GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE LİBYA VE TÜRKİYE - Enver KABUL

Libya, Afrika kıtasının kuzeyinde, doğusunda Mısır ve Sudan, batısında Cezayir ve Tunus, güneyinde Nijer, Sudan ve Çad ile komşu bir Müslüman ülkedir. Ülkenin adı olan Libya eski Mısırlıların Nil'in batısında yaşayan "Berberiler" için kullandıkları "Lebu" kelimesinden gelmektedir. Ülkenin asıl yerlileri Berberilerdir.(Amazigh) 647 yılında Arap İslâm orduları Libya’ya gelerek Bizans'ı mağlup etmiş, uzun süre İslâm egemenliğinden sonra İspanyol egemenliğine girdi. 

Libya 1553’te büyük Türk denizcisi "Turgut Reis" tarafından fethedildi.1611 yılına kadar İstanbul'dan atanan paşalar tarafından yönetildi.1611’den itibaren "Dayılık Sistemi" geldi. Osmanlı Devleti’nin zayıflamasına paralel olarak Dayılar, daha bağımsız hareket etmeye başladılar ve bir devlet başkanı gibi başka devletlerle ikili antlaşmalar dahi yapabiliyorlardı.19.y.yılın başlarında Tunus ve Cezayir' deki Dayılar Akdeniz'de ABD'nin Filadelifya gemisini batırmışlardır. Osmanlılar 1835’te Libya'daki kontrolü yeniden sağlayarak merkezi yönetime bağladılar.

Fransa 1830’da Tunus ve Cezayir’i, İspanya 1860’da Fas'ı, İngiltere'de 1882’de Mısır'ı işgal etti.1908’de Avusturya Bosna-Hersek'i ilhak ederken, Bulgaristan'da bağımsızlığını ilan etmiş, Yunanistan'da Girit üzerinde faaliyetlerini yoğunlaştırdı.19.yy sonlarına doğru büyük devletler arasına girmeyi başaran İtalya’da stratejik öneme sahip Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki en son toprağı(Libya) Trablusgarp üzerinde faaliyetlere Trablusgarp ve Bingazi'de bankalar açarak ticari faaliyetler ile bu coğrafya üzerinde siyasi ve iktisadi girişimlerine hız verdi. İtalyanlar, Osmanlı'nın zayıflığından istifade ederek ve işgal için çeşitli bahaneler öne sürerek 1911’in sonlarına doğru işgal girişiminde bulundu.Malesef Osmanlı Devleti de Mısır İngilizlerin işgalinde olduğu için Kara Ordusu gönderememiş, donanması da İtalyan donanması dan zayıf olduğu için yardıma gidememiştir. Bu durum karşısında Osmanlı Genelkurmayı, genç vatansever subaylardan Bnb Enver ve Yzb Mustafa Kemal gibi az sayıdaki gönüllü Türk subaylarını gizlice Trablusgarp ve Bingazi'ye göndermiştir. Türk subayları az sayıdaki askerlerle birlikte Libya halkını teşkilatlandırıp, İtalyanlara karşı çok başarılı oldular. Özellikle Yzb Mustafa Kemal, Derne ve Tobruk'ta,Bnb Enver Bingazi'de zaferler kazandılar. Libya’daki Sunusi şeyhlerinin yardım çağrısı ile milis kuvvetleri oluşturuldu ve gönüllü olarak Türk askerleriyle birlikte İtalyanlara karşı direniş gösterip başarılıda oldular. Ne yazık ki 1912’nin sonlarına doğru Rusya'nın kışkırtması ile dört Balkan ülkesi Osmanlıya saldırınca, mecburen İtalya ile 1912 Uşi antlaşması yapılmış ve böylece Kuzey Afrika'daki son toprağımız da İtalya'ya bırakıldı.

LİBYA KRALLIĞI

İtalyan sömürgeciliğine karşı ilk tohumları Türk subayları tarafından oluşturulan Libya halk direniş hareketi, Ömer Muhtar ve arkadaşları tarafından sürdürüldü ise de Ömer Muhtar'ın yakalanarak idam edilmesi sonucu başarısızlığa uğradı.2.Dünya Savaşı'ndan sonra bölge Fransa ve Birleşik Krallık idaresine bırakıldı. Birleşmiş Milletler 1949’da Libya'nın bağımsız bir ülke olması kararını aldı. Mısır’da sürgünde bulunan Şeyh İdris 1951’de Libya Kralı oldu. Türkiye Cumhuriyeti ‘de kardeş Libya devletine idari destek sağladı. Libya ordusunun kurucusu ve ilk Genelkurmay Başkanı (1952-1955) Umran Elhasi,Libya Derne'de Türk asıllı bir ailenin çocuğu olarak doğmuş ve 1972’de İzmir'de ölmüştür.

1969’da Libya Kralının Türkiye'de bulunduğu sırada ordunun genç subaylarından "Muammer Muhammed Abdulselam El Kaddafi" öncülüğünde bir grup subay darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. Monarşi yönetimi sona erdirilerek ülkenin adı "Büyük Sosyalist Libya Arap Halk Cumhuriyeti" olarak değiştirildi. Kıbrıs Barış Harekâtında Dünya'da bize manevi destek verdi. Libya, Pakistan ve Bangladeş. Libya manevî desteğin yanında maddi destek veren tek ülkedir.

ALBAY KADDAFİ VE BÜLENT ECEVİT

Kaddafi 1942’de Sirte'de doğmuş, Libya Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olmuş ve arkasından İngiltere'ye giderek "Askeri Uzmanlık" eğitimi almıştır.1969’da Yüzbaşı olan Kaddafi, daha önce arkadaşlarıyla kurduğu "Özgür Subaylar Hareketi" isimli gizli örgütten destek alarak 1 Eylül 1969’da Kral İdris'e darbe yaparak devletin başına geçti. Daha sonra da Albay rütbesi alarak "Libya Silahlı Kuvvetleri Komutanı"oldu.Yönetimi ele aldıktan sonra anayasal kuruluşları feshetti. “İslami Sosyalizmi“ ideolojisiyle hareket edeceğini, Arap Birliği için çalışacağını, bağımsız ülkelerle birlikte ırkçılığa, sömürgeciliğe ve toplumsal baskıya karşı çıkacağını açıklamıştır. ABD'nin 7 Eylül 1969’da Kaddafi'yi tanıması üzerine Kral görevini bıraktı. Ocak 1970 tarihinde yeni bir anayasa ile Başbakanlık ve Savunma bakanlığı görevlerini üstlenmiş, İngiliz askeri üslerini kapatmış ve petrol şirketlerini millîleştirmiştir.

Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türkiye'ye destek vererek askeri yardım sağladı Kaddafi adı Türkiye için 1974’ten sonra efsane haline geldi. Kıbrıs Barış Harekâtında yalnız kalan Türkiye'ye açık destek veren Kaddafi'nin Libya’sıdır. ABD ambargosu yüzünden yedek parça bulamayan Türk jetlerine silah depolarını açan, “jetleriniz bizim havalimanımıza insin" diye açık teminatlar ile bu genç Albay, Anadolu kahvehanelerine fotoğraflarını astırmayı başarmıştı. Türkiye, Libya'dan aldığı silahların parasını ödemek ve yeni silahlar almak için Libya’ya görüşünü iletince; Libya Genelkurmay Başkanı, sizden para almayız, depolarda ne kadar silah, malzeme varsa hemen gönderelim teklifinde bulundu.Heyette ki Türk subaylar üsse giderek işimize yarayacak silah ve malzemeyi belirledi. Bu cephaneler 4 DC 9 uçağına yüklenerek Türkiye'ye gönderildi.Herşey Kaddafi'nin kesin emri ile gerçekleşmişti.1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 5.yıldönümünde dönemin Maliye Bakanı Deniz Baykal Libya’ya gitmişti. Kıbrıs Barış Harekâtı’nı Kaddafi'ye anlattı. Kaddafi ise "Neden tamamını almadınız “diye sordu ve arkasından "Eğer Yunanistan kıpırdarsa size elimizden gelen bütün yardımı yaparız “Kaddafi Baykal’a, Ben askerlerle birlikte yemek yiyeceğim. Siz de gelin Kıbrıs Barış Harekâtı’nı anlatın ricasında bulunmuş ve Deniz Baykal Türkiye'ye Kaddafi'nin uçağı ile dönmüştü. Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Türk jetlerinin yanlışlıkla batırdığı "Kocatepe Muhribi'nden" sağ kurtulanların Türkiye'ye getirilmesinde önemli rol oynadı. Kurtarılanların arasında eski Deniz Kuvvetleri Komutanlarından "Güven Erkaya’da “vardı.

1979 Ocak ayının sonlarıydı. Başbakan Bülent Ecevit ve ekibi Libya’ya ziyarette bulundu. İlk gün iki ülkenin teknik heyetleri bir araya gelmiş, Türk tarafı petrol talep ediyoruz talebinde bulundu 2.gün Kaddafi-Ecevit görüşecekti. Trablus’ta büyük bir bahçe içinde süslenmiş büyük bir "Arap Bedevi Çadırevinin" önünde Ecevit'i heyecanla bekleyen lider Kaddafi’dir. Ecevit belli etmese de çok şaşırmıştır. Çadırın içine geçilir, görüşmeler yapılır ve Türkiye'nin daha fazla petrol isteğimize tamam der. Libya önem verdiği misafirlerini Bedevi Çadırında ağırlamaktadır ki bu Ömer Muhtar'dan beri bir gelenektir.

NEREDESİN ALBAY KADDAFİ

Bir zamanlar Libya denince akla Kaddafi gelirdi. Batı onun için "Deli Diktatör" Saray bahçesinde çadır kurduğu için "Meczup Arap “gibi sözlerle Batı basınında tanıtılmıştı. "Arap Baharı" denilen "Yalan Rüzgârının" en kanlı müdahalesi bu ülkede yapıldı. Öyle yıkıcı ve şiddetli olduki, Arap Baharı fikrini ortaya atanlar bile "Arap Kışı “demeye başladılar.Libya,batılı güçlerin, ne yazık ki Türkiye'yi de alet ederek oynadıkları korkunç olduğu kadar da başarısız bir Batı'nın Libya'ya müdahalesi bir insanlık ayıbıdır. Uluslararası Hukuk’un guguk olduğu kanlı bir müdahaledir. Obama ve Hillary Clinton ikilisinin iktidarda oldukları süre içinde, ABD'nin yönlendirdiği, terör şirketlerinin kiralık orduları, Pentagon/CIA'nın müdahalesi ile yedi ülkede kan akmıştır. Libya, batılı sırtlanların pençesine düşürülmeden önce Afrika'nın incisiydi. Kaddafi’nin hatalarını bir yana bırakırsak,42 yıllık iktidarlığı sırasında Libya çöllerini su kanallarıyla bezemiştir Parasız eğitim ve parasız sağlık hizmetleriyle tanınmıştı. Tarım işletmecilerine ve hayvancılık yapanlara bedava arazi ve hayvan verilmişti. Doğum yapan her Libyalı kadına geri ödemesiz 5 bin dolar vermişti.1969’da okuma-yazma oranı %25 ten % 87 ye çıkarılmıştı. Libya’da bir devlet bankası vardı ve isteyen vatandaşına sıfır faizle borç veriyordu. Ayrıca

Libya'nın hiçbir ülkeye dış borcu yoktu. Kaddafi’nin en büyük suçu; tüm Afrika'da geçerli olacak altına endeksli "Afrika Parası" için hazırlık yapıyordu. İşte onun bu hareketi Dünya para patronlarını çileden çıkarmaya yeterliydi Sonuçta batılı haydutlar Libya'ya tezgahı kurdular, yalan rüzgarları ile Kaddafi'yi alaşağı ettiler. Memleketi SİRTE'de saklandığı yerde isyancılar tarafından yakalandı. Halka "Evlatlarım ben sizin babanızım, siz neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorsunuz. Bu yaptığınız haramdır" dediyse de katledildi. Sahra çölünde bilinmeyen bir yere gömdüler. Şimdi sırtlanlar ve çakallar Libya petrolü ve doğalgazı için birbirini yemeye başladılar. Bu petrol babası şirketler mahşerin dört atlısı 1- Exxon-Mobil, 2-Chevron-Texaco, 3- BP-Amoco, 4-Royal Dutch-Shell'dir. Neredesin ey Kaddafi Libya kan ağlamaya devam ediyor. Sırtından seni hançerleyen BRÜTÜS'ler seni bekliyor.

LİBYA NEREYE GİDİYOR?HAFTER KİMİN ADAMI?ABD'NİN Mİ RUSYA'NIN MI YOKSA LİBYA'NIN MI ?

Hafter 1943 Ecdadiye doğumlu.1966 Kara Harp Okulu mezunu.1969 darbesine katıldı.1978 Sovyetler Birliği döneminde "Moskova Askeri Akademisi'nde" üç yıl askeri eğitim aldı.1973 Arap/İsrail savaşına katıldı. Mısır cephesinde gösterdiği başarıdan dolayı, Mısır devletinden üstün cesaret nişanı aldı. Libya Ordusunun Genelkurmay Başkanı oldu. Libya-Çat savaşında kısa sürede Çat'ı işgal etti. Kaddafi ise Çat'ı işgal eden orduyu desteksiz bırakmış ve Libya ordusuyla bağlantısı olmadığını açıkladı.Hafter yanındaki askerlerle birlikte esir alındı. Mısır devletinin girişimi ile Çat onu sürgün şartı ile serbest Kaddafi'ye karşı bir grup muhalif subayla birlikte 1988’de "Libya Kurtuluş Cephesini" kurdu ve hakkında idam cezası verildi. ABD’de 20 yıl sürgünde kaldıktan sonra Şubat 2011’de halk ayaklanması başladıktan sonra Libya'ya dönerek ayaklanmaya destek vererek Kaddafi hükumetini devirdi. Geçici hükümet kuruldu.Hafter ve diğer arkadaşlarına askeri itibarları iade edildi. Kaddafi rejiminin yıkılması ile dağılan Libya ordusunun subayları "Libya Ulusal Ordusunu" kurdular. Geçici hükümet Ağustos 2012’de görevini seçilen 200 üyeli "Ulusal Kongreye" devretti. Ulusal Kongrede çoğunluk siyasal İslamcı dinci grupların hakimiyeti altındaydı. Kısa sürede Libya'nın Doğu ve Güney’i aşırı dinci militanların kontrolüne geçerken, aşamalı olarak ulusalcı subayları görevden aldılar. Yüzlerce aydın ve subay suikastlar sonucu öldürüldü. Ulusal Kongre'nin süresi bitmiş Libya yeniden seçime gitmişti. Ancak bu sefer siyasal İslamcı gruplar parlamentoda çoğunluğu kaybettiler. Meclisin Başkent Trablusgarp’ta toplanmasına engel oldular. Bunun üzerine Meclis doğu kenti Dobruk'ta toplanarak geçici Libya Hükümeti’ni kurarak, Hafter taraftarı "Libya Ulusal Ordusuna" destek verdi. Libya Ulusal Ordusu Halife Hafter'e Başkomutan unvanını verdi. Libya Ulusal Ordusu, Doğu kentlerini, petrol kuyuları ve limanları; IŞİD,El Kaide ve İhvancı gruplardan temizledi.

Batıda ise Başkent Trablusgarp'da "Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti" ,Birleşmiş Milletler tarafından Libya'nın meşru hükümeti olarak tanımıştır.UMH 2016’da Tunus’ta toplanmış,Serrac Başbakan olarak Mart 2016’da Başkent Trablusgarp'a gelerek görevi devralmasının ardından Temsilciler Meclisi,UMH'ni tanımadığını duyurmuş ve bu anlaşmazlık iç savaşı yeniden hareketlendirmiştir. Bu iç savaşta Sudi Arabistan,Mısır,Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya Halife Hafteri ve Doğu Hükumetini,Türkiye ve Katar ise meşru Batı Hükümeti’ni desteklemiştir. Libya iç savaşında Rusya, Wagner paralı Rus askerleri ile Sudan'dan gelen paralı askerler ile Halife Hafter'e destek vermiş ve Batı Meşru Hükümeti’ne karşı saldırıya geçmişti. Başkent Trablusgarp’da ki meşru UMH'ti Hafter'e karşı silahlı paramiliter milislerle mücadele etmekteydi. Bu grupları çoğunlukla siyasal dinci militanlar(İhvancılar) oluşturmaktaydı. Libya’nın %90 ı Hafter'in %10 ise Batı Meşru Hükümeti UMH'nin kontrolü altındaydı. Türkiye bu süreç içerisinde UMH’ti ile ilişkilerini geliştirmiş, Türk asıllı Başbakan Serrac'a, siyasi, askeri, istihbarat, İHA ve SİHA'lar ile destek vermiş ve UMH'nin ayakta kalmasını sağlamıştır. Bu yakınlık sonucu olarak Türkiye-Libya arasında "MAVİ VATAN" antlaşması imzalanmış, böylece Türkiye Libya'ya kadar olan Akdeniz sularında egemenlik hakkını genişletmiştir. Birleşmiş Milletler, Libya'da seçim yapılmasına karar vermiş ve Dibeybe Başbakanlığında geçici hükümet kurulmuştur. Seçime kadar da Dibeybe Hükümeti görev yapacaktır.

Uzun yıllar Libya ve Cezayir de şirketlerde üst düzey yöneticilik yapan ve hâlen Libya'ya saha çalışmalarına da devam eden araştırmacı-yazar Avk Ali Öztürkmen Bey'in özverili çalışması ile bu bilgiler tarafıma ulaştırılmış, bende günümüzde önemini koruyan bu önemli konuyu yazarak, siz değerli okurlara ulaştırmayı görev bilerek yazdım.(Saygılarımla)Enver Kabul

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

62 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi