yazıp beyanatlar verirler. Türk düşmanlığı ile bilinen İngiltere Başbakanı William Ewart Gladstone, Charles Darwin, Oscar Wilde, Victor Hugo, İtalyan Siyasetçi Giuseppe Garibaldi. İlginç değil mi?
Bu konuları halletmek üzere, yani Osmanlı’ya ayar vermek üzere 23 Aralık 1876 tarihinde İstanbul Haliç Tersanesinde bir toplantı(Konferans) yapmayı kararlaştırırlar. Osmanlı Bürokrasisi de, onların önünü kesmek için yukarıda bahsettiğimiz Anayasa çalışmalarını hızlandırıp aynı gün ilân etmek sureti ile konuyu halledeceklerini düşünmektedirler. Öyle de yaparlar. Ancak, Rusya’nın öncülüğünde bu düşünce tutmaz ve toplantıya katılan Rusya, İngiltere, Prusya ve Fransa yetkilileri bize bir nota verirler.
Notada en önemli iki madde şunlardır:
Sırbistan ve Karadağ bağımsız olacak
Bulgaristan ve Bosna-Hersek’e özerklik verilecek.
Bu nota tarafımızdan reddedilir. Bunun üzerine Rusya bizimle savaş için hazırlıklara başlar ve sonunda meşhur 93 (Hicrî 1293) Harbi dediğimiz 1877-1878 Rus Harbi başlar. Bu savaş bizim çok ağır yenilgimizle son bulur. Bu yenilgi üzerine devlet bir daha belini doğrultamaz. Savaşın sonunda önce Ayastefanos (Yeşilköy) Anlaşması yapılır. Bu Anlaşmaya göre Osmanlı’yı Rusya tam teslim almış olmaktadır. Buna göz yummayacağını söyleyen İngiltere harekete geçer ve diğer güçlü Avrupa Devletlerini de arkasına alarak Anlaşma’nın yenilenmesi için Rusya’ya baskı yaparlar ve O da Anlaşma’yı yenilemeyi kabul etmek zorunda kalır. Bunun üzerine bizim aleyhimize olan maddeler çok değiştirilmeden, İngiltere’nin işine gelmeyen maddelerde değişiklikler yapan Berlin Anlaşması yapılır.
Çoğumuzun bildiği bu tarihî bilgileri neden verdim?
Bundan sonra anlatacaklarım, tarihe kayıt düşmek adına yapılan bir anlatımdır. Çünkü, tarihler ve olaylar bugüne kadar süren bir takım tartışmalara, ayrılıklara, kutuplaşmalara, sürtüşmelere ve yalanlara ışık tutacak ve bakış açımıza yeni bir yön verecek diye düşünüyorum.
Yukarıda bahsettiğim ve bazılarınca Dörtlü Çete olarak adlandırılan kişilerin ve yardımcılarının ve de özellikle Mithat Paşa’nın 93 Harbini çıkarttığı iddiaları süre gelmiştir.
Bu adı geçen kişilerin 93 Harbindeki rolleri, bu dönemde hangi konumda oldukları, sonlarının ne olduğu ile ilgili bilgileri gelecek hafta vermek üzere bu haftalık yazımı burada noktalıyorum. Umarım, devamı olacak yazımı erteletecek bir durumla karşılaşmadan yazımı gelecek hafta tamamlarım.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

46 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi