BU KADARI DA ARTIK ÇOK FAZLA - Av.Halil ALTIPARMAK

Gerçekten bu kadarı da çok fazla!

İmam, Mustafa Kemal ATATÜRK’e zalim, kâfir diyor ve nerede diyor bunu? Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ünvanı olan kişinin olduğu ortamda diyor. Bu iktidar döneminde Mustafa Kemal ATATÜRK’e hakaret etmek konusunda her şey denendi.

Ayyaş denildi, bizi kandırdılar denildi. Hem de bu ifadeler en yüksek perdeden söylendi.

Daha sonra, püsküllülerin ve diğer meczupların hakaretleri süreklilik kazandı.

10 Kasımda, kendine Diyanet İşleri Başkanlığı yapan kişi püsküllüyü ziyaret ederek hakaretler yağdırdı.

Son zamanlarda ise, bu hakaretler farklı bir boyut kazandı.

Ayasofya açılırken, kendine Diyanet İşleri Başkanı ATATÜRK’e lânet etti.

Ayasofya imamı, acayip laflar etti, göstermelik görevden alındı

İlçe Millî Eğitim Müdürü, Nutku yasakladı, göstermelik görevden alındı.

Yalova’da bir imam, ATATÜRK’e put dedi.

Bunların bir kısmı, küllenme taktiği ile geçiştirildi.

Son olarak da, geçtiğimiz Cuma günü imam, ATATÜRK’e kâfir ve zalim dedi, lanet okudu.

Bunları toplayalım bakalım ne çıkıyor?

Gerçekten, artık, bu kadarı da çok fazla demek çıkıyor.

Bir devletin kurucusuna dünyanın hangi ülkesinde bu kadar sürekli ve planlı saldırılar olur acaba? Yoksa, devleti değiştirdik diye mi düşünüyorlar?

Eğer, gerçekten, değiştirdik diye bir düşünce var ise, buna karşılık çok açık bir şekilde şunu söyleyebilirim:

Türk Milleti, son sözü söylemeden Türkiye Cumhuriyeti ile onun kuruluş ilke ve felsefesi ve bu ilke ve felsefeyi koyan kurucu irade değiştirilemez.

Buna bağlı olarak şunu ifade edeyim ki; TÜRK MİLLETİ, SON SÖZÜ SÖYLEMEDİ!

ATATÜRK ile uğraşmayı, İngilizlerin emri ile görev sayan kadroların ellerinde eskimeyen bir oyuncak var. Nedir o? 1953 yılında Cumhurbaşlanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes iken çıkarılan ATATÜRK’ü Koruma Kanunu!

Yahu, bu Kanun var da ne işe yarıyor? Olsun olmasın ayrı tartışma!

Bu kanun olmasa idi, bu hakaretlerden başka ne yapılacaktı acaba?

Kimse, kimseyi aldatmayı kalkmasın!

Ucuz maduriyet oyunlarına kimse inanmasın ve yapanlar da artık yapmasın!

Bu ülkede, 20 yıldan beri, 10’larca televizyon, 10’larca radyo ve bir çok gazete sürekli bu Kanunu ihlal ediyor. Kanun maduriyeti nerede görülüyor acaba?

ATATÜRK’ü Koruma Kanunu’ndan vazgeçtik, ülkede, Ceza Kanunu da mı yok?

Hakaret serbest mi? Herkes, istediğine hakaret edebiliyor mu? Şunun için söylüyorum; Ceza Kanunu bile çalışmazken, 1953 yılı Kanununu sürekli engel gibi göstermek ucuz oyununu Türk Milleti’nin, amiyane tabirle YEMEDİĞİNİ anlatmaya çalışıyorum. Nereden biliyorum?

100 yıldan beri, İngiltere ve Abd destekli ATATÜRK düşmanlığına rağmen, ayrıca, 20 yıldan beri, inanılmaz boyutlara ulaşmış olan ve benim başlıktaki ifademe göre,” bu kadarı da çok fazla” olan saldırılara rağmen, Türk Milleti ATATÜRK’ü terk etmemiş, tam tersi, inanılmaz boyutlarda sahiplenmiştir.

Türk tarihinin en iyi yetişmiş büyük Başbuğu olan Mustafa Kemal ATATÜRK, hiç bugünkü kadar sahiplenilmemişti.  

Nasıl eminim?

Çünkü, ülkemin ve toplumumun dününü ve bugününü çok iyi inceliyor ve analiz ediyoruz. Çünkü, ülkemin ve toplumumun yakın tarihinin içinde yaşadık da ondan eminim.

12 Eylül öncesi, o dönemde var olan fikir akımlarının o gün ATATÜRK’e yaklaşımlarına, bir de bugün, ATATÜRK’e bağlılık konusunda nasıl bir ortaklık kurulmuş olduğuna bir bakalım.

Ortaya çıkan manzara şudur:

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE veciz sözü, toplumumuzda Atasözü gibi ortak amaçla kullanılmakta ve ifade edilmektedir.

Yani, Türk Milleti, farklı dünya görüşleri olanlar arasında bile, ATATÜRK ve onun yaptıkları konusunda bir ortaklık sağlamış bulunmaktadır.

Bu ortaklıkta, kabul edelim ki, ATATÜRK ve Türk Düşmanlarının yaptıklarının etkisi çok olmuştur.

Ülke gündeminde farklı ve çok hayatî konular da var ama, biz ağırlığı bu konuya vermeyi tercih ettik.

Kısa da olsa, birkaç gündem konusuna değinmek gerekir elbette.

Sedat Peker konusu zaten, olağanüstü gelişmelere sahne olarak devam ediyor. Yargı konusu benim çok üzerinde durduğum bir konu değil. Çünkü, nasıl çalıştığını artık hepimiz biliyoruz, maalesef. Konuya şöyle yaklaşmak istiyorum. Sedat Peker konusu, yani, lağımın patladığı konu ortaya saçıldıktan sonra, KAMUOYU VİCDANI açısından kimlere ne yapıştı ve ne yapışacak ona bakıyorum. Sedat Peker’e ne yapıştığını ve yapışacağını kendi ilân ediyor zaten. Onun adını andığı kişilere ne yapışacak diye sorduğumuzda, gördüğüm odur ki, kamuoyu çoğunluğuna göre, adı geçen kişilere iddialar yapışmaktadır. Elbette, bunlar gözlem. Bu gözlemi sonuçlandıracak ve somutlaştıracak olan da Yargı’dır. Peki, yine kamuoyuna bakalım; Yargı’nın işleyeceğinden ümidimiz nedir?

Çok önemli bir gündem konusunu daha yazmalıyım.

“daha neler olacak neler”

“bunlar iyi günler”

“az bile yapıldı”

“gereken yapıldı”.

Bu sözler, kavgada söylense, söylenen taraf şöyle bir titrer ve endişelenir.

Ama, bu sözler, kavgada mavgada değil, ülkenin en üst makamı tarafından dile getirilmektedir.

Bu sözlerin muhatabı, sadece, Akşener mi? Pek öyle görünmüyor.

Peki, KORKMALI  MIYIZ?

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

49 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi