BAŞKA NE YAZABİLİRİZ Kİ

 

BAŞKA NE YAZABİLİRİZ Kİ

Av.Halil ALTIPARMAK

Gerçekten yazacak o kadar konu var ki, hangisini yazsam diye düşünüyorum.

Ancak, ne düşünürsem düşüneyim, korona virüsünün  dünyayı, ülkemi, insanlarımı ve hatta yakınlarımı içine çektiği ortam herhangi bir konuyu yazmama kesinlikle engel oluyor.

Daha doğrusu, içine düştüğümüz bu ağır SAĞLIK BUNALIMI’nın etkisi altında kalmaktan artık, çevremizi kurtaramıyoruz. Dolayısıyla, ne kadar iradî müdahale yapsak da kendimize, bu ortamı değiştirmekte çok zorlanıyorum.

Kimi arasam, kim arasa, kimi görsem Korona konusu birincil ve hatta bazen tek konu.

Hastalığın getirdiği ağır bunalım yetmezmiş gibi, ülkemizi yönettiğini iddia edenlerin içinde bulundukları durum, meselenin daha da ağırlaşmasına neden olmaktadır.

Çünkü;

Ne yapıldığı belli değil.

Kimin yetkili olduğu belli değil.

Açıklanan rakamların güvenilirliği zaten gitmiş.

Ülkeyi kapatma kararı alınamıyor.

Bu şartlarda toplum ve toplumun fertleri olarak ne yapabiliriz? Bir de toplumda, bilinçli hareket etmeyenlerin sayısı biraz fazlaca ise, ne yapacağız?

Hastalanıp ölmeyi mi bekeleyeceğiz?

Birkaç gün önce açıklanan VAKA SAYISI konunun dehşetini, vahametini olağanüstü artırmıştır. Hele uzun zamandan beri rakamların dehşet seviyesinde olduğunu söyleyenlere karşı ifade edilen ağır hakaretleri hatırlayınca, dehşet daha da artmaktadır.

En acil çözüm, zorunlu durumlar dışında ülkeyi belirli bir süre kapatmak gibi görünüyor, ama, buna yönetim idiasında olanların imkânsızlığı engel oluyor gibi. Bu konu imkân veya imkânsızlık meselesi değildir. Kararlılık meselesidir. Ekonominin battığını, kaynakların tükendiğini biliyoruz. Ama, çare bulmak da yöneticilerin işi. Yapılamıyorsa, bunu ilan edip çekilmek de yine yöneticilerin işi.

Ülkenin en tepesinde olduğu bilinen kişi, kendi emrindeki insanları suçlayarak bu ağır bunalımlardan kurtulabilir mi? Ya da böyle yaparak bunalım giderilebilir mi?

Ekonomi, battı, damadı suçla…

Sağlık battı, Bilim Kurulunu suçla…

Bu durum nereye kadar gidebilir ki?

Acil çözüme ihtiyacımız var.

İnsanlar dehşet içerisinde.

Lütfen konuyu, siyasî değerlendirme ve siyasî eleştiri şeklinde almayalım. Çünkü, şahsen benim siyasî önyargılarla hareket edecek bir anlayışım yok ve hatta buna ihtiyacım da yok. Çünkü, siyasî bir ikbal veya beklenti içerisinde değilim. Söylediklerim, ülkemin ve insanlarımın gerçekleri. Hatta diyebilirim ki, çok çok azını söylüyorum, söyleyebileceklerimin.

Ayrıca, bugüne kadar söylendiği gibi, anlattıklarım, felâket tellallığı hiç değil. Tam tersi, felâkete çare bulma gayretleri.

Çünkü, her şeye rağmen inanıyorum ki; bu ülke, Türk Milleti, bu badireden, bu çok ağır bunalımdan da elbirliği ile çıkacak.

Çünkü Türk Milleti, bir takım siyasetçilerin yaptıkları kutuplaşma gayretlerine rağmen, en ağır bunalımlarda kenetlenip mücadele etmesini bilir ve bunu da göstermiştir.

 

 

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

129 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi