AHLÂK ve AHLÂKLILIK

AHLÂK ve AHLÂKLILIK

Av.Halil ALTIPARMAK

Ahlâk kelimesi, insanlık tarihinde en çok kullanılan kelimelerden biri olmuştur.

Hâlâ, belki de en çok kullanılan kelime olmaya devam etmektedir.

Ancak, bu kadar sık kullanılan bu kelimenin, içeriği, taşıdığı anlam kullanım yaygınlığı kadar etkili midir acaba? Bu sorunun cevabı EVET olsa idi, bugün, insanlık, çok daha güzel, çok daha uyumlu ve çok daha insanî bir ortamda bulunuyor olurdu.

Her şeyden önce, Ahlâk gibi sihirli bir kelimenin içeriğini, taşıdığı anlamı ortaya koyarken neleri öne almalıyız, nelere dikkat etmeliyiz gibi konuları düşünmeden hareket edemeyiz.

Felsefe tarihi, temel olarak, Tanrı-Evren-İnsan üçgeni ile ilgili bir tarihtir. Ontoloji(Varlık Bilimi) ve Epistemoloji(Bilgi Bilimi) Felsefe Disiplininin temel, ana konuları olmuştur. Bu konularla ayrıntılı olarak ilgilenen Felsefe, İnsan ile ilgili konulara değindiğinde, insanın mutluluğunun asıl olması gereken olduğunda genellikle fikir birliği vardır. İşte bu durumda, mutluluğun anahtarı olarak da AHLÂK kavramının etkili olması gerektiği, yani, AHLÂKLI yaşamak gerektiği bir çok felsefeci tarafından kabul görmüştür.

Bütün Kitabî dinlerde ve bütün diğer İnançlarda insanın Ahlâklı yaşaması gerektiği  vurgulanmaktadır. İnsanın Ahlâklı yaşaması konusu, bütün İnanç Düzenlerinde ısrarla öne çıkarılmaktadır.

Bu durumda, şu soru akla gelmektedir:

AHLÂKLI yaşamak için, insanın, neye ihtiyacı vardır? Yani, AHLÂKLI yaşamanın kaynağı nedir, hatta, AHLÂK’IN kaynağı nedir?

İşte, insanlığın bilincinin oluşmaya başladığından beri üzerinde durulan, tartışılan ve hâlâ tam bir fikir birliğine varılamayan konuların başında bu gelmektedir.

AHLÂK’IN kaynağı nedir?

Bütün İnanç Düzenleri, Ahlâklı olmaktan bahsettiğine göre, İnançların bu konuda birbirlerine üstünlükleri, farklılıkları olmaması gerekir. O halde, farklılıkları oluşturan, farklılıkları orta yere koyan nedir?

Hangi İnanç Düzeni içerisinde olursa olsun, o İnancın mensuplarının uygulamada AHLÂKLl yaşadıklarını, davrandıklarını göstermeleri şarttır. Aksi takdirde, uygulamada AHLÂKLI bir yaşantı, davranış sergilemeyen İnanç mensupları hem kendilerine, ama, hem de inandıkları İnanç Düzenine zarar vermektedirler.

Bütün bu temel felsefî konuları neden aktardık?

Çünkü, bu konuyu ele almadan, geçici, yüzeysel konuları ele alarak, eleştirerek, tartışarak iyi sonuçlar elde etmeye imkân yoktur.

AHLÂKLI yaşamayı göze alamayan toplumlar, AHLÂK’IN kaynağını nereden alırlarsa alsınlar, iyi sonuçlara ulaşmaları mümkün değildir.

AHLÂK, önce, vicdan meselesidir, akıl meselesidir, nefse hâkimiyet meselesidir, toplumcu ve insancıl bakabilme meselesidir.

Kendi etrafımıza bir bakalım, İnancının tam olduğunu iddia edenlerin, kendilerini öyle göstermeye çalışanların ne kadarı bu ölçülerle AHLÂKLI bir hayat sürmektedir?

 

 

 

 

 

 

  

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAYRAK
Çarşamba, 18 Kasım 2020
...
ÜÇ KAFADAR…
Pazar, 15 Kasım 2020
...
BAROLAR
Pazartesi, 23 Kasım 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

211 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi