ERMENİ-KÜRT KARDEŞLİĞİ

Geçen haftadan devam                                     -5-    

ERMENİ-KÜRT KARDEŞLİĞİ

DR. Mahmut RİŞVANOĞLU
 
Almanya'da Türklerin düzenlediği bir toplantıda Prof. Dr. Hasan Köni, "Ermeni Meselesi" başlıklı bir konuşma yapmış ve bu ara konuşmasında şöyle demiş:
"Tehcir sırasında, yerinden olmamak için 'convert' yani Müslümanlığına dönen Ermeniler de vardır. Bunların kim olduğunu bilemiyoruz. Sayılar 300-400 bin kişi olarak tahmin edilmektedir. Ayrıca Musevi ve Rum asıllı olup Müslümanlığa girmiş yani dönmüşlerde vardır. Bunları, Türkiye Cumhuriyeti kendi vatandaşların rahatsız etmemek için açıklamıyor. Belki de devlet içinde yüksek mevkilere, rütbeye gelmişlerdir."

Yaşar Canca şöyle bir tespiti var:

"Hrant Dink, bir Ermenistan gezisinde oradaki muhataplarına; siz 1,5 milyon kişiden bahsediyorsunuz. Oysa aynı dönemlerde yaklaşık 500bin Ermeni din değiştirip Müslüman olmuştur. Bunları neden dikkate almıyorsunuz? Diye sordu. Muhatapları da, 'bu konunun gündeme gelmesi davamıza zarar verir' cevabını verdiler."

"Peki, bu bilgiye uzun zamandır çalışıp ulaşan Dink, başka hangi bilgi ve belgelere ulaşmıştır. Acaba kim veya kimler Müslüman Türk milletini aldatmak için kendini hangi kimlikle saklı tutuyordu? Hrant Dink'in elde ettiği ileri sürülen bilgilere göre 200 ile 500 bin arasındaki "Sünni-Alevi/Kürt ve Türken, Zaza" kimliği altında gizlenen Ermenilerin varlığını, Ermenistan'da muhataplarının, bunlar açıklanırsa davamıza zarar verilir açısından mı acaba açıklanmasına mani olmak için mi suikasta kurban gitti? Araştırılması gereken önemli bir konu olsa gerek.

Prof. Dr. Salim Cöhçe'de Türkiye'de "Kripto Hıristiyanlar" yani '.'Gizli Ermeniler" olduğunu iddia ediyordu. S.Cöhçe, bu insanların Müslüman gözüküp gerçekte 'Gregoryen Hıristiyan' geleneklerini sürdürdüklerini kaydediyor. Ayrıca sayın Prof. Dr. Salim Cöhçe, 'Türkiye'de mi gizli Ermeniler ile PKK'nın bağı var' tespitinde bulunmaktadır. İlaveten:

"Türkiye'de yaklaşık 100 bin mühtedi(dönme) Ermeni var. Özellikle son yıllarda gizli Ermenilere yönelik Ermeni gruplara tarafımdan yapılan araştırma-çalışmalar var. Kendilerine kimlikleri hatırlatılmaya çalışılmaktadır. Para yardımlarında bulunuyor. (Galiba Türkiye'de büyük araziler ve emlakler alsınlar diye M.R.) Ben, ASALA sonrası PKK'nın ortaya çıkması gibi PKK sonrası bu insanların Türkiye içinde   'şehir terörü'   amaçlı kullanılacağını

Düşünüyorum. Böyle bir oluşum 2010'a kadar teşekkül ettirilebilir, yine Ermeni kimlikleri bilinci bir şekilde hatırlatılıp, kendilerini ortaya çıkarılır istenince yarın Türkiye'nin önüne toprak, tazminat talebiyle çıkacaklarına inanıyorum."

PKK'nın, Avrupa, Suriye, Lübnan, ABD'de başlangıçta iyi bir lobi oluşturabilmesi ve destek alması da bu çevrelerin yardımı ile olmuştur. PKK içinde en üst seviyesinde görevli olanlar arasında Ermeni kökenli olanların varlığı artık gizli bir şey değildir.

Bu açıdan bakılınca, Hrant Dink'in suikastı sonrası yapılan yürüyüş ve takiben ama toplantılarında-çoğunluğu PKK'lı olmak üzere-"Hepimiz Ermeniyiz" diyenlerin çoğu bir bakıma hakikati ifade ediyordu.

Türkiye'de yıllarca 'sağ ve sol' diye kardeşleri birbirine düşürenler, 'Alevi-Sünni' diye insanlarımızı 'mevzileştirenler', önderlik edenler, bölücülük yapanların önerileri yazılan ve düşünceleriyle yön verip kardeşi kardeşe düşürenlerin önemli bir kısmı bu 'devşirme-dönme'; Ermeni ve Yahudi. Süryani kökenlilerdir. Eski Siyasi Kürtçülerden "Musa Anter", aslında Yahudi asıllıydı.

Hatıralarında Çanakkale'de sürgünde ilen 'sinagoglar' gittiğini anlatır. Türkiye'deki komünist hareketi içinde yer almış, Türkiye İşçi Partisi'nden olarak da 'Yahudi' kökenli olduğunu hep söylemiştir.

Kızıl Faşist cinayet sendikası PKK'nın bu bölgede neden 'Yezidi, Süryani ve Ermeni' asıllıları öldürmeyip te tıpkı geçmişte Ermeni terör örgütleri olan katiller kabilesi olan 'Taşnak' canileri gibi Müslüman Türkmen, Kürt ve Zazaları öldürmeleri işte bu Müslüman düşmanı-dönmeler oldukları için.

12 Eylül öncesi Doğu Anadolu'da komünist-bölücü faaliyetlerde bulunmuş olan TİKKO'nun(Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu) temeli, 1972'de İstanbul'daki Ermeni okulunda (Surp Llaç Lisesi) atılmıştı. Kurucalılarından "Yervant Tüzün ve Mihram Samuelyan Ermenileridir."(18)

Yine komünist-Kürtçü örgütlerinden olan 'PDA'nın kurucusu ve K. Maraş olaylarının baş mimarı Ermeni Garbis Altınoğlu idi.

Bölücü yayınlardan 'Roja Welat' (bugünde Welat ile yayınlanmaktadır) isimli gazetenin Eylül 1971 tarihi ve birinci sayısnın 14'üncü sayfasında yer alan bir haberde, Ermeni-Kürtçü-bölücü örgüt ilişkisinin bir örneği olarak şu bilgi ibret vericidir:

"Erivan (Ermenistan'ın başkenti) devlet üniversitesinin yayınladığı Kürt bilimi adlı yazıda, bu üniversite de eğitim gören Kürt gençlerine, Kürt tarihi, Rusya ve Ermeni tarihi, edebiyatı ve bunların dilleri öğretildiğini belirtiyor. Buraya getirilen gençlerin bir kısmı,

Ermenistan'daki Yezidi inancında olan Kürtler ile Türkiye’den de özellikle Ermeni kökenli olduklarını bildikleri Kurmanca ve Zazaca konuşan gençler idi. Kürt-Ermeni kardeşliği(l) de işleniyordu.

1970 yılında kapatılan "Kürdistan Demokratik Partisi"(DPK'nın) yöneticilerinin künyeleri incelendiğinde, bazılarının Mardin'deki Süryanilerden olduğunu görmekteyiz (Çevko ve Brusk gibi). Kurmanca şiirler yazan "Şehmuz" takma adını kullanan kişinin asıl adı 'Cegerv/e' olan Süryani idi.(19)

Almanya'da uzun zaman öncesi, Kürt-Ermeni kardeşliği ile ilgili yayınlar çıkaran ve dağıtan Mehmet ONTO, Süryani Kilisesinin(Mardin Dar-ul Zaferan) yetiştirdiği bir Ermeni idi.(20)

Aynı örgüt mensuplarının Mayıs 1973 senesinde Almanya'da bastırıp Türkiye'ye soktukları bildiri de; "Kürt, Alevi ve Ermeni işbirliğinde bir sosyalist devlet kurulacağını bunun içinde Avrupa'daki 'Kiliseler Birliği'nin kendilerine destek olacağını ve mali yönden de yardım edeceklerini vaat ettiklerini belirtmekteydi.

İtalya'daki "Lege Armene dei Dritti Delliuone" adlı ve sözüm ona "Ermeni İnsan Hakları Birliği" örgütünün lideri 'Kevork Orfaliyan' 1990'da Türkiye'de gözaltına alınmış ve üzerinde Ermeni bayrağı ile pek çok Kürtçü-bölücü kitaplar ele geçirilmişti.

Bir genel milletvekili seçiminde SHP'den aday olarak seçilen bazı Güneydoğu milletvekilleri, daha sonra bu partiden ayrılıp siyasi Kürtçülüğü savunan HEP'i kurdular(Halkın Emeği Partisi). Meclis içindeki bölücü ve kışkırtıcı olaylar çıkarmaları üzerine Milliyet Gazete'sinin köşe yazarlarından Yalçın Doğan ile Türkiye Ermenilerin ileri gelenlerinden 'Agop Artinyan' HEP'li Milletvekillerini kast ederek, 25 Mart 1992'de onlara telefonla konuştuğunu söyledikten sonra;

"-HEP Milletvekilleri yetersiz kaldılar Parlamento da. Demokratik bir araç (!) olsunlar diye kendilerini destekledik. Kendilerine haber gönderdim. Bundan sonra, Mecliste daha iyi(!) bir tavır alacaklardır" demesi ilginçtir.(21)

İki yüz seneden beri "Büyük Ermenistan" idealini gerçekleştirmek için milletlerarası faaliyetleriyle birlikte, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Müslüman Türk nüfusunu azaltmak içinde, katledebildiklerini toptan yok edip kalabilenleri de göçe zorlamak için çalışmış olan bu Ermeni terör örgütleri, Kürtçülükle iç-içe olmayı, Kürtçülük faaliyetlerinden uzak kalmayı, davaları için vazgeçilmez bir durum olduğuna hep inanmışlardır.

13 Eylül 1930 yılında İran'da yayınlanan Ermeni Gazetesi "HUAPER"; Ermeni davası ile Kürtçülük ilişkisinin önemini şöyle açıklamaktaydı:

"Kürtçülük hareketinden uzak durmak, Ermeni davasına(yani Büyük Ermenistan davasına M.R.) hizmet etmemektir." Yani Kürtçülük-bölücülük ve diğer Türk düşmanı örgütlerden uzak durmak, Ermeni davasına İHANET ETMİŞ gibi olur görüşü hâkimdir.

Sovyet Ermeni tarihçisi A. A. Lalayan, Ermeni Taşnak Partisi ve taraftarlarının 1'nci Dünya Savaşı sırasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Azerbaycan'da yüz binlerce Türk ve diğer Müslümanları nasıl katlettiklerini anlattığı bir makalesinde, bir nevi."Ermenileştirilmiş Kürtçülük" hareketine de değinmiştir. 1936 yılında Milli ve Sömürge Meselesini inceleme Bilimsel Araştırma Kuruluşu'nun yayın organı "Revolyutsionniy Vostok" Dergisinin 2-3 numaralı sayısında yayınlanan "Karşı Devrimci Taşnaksutyun ve Emperyalist Savaş", 1914-1918 başlıklı makalesi ile 1938 yılında SSCB'nin Bilimleri Akademisi'nin Tarih Enstitüsü'nün yayın organı "Istroriçeskiç Zapiski" Dergisi'nin 2 numaralı sayısında yayınlanan "Taşnaksutyun Karşı Devrimci Rolü" başlıklı her iki makalesinde, ".Büyük Ermenistan idealini hayata geçirmek için Ermem' ve Kürtçü örgütlerin birlikte kullanmış ve tek elden yürütüldüğüne dikkat çeker"(Aydmlık Dergisi,23 Ekim 2005, sf:12. M.Perinçek, İ.Ü. Aİİ. TE. Ar. Görevlisi)

Dünya gözü önünde 1971'den 1982 yılına kadar dış temsilciliklerimizde saldırılarda bulunup diplomatlarımızı öldüren ASALA'nın 1983'den sonra birden faaliyetini durdurması ile PKK'nın akabinde ortaya çıkması, Müslüman Türkmen Kürt ve Zaza köylerine saldırması ve insanlarımı katletmesi tesadüfî bir gelişme değildir.

PKK, kaçırıp veya kandırıp dağa çıkardığı gençlere, eğitimleri esnasında en çok işledikleri konuda "Ermeni-Kürt kardeşliği" palavrasıdır. Birçok kez, bastıkları Kurmanç köylerde, insanları meydanlara toplayıp, propagandalar yaparken; "Ermeniler bizim kardeşimizdir ve buraları da onların vatanıdır" demekten de geri kalmıyordu.

PKK'nın Ermeni davasına hizmetinden dolayı 22 Mart 1993'de 400 üyeli Ermenistan Yazaıiar Birliği, "Vortkez PETROSYAN"ın başkanlığında toplanarak "Apo kardeşlerine" "onur" üyeliği payesinin verilmesi kararını almıştır. Bu toplantıda PKK temsilcisi "Karlani ÇAÇANİ"de bulunmuştur. Alınan kararda Apo'ya övgüler sıralandıktan sonra şu cümleler eklenmiştir:

"..Ermeni-Kürt kardeşliğinin inşası için büyük çaba içinde olduğunuzu biliyoruz. Değerli başka; Ermeni Yazarlar Birliğinin "onur üyeliğine" seçildiğinizi bildirir, sizi gönülden kutlarız."

Yani bu övgünüm açılımı şudur:

Sayın Apo kardeş, Doğu ve Güneydoğu'da Devletine sadakat gösteren ve bir zamanlar atalarımızı katleden aslı-nesli Müslüman Türk olan aşiretlere ve Türkiye Cumhuriyeti'nin askerlerine, polislerine, koruculara karşı gösterdiğiniz mücadele ve yaptığımız devrimci faaliyetler ile Müslümanları öldürmenizden dolayı seni kutlar, Ermeni-Kürt kardeşliğine ve Ermenilerin intikamım almanızdan dolayı sizleri kutlar, seni bu kutsal hizmetlerinden dolayı "Ermeni Yazarlar Birliği Onur Üyesi" olmanızı layık gördük demektir.

Ayrıca Ermeniler'in Azerbaycan topraklarını işgal ettiğinde ve buradaki Hocalı'daki Müslüman Türkleri katledişlerinde, Apo'nun gönderdiği PKK'lı teröristler, İran'ın Mako ve Urmiye vilayetlerindeki kamplarda eğitilmiş idi ve bin kadar vardı.

17 Ağustos 1993'de, 1961 yılında kurulmuş olan "Alliance Armenienne" (Milletlerarası Ermeni Birliği), Portekiz'in başkenti Lizbon’da, "Gülbakyan San'at Vakfı'nda" olağanüstü bir toplantı yapılır. Bu toplantıya; "Rum ve Ermeni örgüt temsilcileri, Ermenistan Devlet başkanı Petrosyan'ın Paris Özel Temsilcisi 'Nubar Kevorkyan', PKK'nın Almanya ve Avrupa'daki örgütlerini ve Apo'nun temsilcisi olarak 'Cevat Kazımi', Suriye İstihbaratından bir yetkili ve Güney Kıbrıs Rum Temsilcisi 'Nikos Kevrinapoulos' ile birlikte Fransız yazarlarından Ermeni asıllı 'Roger Sarsarian' katılır. Burada alınan kararlar özet olarak şöyledir:

".Ortadoğu'da kurulmasına çalışılan 'yeni düzen'(İsrail'in 1980'de şileme koyduğu İslam dünyası üzerindeki stratejik hedeflerin bir parçası M.R.) hazırlıkları içinde Ermeni vatanseverlerin haklı bir dava peşindeki PKK'ya her türlü maddi ve manevi arka çıkılması, PKK'nın Türkiye dışındaki faaliyetlerinin finansa edilmesi. PKK'nın tarihte ilk defa 'ANAYURT DIŞINDA(Türkiye Ermenistan'ı dışında) sınırlarını BİZZAT KENDİSİ BELİRLEYEN ERMENİSTAN CUMHURİYETİNE, hedeflerine varması için yardımcı olması bakımından PKK'nın Avrupa'daki örgütlenmesini ve gelişmesini hızlandırmak için Avrupa ülkeleri üzerindeki baskılarm artırılmasının önemine binaen, bu ülkelerde büyük bir iletişim gücüne sahip olan organlarımızın faaliyetlerinin daha da hızlandırılmasına ve bundan sonraki müşterek çalışmaların yürütülmesi için 'daimi işbirliği icra komitesi' tarafından belirli periyotlarla bu tip toplantıların düzenlenmesine karar verilir."

ASAL-PKK-ERİVAN tarafından yönlendirilecek olan İcra Komitesi'nin bundan sonraki ilk toplantısı 8 Eylül 1993 Çarşamba günü Paris'te yapılır.

Daha sonra bu tip işbirliği gelişmeleri hızla devam eder. İlk önce Ermenistan'ın Başkenti Erivan'da PKK'nın Türkiye'deki Müslüman Türk Milleti evlatlarını katliamları için

Ona destek vermek için bir irtibat bürosu açılır. Daha sonra Ermenistan'ın 'SEVAN' şehrinde PKK için eğitim kampları kurulmaya başlanır.

Hatta terörist Apo için bu kamplarda, etrafı ve duvarları Ermeni amblemi taşlardan yapılmış bir de karargâh yapılmıştır. Bu binaların ve eğitim sahaların yapılışı, şayet Apo Suriye'den çıkartılırsa PKK'yı buraya yerleştirmek içindi. Nitekim Şubat 2008'de TSK'lerinin operasyonu ile büyük darbe alan PKK'nın kurtulan bir kısım militanları Ermenistan'a geçtikleri basında yer aldığında, işte bu eğitim kamplarına yerleştirilmiştir.

Yaklaşık ' 10 bin' kişilik militanın barınabileceği kapasitede inşa edilen bu kampların (-1993 yılında) inşaatın, Suriyeli zengin Ermenilerden olan "Rubik KOROYAN" finanse etmiştir. Müteahhitlik işini de El-Kaide'nin-öldürülen lideri-'Ladin'in kardeşi'-Ermeni anadan doğma-İbrahim Ladin yapmıştır.

Yine Lizbon toplantısına alınan karar gereğince Ermenistan'da PKK ve Kürtçülüğü destekleyen Ermenice yayınlar çıkartılır. Bunlardan birisi de 'BOATN' adında bir dergidir. Ermenice yayınlanmıştır.

Şiir eski HEP Milletvekili Zübeyir Aydar'm Kürtçe yayınladığı "Welat" adlı gazetede bu derginin tanıtımı yapılmıştır. Söz konusu olan 'Botan' dergisinde alıntı olarak A. Öcal'ın şu sözlerine yer verilmiştir:

"..Ortadoğu ve Kafkasya'da dengeler değişiyor. Özgürlük ve bağımsızlık mücadeleleri hızla yükselmektedir. Kürtler (aslında PKK'lılar M.R.) Türkiye'deki kırsal ve şehirlerde mücadele veriyor(yani komünist-devrimci yoldaşlar ile birlikte Müslüman Türkü öldürüyorlar M.R.). PKK'nın inancı şudur ki: "ERMENİ KÜRTSÜZ-KÜRT ERMENİSİZ YAPAMAZ!". Ermenilerin ayakta kalması Kürtlere(yani siyasi Kürtçülük yapan ve katliamcı PKK'ya M.R.) bağlıdır. Bu iki halk ÖLÜMÜNE KADAR KARDEŞ KALACAKLARDIR".

Kürtçe dil eğitimmiş, Kürtçe radyo mu imiş aslında bunlar sadece birer makyaj ve palavra olduğu ve insan haklarını ileri sürecek saf insanları kandırmaca sloganlardır. Yukarda deliller bize göstermektedir. Kürtçülük-siyasi bölücülük ve PKK'nın asıl gayesi ve hizmet ettiği dava Büyük Ermenistan 'm kurulması içindir. Kendileri ve önderleri bunu artık pek gizlemiyorlar, apaçık-anlayana-söylemektedirler; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Müslüman Türkler’in değil, Ermenilerin, Süryanileridir.

Yine buna benzer ve yakın olarak Apo, 12 Haziran 1995 tarihli, Yunanistan'da çıkan "Foni Tu Kurdistan"(Kürdistan'ın Sesi) adlı dergide şu açıklamayı yapmıştır:

21'inci Asır; Güneydoğu Anadolu'daki Ermenilerin, Süryanilerin ve de Kürtlerin özgürlük ve bağımsızlık mücadelelerini başarıya ulaştığı asır olacaktır." Yine aynı dergide Apo şöyle devam etmektedir:

"Güneydoğu Anadolu'nun Hıristiyan Ermeni ve Süryanilerin de(Türkmenlerin değil M.R.) vatanı olduğu ve ileride buralara yerleştirileceğini" belirtir.

Ayrıca aynı dergide "ASALA-PKK" örgütünün liderinin Suriye'de Halep'teki Süryani Kilisesinin Başpiskoposu ve dış ilişkileri sorumlusıı olan "YUOANNİS" ile yan yana çekilmiş resimleri ile "Büyük Ermenistan" haritasının bir benzeri olan bir harita yayınlaşmıştır.

Bu haritada bütün petrol ve su kaynakları(GAP dahil) içine alınmıştır.

Yine bu Yunan dergisinde; Apo'nun şöyle bir beyanatı da vardır:

"..PKK militanlarını Hz. İsa'nın havarilerine benzettiğini, kendisinin de Hz. İsa ile aynı görüşleri paylaştığını" açıklar. Kızıl Faşist Apo, aslında savunduğu ideolojisi Marksist-Leninist yani komünist ideolojidir. Bu ideolojinin olmazsa olmaz temek fikri; Tanrı tanımaz yani ateist bir felsefe olmasıdır. Ama Apo burada ikiyüzlülük yaparak; gerçek inancım gizlememekte idi. Hatta bazen de kendisini Hz. İbrahim(a.s.)'e benzetir.

Ek-I'deki Büyük Ermenistan haritası-kurulması düşünülen- 1983'de Fransa'da Ermeniler tarafından ve İngilizce olarak basılmıştır. Kurulacak büyük Ermenistan'ın sınırları 'Mavi çizgilerine' belirtilmiş. Haritaya dikkatle bakıldığında, büyük Ermenistan'ın sınırları kuzey Irak'taki Musul'dan geçmekte ve ilginç tarafı da Kürtçülerin hayal ettiği 'Kürdistan' bölgesi tamamen Büyük Ermenistan içinde kaybolmuştur.

Evet, haritada gördüğümüz gibi Apo'nun ve Kürtçü bölücülerin hayal ettikleri ve öyle inandırıldıkları Kürdistan Devleti'nin yeri ismi bile yoktur. Asıl hedef "Musul-İskenderun-Trabzon ve Bakü" dörtgeni içinde büyük Ermenistan'ın kurulması amaçlanmaktadır. Gündemde Kürdistan'ın tutulması işi bir maskeden başka bir şey değildir. Güneydoğu'da Kürdistan kurulsa bile bu sadece 'ana hedefe' varmak için bir atlama taşı olarak "Gecekondu Kürdistan"dır.

Nitekim bu plan daha önce I. Dünya Savaşı'ndan sonra, İngilizlerin projelerinden birisiydi.

İngilizler, Kuzey Irak ve Güneydoğu'da Kurmança konuşan aşiretler arasında uzun bir zaman dolaşarak, yandaşlar bularak Kürtçülük akımını uyandırmak ve Türk devletine karşı isyan çıkarsınlar diye görevlendirilen ajan Bnb. Neol(lakabı Kürt Lavvrensi'dir), yaptığı

Çalışma ve faaliyetlerin neticesinde, şu görüşü İngiliz makamlarına iletmiştir ve kabul de görmüştür. Bnb. Noel'in Kürtler üzerinde iki projesi vardır. Nedir bunlar:

I.Kuzey Irak'ta, "Türk Devleti ile Türkmenler, Araplar ve Türk yanlışı diğer Müslümanlar arasında tampon görevini yapacak "HIRİSTİYANLAŞTIRILMIŞ bir KÜRDİSTAN"ın kurulması. Bu da tek devlet olarak değil, bir aşiret liderinin kontrolü altında 'gerdanlık şeklinde' ve İngiltere'ye bağlı tampon devletçikler(î) halinde olması" lazımdır diye belirtmiştir.

Ama bugün gerçi Hıristiyanlaştırılmış bir Kürdistan kurulamadı ama mevcutları 200 bini bulan-Barzaniler dahil-Yahudi asıllı Kürtlerin hâkimiyeti altında, başta İsrail'in ve daha sonra da ABD'nin yardımı ile "Yahudi Kürdistan" kurulma aşamasına gelmiştir.

II.         Önce Güneydoğu'da bir Kürdistan kurdurulup daha sonra bunun üzerinden 'Büyük Ermenistan'ın kurulması. Çünkü diyor Bnb. Noel; Kürdistan(yani gece kondu Kürdistan) kurulmadan 'Büyük Ermenistan'ın kurulamayacağını ve bu sebeple de Kürtçülük ile Ermeni davasını 'iç-içe' olduğunu da(sınırlar bakımından geçerli olarak) belirtir.

Uzun zamandır da diaspora Ermenileri ve de Türkiye'deki Ermeni aydınlarının bir kısmı-Hrant Dink dâhil-Ermeni" tehciri sırasında katliamları Kürtler yaptıklarını her yerde söyleyip durmaktadırlar.

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

84 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi