ÇANAKKALE ve ANDIMIZ

ÇANAKKALE ve ANDIMIZ

Av.Halil ALTIPARMAK

 

Bu hafta, 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ HAFTASI olduğu için başka bir yazı yazmak aklıma gelmiyor.

Çanakkale Zaferi konusunda bir kere isminden başlamalıyım diye düşünüyorum. Çünkü, 18 Mart 1915, Çanakkale’de Deniz Savaşlarının bittiği kabul edilen gündür. Karşı devletlerin en büyük gemileri ile Şubat’ta başladıkları çıkarma mücadeleleri, 18 Mart tarihinde, BEKLEMEDİKLERİ, çok ağır yenilgileri ile son bulmuştur.

Yaklaşık bir aylık hazırlık yaptıktan sonra, karadan çıkmayı kararlaştırmışlar ve birtakım şaşırtma taktikleri ile beraber bir kaç yerden karadan çıkma mücadelesine girişmişlerdir.

Neden Çanakkale, karşı güçler için çok önemlidir?

Çünkü, İstanbul işgal edilecek ve bu suretle iki büyük imkân elde edilecektir.

Birincisi, biz, savaştan çıkacağız, müttefiklerimiz yalnız kalacak. İkincisi de, Rus Çarlığına destek olma imkânı elde edilecek ve böylece de Almanya’nın etrafı çevrilmiş olacaktır.

Bizim açımızdan İstanbul’un işgali demek, her şeyimizin bitmesi demektir.

Bu durumun olmaması için, Türk Milleti, bütün unsurlarıyla ve can havliyle, hem Denizden ve hem de Karadan gelen o dönemin en büyük güçlerine karşı Tarihin en büyük SAVUNMA SAVAŞI’nı yapmıştır.

Burada hemen şu sorulabilir; 4 sene sonra 13 Kasım 1918’de Başkentimiz İstanbul işgal edilmedi mi? Çanakkale’yi geçemeyen karşı güçler ellerini, kollarını sallayarak Çanakkale’den geçip İstanbul’u işgal etmediler mi?

Cevap şudur: Evet, öyle oldu ve zaten her şeyimiz de bitmişti. AMA, GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER!

Deniz Savşaları’nda Nusrat Mayın Gemisi’nin, Mayın Komutanı Yüzbaşı Nazmi ve Yüzbaşı Hakkı Beylerin komutasında yapılan işler tarihe, silinmemek üzere kazılmıştır. Seyit Onbaşı’nın insanüstü ve akıl almaz yüreklilikle yaptığı işler, tarihin en şerefli sayfalarında silinmemecesine yerini almıştır. Bu isimler birer temsili isimlerdir. Deniz Savaşlarının kahramanları, en Üst Komutandan, Eratına kadar tüm Türk Askeridir.

24 Nisan 1915’te başlayan Kara Savaşları, 1916 yılının Ocak başlarında düşman güçlerinin gizlice çekilmesi, kaçması ile son bulmuştur. Çörçil, bu kaçmanın gizlice olmasından ve kayıp vermeden kaçtıkları için sonradan övünmüştür.

9 aydan fazla süren Çanakkale Kara Savaşları, İnsanlık Tarihi’nin en büyük Savunmalarından birisidir ve belki de birincisidir. Çünkü, karşı güçler, inanılmaz imkân bolluğu ile saldırmakta, Türk Milleti ise, bütün imkânsızlıklar içerisinde Savunma yapmaktadır. Bir olumsuzluğumuz daha vardır: Çanakkale Cephe Komutanı Almandır ve birçok Alman Subayı vardır. Mustafa Kemal ATATÜRK gibi Türk Komutanları bu durumdan son derece rahatsızlar ve bu durumu kabullenmemektedirler. Ancak, Türk Milleti için Savaşmak Zorunluluğu olduğundan, Kahramanca savaşmaya da devam etmektedirler.

Çanakkale Gazisi İsmail Hakkı Çavuş’un torunu olarak diyebilirim ki, Anadolu’da hemen her ailenin Çanakkale Savaşı ile ilgili bir Aile İçi hatırası vardır.

Şimdi en can alıcı soru şudur:

Bütün bu imkânsızlıklar, olumsuzluklar, zorluklar karşısında, o dönemin en büyük güçlerine karşı Çanakkale Savaşları nasıl kazanılmıştır?

Nasıl mı kazanıldı?

Bütün unsurlarıyla Türk Milleti, kendini Türk Kültür Alanı içerisinde gören herkes;

Türküm, Doğru olmalıyım ve mutlaka Çalışkan olmalıyım diyerek,

Benim İlkem, Küçüklerimi Korumak ve Büyüklerime Saygı duymak olmalıdır diyerek,

Yurdumu, Vatanımı, Milletimi kendi Özümden daha çok sevmeliyim diyerek,

Ülküm, İdealim, Yükselmek ve mutlaka İleri Gitmek olmalıdır diyerek,

Varlığımın ne önemi var, Türk Varlığına Armağan Olsun diyerek,

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyerek.

Bu duyguları aşılayan en alt kadrodan en üst komutana kadar bütün kahramanlara ve özellikle Mustafa Kemal ATATÜRK’e; açtığınız yoldan, gösterdiğiniz hedefe varacağımıza AND İÇERİZ diyerek.

Şimdi, anlaşılıyor mu, neden ANDIMIZ istenmez…

Birkaç konuyu daha anlatmalıyım.

Birincisi, Nusrat Mayın Gemisi, Tarsus’ta ADANA-MERSİN yolu üzerinde bir Müze ile birlikte sergiye ve ziyarete açıktır. Bunu sağladığı için o zamanın Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin KOCAMAZ’a teşekkür ederim.

İkincisi, Çanakkale Savaşları’nın unutulmaz hatıraları ile dolu olan Gelibolu Yarımadası herkes tarafından, mümkünse ziyaret edilmelidir. Ziyaretin sonunda, bambaşka bir ruh hali olacağı mutlaka görülecektir.

Üçüncü olarak, Çanakkale Savaşlarına Mustafa Kemal ATATÜRK’ün damgasını vurduğunu ve hiçbir gücün bu damgayı silemeyeceğini Gelibolu Yarımadasında görmek mümkündür.

Dördüncü olarak şunu söylemeliyim:

Bütün Gelibolu Yarımadası’nda tek İl’e nasip olmuş bir Bayır vardır: ADANA BAYIRI. Hikâyesi çok uzundur. Adana’dan giden Gençlerin yaptığı olağanüstü Kahramanlıklar sonucunda Şehit oldukları yere Adana Bayırı adı verilmiştir. Bu aralar Sanal Alemde dolaşan bir yazıda görüyoruz: ADANALIYIK, ALLAHIN ADAMIYIK sözünün oradan geldiği ayrıntıları ile yazılıdır. Savaş yerleri gezilirken, konumu gereği pek dikkati çekmeyen bir yerdedir. Dikkatle aramak gerektir. Adana’da bir Belediye bu Bayırın örneğini bir yere yapmalıdır diye öneriyorum. Daha önce, bir Belediye Başkanına Çanakkale ve Adana Bayırı için bir öneride bulunmuştum ve hatta birkaç defa görüşmemiz de olmuştu. O zaman görüşmemiz kesildi ve daha sonraki gelişmeleri de bilmiyorum.

 

 

ÇANAKKALE ve ANDIMIZ

Av.Halil ALTIPARMAK

 

Bu hafta, 18 MART ÇANAKKALE ZAFERİ HAFTASI olduğu için başka bir yazı yazmak aklıma gelmiyor.

Çanakkale Zaferi konusunda bir kere isminden başlamalıyım diye düşünüyorum. Çünkü, 18 Mart 1915, Çanakkale’de Deniz Savaşlarının bittiği kabul edilen gündür. Karşı devletlerin en büyük gemileri ile Şubat’ta başladıkları çıkarma mücadeleleri, 18 Mart tarihinde, BEKLEMEDİKLERİ, çok ağır yenilgileri ile son bulmuştur.


Yaklaşık bir aylık hazırlık yaptıktan sonra, karadan çıkmayı kararlaştırmışlar ve birtakım şaşırtma taktikleri ile beraber bir kaç yerden karadan çıkma mücadelesine girişmişlerdir.

Neden Çanakkale, karşı güçler için çok önemlidir?

Çünkü, İstanbul işgal edilecek ve bu suretle iki büyük imkân elde edilecektir.

Birincisi, biz, savaştan çıkacağız, müttefiklerimiz yalnız kalacak. İkincisi de, Rus Çarlığına destek olma imkânı elde edilecek ve böylece de Almanya’nın etrafı çevrilmiş olacaktır.

Bizim açımızdan İstanbul’un işgali demek, her şeyimizin bitmesi demektir.

Bu durumun olmaması için, Türk Milleti, bütün unsurlarıyla ve can havliyle, hem Denizden ve hem de Karadan gelen o dönemin en büyük güçlerine karşı Tarihin en büyük SAVUNMA SAVAŞI’nı yapmıştır.

Burada hemen şu sorulabilir; 4 sene sonra 13 Kasım 1918’de Başkentimiz İstanbul işgal edilmedi mi? Çanakkale’yi geçemeyen karşı güçler ellerini, kollarını sallayarak Çanakkale’den geçip İstanbul’u işgal etmediler mi?

Cevap şudur: Evet, öyle oldu ve zaten her şeyimiz de bitmişti. AMA, GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER!

Deniz Savşaları’nda Nusrat Mayın Gemisi’nin, Mayın Komutanı Yüzbaşı Nazmi ve Yüzbaşı Hakkı Beylerin komutasında yapılan işler tarihe, silinmemek üzere kazılmıştır. Seyit Onbaşı’nın insanüstü ve akıl almaz yüreklilikle yaptığı işler, tarihin en şerefli sayfalarında silinmemecesine yerini almıştır. Bu isimler birer temsili isimlerdir. Deniz Savaşlarının kahramanları, en Üst Komutandan, Eratına kadar tüm Türk Askeridir.

24 Nisan 1915’te başlayan Kara Savaşları, 1916 yılının Ocak başlarında düşman güçlerinin gizlice çekilmesi, kaçması ile son bulmuştur. Çörçil, bu kaçmanın gizlice olmasından ve kayıp vermeden kaçtıkları için sonradan övünmüştür.

9 aydan fazla süren Çanakkale Kara Savaşları, İnsanlık Tarihi’nin en büyük Savunmalarından birisidir ve belki de birincisidir. Çünkü, karşı güçler, inanılmaz imkân bolluğu ile saldırmakta, Türk Milleti ise, bütün imkânsızlıklar içerisinde Savunma yapmaktadır. Bir olumsuzluğumuz daha vardır: Çanakkale Cephe Komutanı Almandır ve birçok Alman Subayı vardır. Mustafa Kemal ATATÜRK gibi Türk Komutanları bu durumdan son derece rahatsızlar ve bu durumu kabullenmemektedirler. Ancak, Türk Milleti için Savaşmak Zorunluluğu olduğundan, Kahramanca savaşmaya da devam etmektedirler.

Çanakkale Gazisi İsmail Hakkı Çavuş’un torunu olarak diyebilirim ki, Anadolu’da hemen her ailenin Çanakkale Savaşı ile ilgili bir Aile İçi hatırası vardır.

Şimdi en can alıcı soru şudur:

Bütün bu imkânsızlıklar, olumsuzluklar, zorluklar karşısında, o dönemin en büyük güçlerine karşı Çanakkale Savaşları nasıl kazanılmıştır?

Nasıl mı kazanıldı?

Bütün unsurlarıyla Türk Milleti, kendini Türk Kültür Alanı içerisinde gören herkes;

Türküm, Doğru olmalıyım ve mutlaka Çalışkan olmalıyım diyerek,

Benim İlkem, Küçüklerimi Korumak ve Büyüklerime Saygı duymak olmalıdır diyerek,

Yurdumu, Vatanımı, Milletimi kendi Özümden daha çok sevmeliyim diyerek,

Ülküm, İdealim, Yükselmek ve mutlaka İleri Gitmek olmalıdır diyerek,

Varlığımın ne önemi var, Türk Varlığına Armağan Olsun diyerek,

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyerek.

Bu duyguları aşılayan en alt kadrodan en üst komutana kadar bütün kahramanlara ve özellikle Mustafa Kemal ATATÜRK’e; açtığınız yoldan, gösterdiğiniz hedefe varacağımıza AND İÇERİZ diyerek.

Şimdi, anlaşılıyor mu, neden ANDIMIZ istenmez…

Birkaç konuyu daha anlatmalıyım.

Birincisi, Nusrat Mayın Gemisi, Tarsus’ta ADANA-MERSİN yolu üzerinde bir Müze ile birlikte sergiye ve ziyarete açıktır. Bunu sağladığı için o zamanın Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin KOCAMAZ’a teşekkür ederim.

İkincisi, Çanakkale Savaşları’nın unutulmaz hatıraları ile dolu olan Gelibolu Yarımadası herkes tarafından, mümkünse ziyaret edilmelidir. Ziyaretin sonunda, bambaşka bir ruh hali olacağı mutlaka görülecektir.

Üçüncü olarak, Çanakkale Savaşlarına Mustafa Kemal ATATÜRK’ün damgasını vurduğunu ve hiçbir gücün bu damgayı silemeyeceğini Gelibolu Yarımadasında görmek mümkündür.

Dördüncü olarak şunu söylemeliyim:

Bütün Gelibolu Yarımadası’nda tek İl’e nasip olmuş bir Bayır vardır: ADANA BAYIRI. Hikâyesi çok uzundur. Adana’dan giden Gençlerin yaptığı olağanüstü Kahramanlıklar sonucunda Şehit oldukları yere Adana Bayırı adı verilmiştir. Bu aralar Sanal Alemde dolaşan bir yazıda görüyoruz: ADANALIYIK, ALLAHIN ADAMIYIK sözünün oradan geldiği ayrıntıları ile yazılıdır. Savaş yerleri gezilirken, konumu gereği pek dikkati çekmeyen bir yerdedir. Dikkatle aramak gerektir. Adana’da bir Belediye bu Bayırın örneğini bir yere yapmalıdır diye öneriyorum. Daha önce, bir Belediye Başkanına Çanakkale ve Adana Bayırı için bir öneride bulunmuştum ve hatta birkaç defa görüşmemiz de olmuştu. O zaman görüşmemiz kesildi ve daha sonraki gelişmeleri de bilmiyorum.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

115 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi