DOĞU TÜRKİSTAN VE ÇİN

Birkaç günden beri ülke gündeminde çok ciddi yer almış olan bir konuyu ben de gündemime almalıyım. Çünkü, son derece önemli bir konudur. Konu, Doğu Türkistan ve Çin zulmü meselesidir.

Önce, Doğu Türkistan ile ilgili kısa bir bilgi vermeyi uygun görüyorum.

Tabii ki, çok büyük bir coğrafya ve çok büyük bir tarihten bahsediyoruz. Bu nedenle, bu konu ile ilgili kullanılan coğrafî bölgeler, kavramlar, isimler zaman içerisinde farklı kullanımlara ve farklı adlandırmalara sahne olmuşlardır. Biz, çok genel kullanım alanı bulan kavramları kullanmaya dikkat edeceğiz.

Doğu Türkistan, Asya’nın merkezini oluşturan Türkistan Bölgesinin doğu kısmıdır. Bu bölge, tarihî Türk kavimlerinin büyük çoğunluğuna yurtluk etmiştir. İskitler, Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karluklar, Karahanlılar gibi.

8. ve 18. Yüzyıllar arasında geçen barış döneminden sonra 1759 yılında zalim Çin-Mançu devletince işgal edilmiştir. Bu işgale Türkler sürekli direnmiş, yaklaşık 200 ayaklanma olmuş ve 3 defa özgürlüğüne kavuşmuştur. 1863 yılına gelindiğinde, Yakup Han tarafından Doğu Türkistan İslâm Devleti kurulmuştur. 1876 yılında yeniden zalim Çin-Mançu devleti tarafından işgal edilmiş ve kurulan devlet yıkılmıştır. Büyük ve kanlı mücadeleler sonunda, 1933 yılında aynı isimle yeniden bir devlet kurulmuş, 1937 yılında yeniden devlet yıkılmıştır. 1944 yılında Üç Vilayet İnkilâbı olarak bilinen ayaklanma ile Ali Han Töre tarafından Doğu Türkistan Cumhuriyeti kurulmuştur. Bu Cumhuriyet de, Çin’de iktidarı ele geçiren Mao kuvvetleri tarafından çok kanlı bir şekilde yıkılmıştır. Bu işgale, aynı zalimliği diğer Türklere de yapan katil Stalin de nedense(!) onay vermiştir.

Çin devleti, buraya, Yeni Topraklar anlamında Sincan Bölgesi adını vermektedir.

İşte, bu bölge, Kadim Türk Yurdu olarak, bugün, ülkemizde çok önemli gündem konularından birisidir.

Çünkü, böyle bir tarihe sahip olan bölge(miz), Çin devleti ile yapacağımız Suçluların İadesi ile ilgili bir Anlaşma ile karşı karşıya bulunmaktadır.

Yani, Çin ile böyle bir Anlaşma yapılır ise, yılanla aynı yatağa girilecek demektir.

2017 yılında o zamanın yetkilisi Bekir Bozdağ’ın imzaladığı böyle bir Anlaşma yapılmış, ancak bu Anlaşma TBMM’den geçmemiştir. 2020 Kasım ayı içerisinde Çin kendi usulünce bu Anlaşmayı onaylamış ve bizim de TBMM’den geçirmemizi beklemektedir.

Bu Anlaşma’nın Covid-19 virüsüne karşı uygulanacak olan Aşı meselesi ile ilgisi vardır iddialarını savunmak istemiyorum, çünkü, buna inanmak istemiyorum.

Ancak, nedeni ne olursa olsun, böyle bir Anlaşma TBMM tarafından asla onaylanmamalıdır.

Bu mesele, Devletlerarası Hukuk Kuralları, yani karşılıklılık (Mütekabiliyet) Esasları ölçüsünde değerlendirilecek bir konu asla değildir.

Neden? Çünkü;

  • Karşımızda, uluslararası kuralların işlediği bir devlet yoktur.
  • Tarihî mücadelelerin olduğu farklı bir bölgeden bahsediyoruz.
  • Doğu Türkistan Bölgesi, Türk Milleti’nin ve dolayısıyla Türk Dünyası’nın üzerine mutlaka titremesi gereken bölgedir.

Bu konuda bazı farklı bakış açılarını da ele almak gerektir diye düşünüyorum.

 ABD’nin Doğu Türkistan meselesindeki yeri ve dahli nedir? Doğrudur, ABD’nin başı çektiği Batı ülkelerinin çoğunda Doğu Türkistan konusuna destek tamdır.

Çin ile uğraşırken, ABD ve Batının oyununa gelmeyi elbette doğru bulmam. Ancak, soru şöyle olmalıdır: Çin, soydaşlarımıza zulüm gerçekten yapmakta mıdır, yapmamakta mıdır? Yukarıda anlatmaya çalıştığım Tarihî sürece bağlı olarak ve bugün içinde bulunduğumuz teknolojik şartlar ışığında, böyle bir katliamın ve zulmün olduğunu görüyoruz. ABD ve destekçileri, bu zulmü, Çin ile mücadelelerinde kullanmaya çalışıyorlar, kurdukları illegal örgütlere Uygur Türkleri arasından militan devşirdikleri gibi. Bu bizi ne kadar ilgilendirir ve öyledir diye soydaşlarımıza yapılan zulme seyirci mi kalacağız?

Millî Mücadelemizde, HER ŞEYE RAĞMEN, Sovyetler ve Lenin ile destek alabilmek için ilişkiler kurulmadı mı?

Yani, tıpkı Mustafa Kemal ATATÜRK’ün yaptığı gibi ABD ve destekçilerinin güdümüne girmeden Çin’in yaptığı zulme direnmeliyiz.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

47 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi