TARİHİN SONU MU?

TARİHİN SONU MU?

Halil ALTIPARMAK

1990’ların başında çok konuşulmuş olan felsefî, ideolojik, siyasî anlamda uluslararası tartışmalara kaynak oluşturan iki kitaptan bahsetmek istiyorum.

1990’ların başında Sovyetlerin dağılması ve arkasından Körfez Savaşı’nın olması, dünyada, Yeni Dünya Düzeni’nin oluşmakta olduğu tartışmalarını başlatmıştı.

İşte, bu dönemde, Japon asıllı ABD’li Francis Fukuyama, yazdığı kitap yüzünden Yeni Dünya Düzeni ile ilgili tartışmaların odağına oturdu.

Neydi kitabın adı? Tarihin sonu ve Son İnsan!

Fukuyama, dönemin getirdiği sonuca bağlı olarak şunu iddia ediyordu:  Dünyada, Liberalizmin önünde hiçbir engel kalmamıştır, bundan böyle, sadece Liberalizm geçerli olacaktır. Yani, artık, dünyada, Libetralizmin karşısında hiçbir muhalif görüş, karşı görüş olmayacaktır, olamayacaktır.

Samuel Huntington’ın Medeniyetler Çatışması kitabı da, bazı bakımlardan, Fukuyama’ya cevap olarak değerlendirilmiştir. Huntington, bundan sonra çatışmalar, siyasî ve ideolojik değil, din ve kültürel anlamda olacaktır iddiasında idi.

Her iki yazarın, sonuç itibarıyla görüşleri, Yeni Dünya Düzeni’nin, Soğuk Savaş sonrası oluşmakta olduğu iddiasına dayanıyordu ve hatta bu Düzen’in oluşumunun kaynakları kabul ediliyorlardı.

Ancak, bugün gelinen noktada, bu yazarların görüşlerinin yeniden tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Gözle görünemeyen bir virüs, 1648 Westfalya barışından sonra oluşmaya başladığı kabul edilen Batı Medeniyeti’ni Halaç pamuğu gibi atıyor.  

Düşünelim; Batı Medeniyeti’ni bugünkü şartlar altında hangi ülkeler temsil eder diye sorsak ne cevap alırız? İtalya, Fransa, Almanya, İngiltere ve tabii bunların amiral gemisi ABD! İkinci sırada da İspanya, Hollanda, Belçika ve kısmen Kanada diye cevap verilse kimse şaşırmaz galiba.

Yine soralım; korona virüsten, dünyada en çok hangi ülkeler etkilendi?

Çok ilginç, en çok amiral gemisi ABD olmak üzere bu ülkeler değil mi?

Bir daha soralım; bu bir tesadüf mü?

Peki, bu şartlar altında, şunu sormak gerekmez mi?

Hangi medeniyetler çatışıyor?

Daha da önemlisi, hani tarihin sonu idi? (Neo)Liberalizmin birinci derecede temsilcilerinin içine düştüğü acz, zaaf, düşkünlük, yanlışlık, hesapsızlık, öngörüsüzlük, plansızlık ve rezalet gözümüzün önünde yaşanmıyor mu?

Elbette şu söylenebilir: ( Neo)Liberalizm, vahşi kapitalizm, kendisini toparlayıp, yeniden düzenini koruyabilir.

Ama, bana göre, geçmiş ola!

Çünkü, bu tür, izmler, mizmler, tarihe yön verdiği iddia edilen görüşler, yaşanan pragmatik gerçeklere göre düzen kurmak gerektiği gerçeğinin karşısında yenilmek zorundadırlar.

İşte, bu nedenle, Mustafa Kemal ATATÜRK, ölümsüzdür. Yani, Milletine ve devletine ne yararlı olacak ise, ona göre görüş belirtmek ve ona göre düzen kurmak gerektiğini anlayan, bilen, gören ve uygulayan Büyük Türk , ÖLMEYECEKSİN, HERKES SANA DÖNECEK!

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


HAYAT VE İNSAN
Perşembe, 21 Ocak 2021
...
BEKİR SITKI ERDOĞAN
Cumartesi, 17 Nisan 2021
...
KAVRAMLARI AYIRMAK
Pazar, 27 Aralık 2020
...
SEVGİNİN GÜCÜ
Cumartesi, 19 Kasım 2022
...
HAİNLİK KOLAY MI?
Pazar, 11 Nisan 2021
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

171 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi