EKONOMİDE İMKÂNSIZ ÜÇLEME

EKONOMİDE İMKÂNSIZ  ÜÇLEME

Av.Halil ALTIPARMAK

Ekonomide İmkânsız Üçleme…

1999 yılında Nobel Ödülü alan Kanadalı Ekonomist Mundell’in çalışmalarına dayandırılan bu hipotez, ülke ekonomileri için ciddi olarak etkili olan ve mutlaka dikkate alınması gereken bir hipotez olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ekonomik kavramları, kamuoyunun anlayacağı türden kullanmaya dönük yazılar yazılması gerektiğine inanan bir Ekonomist olarak bu konuda da daha anlaşılır bir dil kullanmaya çalışacağım.

Ekonomide İmkânsız Üçleme;

  • Sermaye Hareketlerinin Serbestliği
  • Döviz Kuru Düzeni
  • Para Politikasının Bağımsızlığı konuları ile ilgilidir.

Bu üç başlıktan ne anlaşılır?

Şu anlaşılmalıdır: Bir Ülke, kendi bağımsız kararları ile Para Politikasını belirliyor ise, daha açık tabirle, faizi belirliyor ise ve Döviz Kurunu da istikrarlı tutmak istiyor ise, Sermayenin kendi istediği kadar girmesini talep edemez. Başka bir şekilde şöyle anlatalım: Bir ülke, Serbestçe Yabancı Sermayenin girmesini istiyorsa, Para Politikasında, yani Faizde Bağımsız davranmak istiyorsa, Döviz Kurunda istikrar olmasını bekleyemez.

Yani, bir ülke için hem Döviz Kuru, hem Faiz ve hem de Yabancı Sermaye Girişi aynı anda denetlenemez.

Bunları niye anlatıyorum. Türkiye, 1989 yılında Yabancı Sermaye Girişini serbest bıraktı, ama, Döviz Kurlarında Sabit Kur Düzenini uyguladı, sonuç neler oldu?

Bugün ülke olarak geldiğimiz Ekonomik durumda, hem Enflasyon kontrol edilemiyor, hem Yabancı Sermaye istediğimiz kadar gelmiyor, hem Döviz Kuru artık zapt edilemiyor, hem de Faiz Yüksek.

Bunun, açık anlamı şudur: Hiçbir Ekonomik araç iş-le-mi-yor, i-şe ya-ra-mı-yor ve de kul-la-nı-la-mı-yor.

Bu durum, göstere göstere geldi.

Tek Kişilik sisteme geçişten bugüne kadar geçen kısa sürede oluşan rakamlardan bir kısmını verelim.

                            Haziran 2018  ile    Nisan 2021 arasındaki rakamlar.    

Dolar                           4,66                      8,17

Euro                             5,41                     9,64

Net Döviz Rezervi      27,9                     -48,4 (milyar dolar)

Millî Gelir                     784                      717 (milyar dolar)

Kişi Başı Millî Gelir    9,632                   8,599(dolar)

Daha fazla rakamlara boğmak istemiyorum. Sadece, ipucu olabilecek birkaç rakam ile durumu özetlemeye çalışıyorum.

Bu şartlar altında inanılmaz derecede de Dövize ihtiyacımız var.

Bu Dövizi nereden bulacaksınız, kimden alacaksınız? Para kimde var ise ondan alacaksınız, değil mi? Parası olanlar ile aranız nasıl?

Peki, bu parası olanlar, size hangi ekonomik göstergelerle para verecekler?

Bütün bu basit gerçekleri düşündüğümüzde, üzerimize hangi dağların yıkıldığını galiba görmemek mümkün değil.

Şimdi, bu Ekonomik Tabloyu yaratan İç Etkenlere bir göz atalım.

Her şeyden önce şunu söylemeliyim. Kimsenin, partisi, görüşü, kime oy verdiği benim düşünce ve yazılarımda birinci öncelik taşımıyor. Benim önceliğim mensup olduğum Türk Milleti ve ait olduğum Türkiye Cumhuriyeti.

Bunu şunu için söylüyorum. Ekonomimizin bugün geldiği noktanın İç Etkenlerini kısaca açıklarken kimsenin farklı mecralara çekmesini istemiyorum. Çekerse de ne yapabilirim? Çünkü, bu gemide hep beraber gidiyoruz. Gemi batarsa, KAÇABİLECEKLER HARİÇ, kimse kurtulamaz.

Bir kere, son dönemlerin OLAĞANÜSTÜ İSRAFI, bugüne gelmenin en önemli nedenlerinden birisidir. Şu söz inanılmaz bir söz olmuştur: “İTİBARDAN TASARRUF OLMAZ”.

Bakın, bugün sahip olduğumuz Saraylarımızın Topkapı hariç, tamamı, 19. Yüzyılın ikinci yarısında yapılmıştır. Verdiğim Tarih, Osmanlı Devletimizin adeta ekonomik anlamda sömürgeleştiği tarihtir. İnanabiliyor musunuz?

Yani, Devlet, Ekonomik anlamda İflas noktasına gelmiş, ama İsraf zirvede. Kime oy verirsek verelim, lütfen, ama lütfen, yaşadığımız akıl almaz israfa hiçbir nedenle evet demeyelim.

Devleti yönetenlere değil, bu israfa karşı çıkmayanlara daha çok üzülüyorum. Çünkü, akıl almaz israfı yapanlar, elindeki imkânları görmüyor olabilirler mi?

O halde, israfı yapanlara ne diyelim?

Devletin verdiği açık, ödediği faiz, ihtiyacı olan döviz, aradığı borç ortada dururken, bu kadar israf neden yapılır diye sormadan meseleyi doğru değerlendirebilir miyiz?

Kötü yönetim, iç etkenlerin farklı bir yönü elbette. Ancak, kötü yönetim, bilmeden yapılır ise fark edilir edilmez çareleri de aranıp bulunabilir. Ama, anlattığım şartlarda yapılan israf, akıl alacak bir iş değildir.

Şimde ne yapacağız?

İşsizlik gerçeği ortada,

Enflasyon ortada,

Döviz Kurları ortada,

Sermaye gelmemesi ve hatta çıkması ortada

Faiz ortada,

Borç ortada,

Kasamızın durumu ortada,

Kişilerin borç durumu ortada.

Bu şartlarda, Kanal İstanbul konusunda ısrar, O bilinen ve hep konuşulan Müteahhitlere hiç karışmamak neden?

Lütfen, bu soruları kendimize soralım?

Makul, mantıklı bir cevap bulabilirsek mesele yok?

Ben bulamıyorum…

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

454 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi