Anasayfa

EKONOMİ VE ANAYASA

Av.Halil ALTIPARMAK

 Şu an ülkede başlıktaki ikilinin etkisi ve birbirinin alternatifi anlamında hangisi öne çıkar diye bir soru sorsak, ne dersiniz? Yani, daha açık bir ifade ile, ülkemizin şu an, temel gündem konusu nedir diye bir anket yapsak, hiç tereddütsüz olarak E-KO-NO-Mİ çıkar, değil mi?

Bakın, ülkemizin 1., 2., 3., 4.ve 5. gündem maddesi ekonomidir.

Ülke, ekonomik olarak tıkanmıştır ve bu tıkanmışlığı açacak bir araç da görünmemektedir. 

Birkaç hafta önceki yazımızda daha geniş olarak anlattığımız gibi ekonomiyi düzlüğe çıkarmayı değil, kısa süreliğine de olsa nefes aldıracak bir argümanımız bile yok! Bir ülkede, yabancı sermaye girişi olmuyor, aynı anda o ülkede faiz çok yüksek, indirilemiyor, aynı anda o ülkede döviz kontrol edilemiyor, aynı anda o ülkede enflasyon asla diginlenemiyor, aynı anda o ülkede gerçek işsizlik rakamları korkudan açıklanamıyor, O ÜLKE İÇİN NE SÖYLENİR?

Bakın, artık, bu söylediklerimizin maalesef, üzücü sonuçlarını almaya başladık.

Ben üzüntümden dile getirmek istemiyorum, ama, son zamanlardaki intihar olaylarının ekonomi ile ilgisiz olduğunu kim söyleyebilir?

Bu durum nereye kadar gidecek? Elbette, bu sorunun cevabını, ülkeyi yönetme iddiasında olanlar söyleyecek, bir an önce çareyi bulacak ve derhal uygulamaya geçecek.

Merkez Bankası yetkilileri birkaç gün önce toplandı ve var olan faiz oranının değişmemesi gerektiğine karar verdi.

Nominal faiz, yani, Cari faiz 19 ve açıklanan Enflasyon 17,5 civarında ve  dövizler de kontrolden çıktığı halde, Faiz oranı değiştirilemedi.Yani, Mevcut Cari Faiz ile oynanamadı.

İşte, bir süreden beri söylemeye çalıştığımız tam da budur. Şu an ki görüntüde, ülke yöneticileri, mevcut şartlarda ekonomik kararlar alma ve uygulama şanslarını kaybetmişlerdir. Ama, bu kararları almak ve uygulamak zorundadırlar, hem de bir an önce.

Bütün bu şartlar altında bir ilginç, üzücü, şaşırtıcı, anlaşılmaz, akıl almaz bir durum daha var ki; neden olduğunu bir türlü anlayamıyoruz(!). 5 inşaat şirketine ödemeler hız kesmeden devam ediyor ve Suriyelilere yardımlar ara vermeden devam ediyor. NEDEN? NEDEN? NEDEN?

Evet, ekonomi bu halde olduğu için ülke gündemimizin ilk 5 sırasına bence, ekonomi dışında bir konunun girmemesi gerekir.

Ancak, ülke gündeminin mutlaka ekonomi olması gereken bu dönemde, MHP, bir Anayasa Taslağı hazırladığını ilân etti, maddeler açıklanmadı, ama, Taslağın temel niteliklerini belirledi.

Bu çıkış, son derece dikkat çekici bir çıkış olup, her gün bu konunun tartışılması beklenirdi.

AKP de, bir Taslak hazırladığını ve yakında duyuracaklarını söyledi.

Burada, bir takım ilginçlikler ve sorulması gereken sorular var. Bu konu, bir Ekonomi gündeminden kaçış olarak düşünülmemeli, bence. Çünkü, Anayasa Taslağı hazırlamak öyle birkaç günde olabilecek bir iş değil, elbette. Çok öndecen, ciddi ekipler tarafından hazırlıklarının yapılması gereken bir konudur. Daha kolay ve basit konularla gündem değiştirme imkânı varken - ki, artık, hangi konu olursa olsun, Ekonomi gündemi pek değişmiyor - böylesine bir hazırlık yaparak gündem değiştirme düşüncesi pek akılcı görünmüyor.

Peki, ne oluyor?

İşte düğüm noktası burasıdır.

Bir kere, AKP-MHP İttifakının görüntüsü iki partinin birlikte bir Anayasa Taslağı hazırlamaları  şeklindedir. Ama öyle olmuyor ve MHP, AKP’nin hazırlığını bildiği halde, önceden kendi Taslağını duyuruyor. Hem de, öyle bir Taslak ki, benim de HAYIR oyu  verdiğim son Anayasa değişikliğinden sonra ülkede yaşananların, yani Tek Adamlık düzeninin eksiklerini, yanlışlarını açıkça ortaya koyan bir Taslak.

Bir kere, iki tane Başkan Yardımcısı şart demek ve bu Yardımcıların da SEÇİMLE gelmeleri gerekir demek, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin, yani Tek Adam’ın ağzından çıkan Kanundur anlayışına küçük de olsa bir fren koymak demektir.

Merkez Bankası’nın, Anayasal Kurum olması gerekir demek, öyle istediğiniz gibi Merkez Bankası ile İktidarlar artık oynamamalı demektir.  Yani, istediğin zaman değiştir Merkez Bankası Yönetimini ve 128 milyar Doları da istediğin gibi kullan, BU OLMAZ demektir.

Hele bir de Anayasal seviyede bir Liyakat Kurumu önermek demek, şu ana kadar ülke bürokrasisinde yapılan atamalara büyük bir İTİRAZ demektir. Bürokratik atamaların doğru olmadığı ve mutlaka Anayasal bir Kurumun bu atamaları denetlemesi gerektiğini söylemek demektir.

Gerek Meclis Başkanına ve gerekse Meclis’e yetki artırımı getirme gayretleri, CHS’nin en hafif deyimiyle aksadığını ilân etmek demektir.

Hepsinden önemlisi, mevcut Anayasa’nın ilk 4 maddesi ve Başlangıç İlkeleri’nin değiştirilemeyeceğinin vurgulanması demek, TÜRKSÜZ, ATATÜRKSÜZ bir Anayasa’nın kabul edilemeyeceğini çok açık bir şekilde duyurmak demektir.

Bu arada, şunu da belirtmeliyim ki, Anayasa Mahkemesi’nin kaldırılıp yerine Özel Yetkili bir Mahkeme önerilmesi, mutlaka tartışılabilir bir durumdur. Ayrıca, Türkiye Diyanet Başkanlığı’nın kaldırılıp, Türkiye Diyanet Kurumu önerilmesi de, mevcut Diyanet İşleri Başkanlığı’na olan tepkinin bir göstergesi olarak alınabilir.

Yargı’nın bağımsızlığı konusunda bir takım ifadeler var, ancak, genel hatları ile anlatılmış olduğu için, biraz muğlak görünmektedir.

Bu anlattıklarım, Taslağın temel özelliklerinin açıklanmasından edinebildiğim bilgiler ışığında yazabildiklerimdir.

Daha önceki Anayasa yazılarımda vurguladığım bazı konular vardı. Mevcut Anayasa’nın İlk 4 Madde ve Başlangıç İlkeleri dışında, 5,6,7,9,10 ve 66. Maddelerin mutlaka korunması gerektiğini sürekli vurguluyorum. Umarım, bu konularda da gerekli duyarlılık gösterilmiştir.

Hemen belirtmeliyim ki, CHS yerine güçlendirilmiş Meclis Düzenini tercih edenlerdenim. Yine hemen belirtmeliyim ki, herhangi bir Parti’ye göre bir Anayasa düşüncesi içerisinde değilim. Her şeyden önce ATA,TÜRKSÜZ bir Anayasa asla kabul edemem. 

Bu nedenle, maddeler açıklandığı zaman daha açık yorumlar yapabiliriz.

Esas önemli nokta şudur; AKP Taslağı ile MHP’nin Taslağı arasında, yukarıda olumlu baktığım konularda bir anlaşmazlık çıktığında, MHP’nin KENDİ AÇIKLADIĞI konularda ASLA TAVİZ VERMEMESİDİR. BU KONUYU, TARİHE KAYIT DÜŞMEK ADINA YAZIYORUM.

 Ne olursa olsun, ülkemizin en önemli gündemi E-ko-no-mi-dir.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR-XXXV
Çarşamba, 05 Ocak 2022
...
Ankara’da Seğmen Alayı
Perşembe, 30 Aralık 2021
...
YÜZÜNCÜ YIL
Pazartesi, 03 Ocak 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

239 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi