KÜRESELLEŞEN DÜNYANIN HEDEFİNDEKİ TÜRKİYE

21. asrın başlamasıyla gerek Dünya gerekse Türkiye için çok önemli olaylar cereyan etmektedir.70 yıllık Komünizmin Rusya ve uydularında çökmesiyle, iki kutuplu dünya düzeninin yerini tek merkezli ABD jandarmalığının hakim olduğu tek merkezli sistemin uygulanmaya konması ve Türkiye'nin de birdenbire 300 milyonluk Türk Dünyasına kapılarının açılması ile, ABD ve Türkiye arasında adı konulmamış bir mücadeleyle

 karşılıklı siyasi, ekonomik ve askeri baskılar ve bunlara dayalı restleşmelerin olduğunu görmekteyiz.Malesef iki yüzyıldır Orta Asya ve Kafkasya’daki Müslüman-Türk kavim ve topluluklarını etnik kökenleri farklıymış gibi göstererek "Millet” oluşumu fikri sürekli  ötelenmiş, aynı kök ve inanca sahip kadim Türk toplulukları asimile edilerek baskı ve zulümle etkisiz hale getirilmişti. Türk Dünyasındaki uyanış başta ABD ve batılı emperyalist ülkeleri ürkürmüş,bu nedenle de Türkiye’ye karşı olan tutumlarını daha da baskıcı hale getirdiler. Yeni Dünya Düzenine yön vermeye çalışan küresel güçler, Türkiye'yi etkisizleştirmek için "Küreselleşme “adı altında çeşitli etnik kökenlere ayrıştırılarak "yerelleşme "sistemi ile tamamen batının emrinde olan bir ülke haline getirilmek istenmektedir.

 Arap dünyası 1.Dünya Savaşı ile zaten "kabile ve mezhep esasına dayalı batının emrine girmişti. ABD’li sosyal teorisyen John Naisbitt  "Global Paradoks" adlı eserinde diyor ki "Millet kavramı kaldırılacak yerine kabilecilik sistemi ön plana çıkarılacak, böylece kabileleri birbirlerine karşı karşıya getirerek bütün dünya ya hakim olma düzenine geçilecektir. Ayrıca ekonomide devlet değil ferdi şirketler önemlidir. Böylece Dünya hakimiyeti tamamen ABD’nin ve perde arkasındaki Yahudi Siyonistlerin eline geçecektir. Yıllardır bazı siyasilerimiz "Müslüman Türk Milleti” yerine Türk, Kürt, Zaza, Çerkez, Yörük gibi kabile ve aşiret ve mezhep kimlikli sistemi övüne övüne dile getirmekteler. Devşirme-dönmeler Osmanlı'da "Vezir, Sadrazam olanlar hristiyan babalarını, kardeşlerini, hısımlarını sözde "Müslüman" olduklarından Devletin üst yönetimine atandıklarını tarihi kayıtlar ortaya koymaktadır. Devletin sahibi Müslüman Türkler ise kendi devletinde köle muamelesi görüyordu.

Avrupalı bir Tarihçi Paul Colles'de devşirme-dönmeler idareciler için "Bu Müslüman Türk İmparatorluğu sadece Müslüman ve Türk doğumlu olmayanları MÜKAFATLANDIRMA yolundaydılar" demektedir. Padişah 4.Mehmet’ten itibaren Osmanlı içine gizlenen "Sabatayistler hala içimizde önemli mevkide makamlarda barındırmaktayız. Unutmayalım "Müslüman -Türk Kimliği"kabileleştirilirse artık "Türkiye" yerine "Anadolu Halkları" kullanılacak, buda hepimizin sonu demektir. Aklımızı başımıza alalım. “Bir olalım, iri olalım, diri olalım”. Başka kurtuluş yok ki.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları


BAYRAK
Çarşamba, 18 Kasım 2020
...
ÜÇ KAFADAR…
Pazar, 15 Kasım 2020
...
BAROLAR
Pazartesi, 23 Kasım 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

71 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi