ELBETTE EKONOMİ

Halil ALTIPARMAK

Şu anda ülkede herkesin birincil konusu EKONOMİ olmuştur.

Yani, ülke ekonomisi nereye gidecektir?

Ekonomik anlamda yaşadıklarımız hiç de şaşırtıcı değildir.

Tamam, dünyada, ülkemizde, tarihte ekonominin yönlendirildiği, açık ve gizli müdahalelerin olduğu kabul edilir bir durumdur.

Ancak, bütün bunlara rağmen ekonominin bir de kuralları vardır. 

Bu kurallar, aslında o kadar belirlidir ki, ne müdahale, ne yönlendirme o kuralların uygulanmasını uzun süre önleyemez.

Nedir, bu kurallar?

Çok basit ve temel olanını söyleyelim…

 

ÜRETECEKSİN!

Üretmek, hayatın temel unsurudur. Üretmek, yaşamanın aslî temelidir. Üretmeden yaşamayı düşünmek bile mümkün değildir.

Nedir başka bir kural?

Kendi paran dünyada geçerli değilse, geçerli paranın elinizde yeteri kadar olmasını sağlayacaksın.

Türkiye, kronik olarak döviz açığı vermektedir. Yani, İthalatı, İhracatından sürekli çok fazladır. Bunu mutlaka tersine çevireceksin, ya da, eşitlemeye çalışacaksın.

Başka bir kural şudur:

Ekonomi, tek başına yaşanan bir düzen değildir. Bütün dünya ile ilişkide bulunmaktasın. O halde, ilişkide bulunduğun yerlere, yani, bütün dünyaya güven vereceksin ki, seninle ilişki kurmaktan memnun olacaklar.

Kuralları daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Çünkü, sadece bu kurallara göre durumumuzu rakamlara boğmadan değerlendirelim.

Türkiye, bu kuralların hangisine uydu, bu iktidar döneminde.

Ülkemizde üretim unutuldu, adeta tüketim cennetine dönüştü (örnek AVM’ler). Özellikle Çin malları ülkemizi istila etti. Ama, ülkeyi yönettiğini iddia edenler, sadece seyrediyor. Son 7 yılda, Çin’e karşı Dış Ticaret açığımız, 150 milyar dolar civarında. Neden seyrediyoruz? O zaman neden ağlıyoruz?

2023’de 500 milyar dolar ihracat hedefi ne oldu? 4-5 sene evvel televizyonda yaptığım konuşmalar ortada. Bir Ekonomist olarak, bu hedef, sadece, kandırma, içimizde birilerini uyutma taktiği dediğim günleri çok iyi hatırlıyorum. Bu şartlarda, yani, üretmediğin için, ihracatının, ithalatı yakalama imkânı olabilir mi? Bu şartlarda döviz açığını kapatma imkânı olabilir mi? Tam tersini yaşamıyor muyuz? O halde, dövizin yükselmesini neden başkalarına bağlıyoruz?

Gelelim BİZİM İÇİN ESAS KONUYA…

Ülkemiz yönetimi, bir şekilde beceriksizlikleri dolayısı ekonomimizi zora soktu. Ekonomide çare tükenmez elbette. Bir yerlerden, borç alınır, bu borç değerlendirilir ve yeniden atağa kalkılır. Bunlar olabilir. Ancak, biz o imkânı kaybetmek üzereyiz ve maalesef, üzelerek söylüyorum ki bu ortam devam ederse tamamen kaybedeceğiz.

Çünkü, ekonomi, güven üzerine kurulur. Güvendiğinize borç verirsiniz, güvendiğinize yatırım yaparsınız.

Ülkenin, ekonomik verileri, iflas noktasına gelindiğini göstermesine rağmen, hâlâ hamasetlerle, uyutmalarla geçiştirmeye çalışıyoruz.

Yepyeni bir düzene geçmek zorundayız.

Ekonomi ile ilgili tüm kurumların mutlaka bağımsız olmaları gerekmektedir.

Öyle, başta enflasyon, işsizlik vs gibi rakamları eğip bükerseniz, hangi güvenle borç bulabileceksiniz? DYY (Doğrudan Yabancı Yatırım)’nin gelişini nasıl sağlayabileceksiniz?

İhale Kanunu’nda 150’den fazla değişiklik yaparsanız, bunu dünyaya nasıl açıklayabileceksiniz? Şeffalık olmadan hangi güven ortamından bahsedeceksiniz?

İhracat yaptığımız ilk 5 ülke; Almanya, İngiltere, Irak, İtalya, ABD. Biz, bu ülkelere gerekli, gereksiz devamlı saydırıyoruz. Nasıl ilişkilerimizi normalleştireceğiz?

Bakın, hemen hemen hiçbir rakam vermedim. Rakamları herkes veriyor ve gerekirse hepsini veririz, çünkü BİLİYORUZ.

Önemli olan mantalite ve aklın kılavuzluğuna başvurmaktır. Bu gerçek, sadece yönetim iddiasında olanlar için değil, hepimiz için geçerlidir.

Gidişat, ülke ekonomimizin birilerine teslimi noktasına doğru gitmektedir.

Hamasetle, uyutma ile, iç işlerinde kendi inananlarımı ayakta tutarsam yeter anlayışıyla devam edilemez.

Yani, demek ki, Tek kişinin kararları ile ülke yönetilemiyormuş.

Zaten, yönetme iddiasında olanlar da, BÖYLE devam etmeyeceğini biliyorlar. PEKİ, NE BEKLİYORLAR? Aslında, temel soru bu!

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
BEKİR SITKI ERDOĞAN
Cumartesi, 17 Nisan 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

253 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi