Adana Kültür Derneği -9 -

Çukurova'da Yanan Bir Ateş
Adana Kültür Derneği
-8-  
Necati ÖZKAYA
 
Genel seçim  çalışmaları  devam ederken, bazı önemli  ve sevindirici gelişmeler oldu. Üniversite  sınav  neticeleri  açıklandı  Yavuz ÖZKAYA, Eğitim Enstitüsü’ nün  Fen  bölümünü, Mustafa KAŞGÖZ Mühendisliğin  İnşaat  Bölümünü  Kemallettin  ÖZIŞIK’ da  Akademiyi  kazandı. Böylece  hepimiz  üniversiteli olduk. Anacağımda  hayatından  çok memnundu. Çünkü  hepimiz yanında okuyacaktık. Ona göre yanında olursak, her beladan, her kazadan uzak olurduk. Oysa  yanında iken en  büyük acıları yaşadık.
 
1973 Yılı seçimleri, hatırladığım  kadar  Ramazan ayında yapılacaktı. Bu yüzden, iftardan sonra dernek  binasında toplanırdık. Birkaç demli çay içtikten sonra, rahmetli Yaşar İnanç ağa beyin  minibüsüne, dernekten  gideceklerin sayısı   kadar  tahta sandalye yerleştirirdik. Çünkü, minibüs binek aracı olarak değil, malzeme taşımak için kullanmaktaydı. Birde Mehmet Turgut beyin  Murat tipi binek arabası seçim çalışmasının araçlarıydı.
Mehmet Turgut, Darendeli bir iş adamı olup, çok heyecanlı bir Türk Milliyetçisiydi. Özellikle  biz gençler  arasında onun “alev saçacağız” sözü çok tutulmuştu. Halende heyecanı  tatlı bir buruklukla devam ediyor.
Necdet ağabeyin Milet vekili adayı olduğu Mersin’in Adana’ya yakın yerleşim  birimlerine doğru, yolculuğumuz  başlardı.  Yolculuk  boyunca, o günün popüler  marşları, kahramanlık türküleri   şiirler  okunurdu.
Mersin Milet vekili adayı Necdet  Özkaya, gittiğimiz  her beldede, köyde  çeşitli konuşmalar yaparak, ülkenin nasıl bir tehlikede olduğunu anlatıyor, hem de MHP’ ye  verilecek  her oyun  ne kadar kıymetli olduğunu  belirtiyordu. Akşam ezanı sonrası  vardığımız  köylerde,  köy kahvesinde toplanan  kalabalık, bizi bazen şaşkınlıkla, bazen hayranlıkla dinliyor. Kalabalıktan en çok, bu çocuklara mı,  Oyumuzu  verelim mi ?  deniliyordu. Özellikle  rahmetli  TÜRKEŞ’in  Menderes  ve arkadaşlarını astırdığı  ve  sarı zarfı aldığı sorularına  muhatap  oluyorduk. Hemen  hemen  seçim  kampanyası boyunca  en çok bu sorulara  muhatap oluyorduk. Kara politika ile ilk defa  orada karşılaştık. Hiçbir olumsuzluk  bizi, hak bildiğimiz yoldan ayıramadı. Hala o yolun  yolcularıyız. Seçim süresince  Necdet  Hoca ile yola çıkanlar, Hoca’yı farklı özelliklerini de gördüler. Çok güzel sohbet ettiğini, sert  görünümü arkasında yufka yüreğini  ve  her olayı bir fıkra  veya espirili  sözlerle dinleyenlerini   bıktırmayan  muhabbetine de  şahit  oldular.
Günlerce süren seçim  turlarında  hiç unutamadığımız  anlarımızda oldu. Zannedersem  bir  Cuma  günü  çıktığımız seçim gezisinde,  Cuma namazı için durduğumuz bir köyde, abdestlerimizi  alıp  camiye girdiğimizde,  vaiz birden coşarak, kürsüden  bizleri  öven bir konuşma yapmaya başlayınca, kalabalık  şaşkın bakışlar altında bize bakmaya başladı. Namaz bittince,  vaiz  hürmetli bir şekilde gelip, Hoca’nın ellerini öptü. Ve sonra cemaate dönerek, Hoca’nın kim olduğunu  söyledi.  Belki de şimdi adını bile unuttuğumuz  o dağ  köyü  ilk  defa  MHP ‘ ye  oy vermişti. O adsız kahramanlar şimdi nerede,  bir bilen var mı?
O  Yıllar  İmam-Hatip  liseleri,  bir partinin  arka bahçesi  değildi.  O yıllar,  yurdun  dört   bir bucağında  öğretmenler,  imamlar, azda olsa devlet  memurları , Allah rızası için , inandıkları  davaya  karşılıksız  bağlıydılar. Tabi ki,  burada  asıl yükü çeken  ocaklarda, derneklerde   yetişen  gençleri de unutmamamız gerekir.
Bir  güzel  hatıramda, Mersin’ de kahve toplantıları  bittikten  sonra , henüz   Atatürk Parkı yeni  yapılıyordu. Orada  verdiğimiz molada, dolunay altında içtiğimiz birkaç demli  çay, o günkü, yorgunluğumuzu  almıştı.
Mersin  1. Sıra adayımız  Özer Revan oğlu  idi. Kendisini iyi yetiştirmiş, bir Türk Milliyetçisi  ve  iyi bir partiliydi. Aynı zamanda genel idare kurul üyesiydi.
Özer ağabey, iyi bir hatipti. Toplantılarda hitabeti  fark edilecek kadar güçlüydü. Hem   1973, hem de 1977 yıllarında  yapılan  seçimlerde çok az bir oy farkı ile millet vekili seçilemedi.
Gerek  Adana’ da, gerekse  Mersin’ de  seçim çalışmaları  çok hummalı geçiyordu. Adana’ da  1. Sıra adayımız ,genel  başkan  merhum Türkeş’tı.  İki  şehir  ortak bir karşılama  töreni  yapmaya karar  verdi.  Bey değirmen’i  mevkiinde 1500 arabayla  yapılan karşılama, bu bölgede şimdiye kadar  yapılan en büyük kortejdi.  Konvoy, ilk önce  Tarsus’un içinde bir tur attıktan sonra, Adana’ya  doğru  yöneldi. Gerçekten  görkemli olan geçiş, Adana’da büyük bir ilgi ile karşılandı. Adana’da  o günkü il başkanı olan Hülagu  BAĞCILAR  çok  başarılı  bir çalışmaya imza  atmıştı. Ve toplantıyı Adana’da  MHP’ nin  en zayıf ilçesi olan Karataş’ ta yaparak ta, partinin farklı bölgelerden  oy almasını sağlamıştı.  Bende , araçların birinde kol başı olarak görev  yaptım. O gün kolumun biri  güneş ışığından  kıpkırmızı olmuştu.
Dernek mensuplarımızdan bir diğer adayımızda, Hatay 1. Sıra dan seçime giren Mustafa Yılmazer Hoca idi. Hoca’da iyi bir hatipti. Gerçekten öğretmen olarak gittiği, Antakya’da iyi bir siyasetçi olarak ortaya çıktı. Önce il başkanı, sonrada millet vekili adayı olarak, Hatay’da bir milliyetçilik  ateşi yaktı. O da  Özer  Revan oğlu  gibi  iki dönem  aday olduğu Milet vekilliğini  kıl payı kaybetti. Allah mekanını cennet eylesin.
Bir  diğer  adayımızda İstanbul 1. Sıra  adayımız olan Faruk  AKKÜLAH  idi. Hoca  gerek radyo konuşmasında,  gerekse  İstanbul’da yaptığı şova dönük propagandaları  ile büyük ilgi toplamasına rağmen,  o da seçimi  çok az bir oyla son anda kaybetti. Daha öncede dinlediğim, Hoca ile ilgili bir anıyı, Hülagü  Balcılar’ ın yayınlamış olduğu  kitabında bir kez daha okuyunca, bu hatırayı sizlerle de paylaşmadan  geçemeyeceğim.  “ İstanbul’da seçim neticeleri  ikinci  güne kalmıştı. Belli olmayan  bir millet vekilliği için CHP,  MHP  ve Refah Partisi arasında geçiyor. Herkes  gibi  Hoca’ da merakla seçim neticesini bekliyormuş. Hoca ikindi namazına durmuş, radyoyu da kısık bırakmış, söylerse duymak için, radyodan son Milet vekilliğini  de  CHP nin kazandığını  duyunca, Hoca namazlığı topladığı gibi, “al  namazında senin olsun, niyazında, sanki onlar çok mu ibadet ediyorlar.” Diyerek öfkeyle  yerinden kalkmış.”
İşte,  bir seçimde böyle geçmişti.
Büyük ümitlerle girmiş olduğumuz  seçimler de , ne yazık ki sadece  üç Milet vekili   çıkarabilmiştik. Seçimlerde en fazla millet vekilliğini  185 kişi ile Karaoğlanlı  CHP  çıkarmıştı. Diğer partiler ise;
AP  147,  DP  45,  MSP  48, Birlik Partisi  1,   Bağımsızlar  6   Millet vekili çıkartmışlardı.
O zamanlar iletişim  araçları  bugün ki, kadar yaygın olmadığı  için  seçim neticelerini  radyodan veya  partideki telefonlardan  takip edebiliyorduk. Seçim  haberleri  başlayınca  abartılı bilgilerle  iktidar  ortağı milletvekili çıkardığımız neticeleri  ile başlanan  seçim  sonuçları  bizim  için  tam bir hüsran olmuştu. Ümitler  başka bahara kalmıştı. Tek tesellimiz  Başbuğ, Adana’dan tekrar milletvekili seçilmişti. 
DEVAMA EDECEK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

An itibariyle ziyaretci sayısı:

90 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi