OCAK 2014 ARŞİVİ

deneme

AKD Topluluğu Web Sitesini size sunarken...

Aziz Okuyucular,

Adana Kültür Derneği Topluluğu’nun web sayfasını sanal ortama taşıdığımız bu ay, Ocak ayı aynı zamanda yüreğimizi burkan, içimizi yakan ve şahsen benim ve kardeşlerimin yaşadığı sürece hep acıyla hatırlayacağımız bir aydır. Çünkü bu ay Türk Milliyetçisi, Ülkücü, Adana Kültür Derneği üyesi sevgili kardeşimiz Yavuz Özkaya’nın Türk Milletini parçalara ayırarak bölmek için organize olanların kurşunlarıyla şehit edildiği aydır.

O gün o kurşunlara göğüslerini siper eden yiğitler, parçalanarak  Türkiye’nin parçalanmasına engel oldular.

Oysa bugün demokrasi, insan hakları, özgürlük, kardeşlik gibi sihirli ve elastiki bir takım kelime ve kavramların arkasına sığınarak dün kurşunla yapamadıklarını yeni yeni açılımlarla yapıyorlar.

Dün 12 Ocak 1979 Cuma günü sabahın erken saatlerinde görevlerine gitmek üzere evlerinde ayrılan Özkaya kardeşlere kalleşçe tuzak kurarak arkadan sinsice kurşunlayanlar, bugün her saat her dakika her saniye ellerine geçirdikleri iletişim araçlarıyla beyinlerimizi füzelerle saklamadan, gizlenmeden sürekli vuruyorlar. Her bombayla parçalanan ülkemin ve milletimin değerleri arkasından mutluluk çığlıkları atıyorlar.

Ne yazık ki dün ülkücü şehit haberleriyle içimiz günlerce kan ağlarken, bu gün karşılaştığımız yeni açılımların getirfiği şehit haberleri bir dakikamızı bile meşgul etmiyor. Ya öyle mi? Deyip geçiyoruz. Hassasiyetlerimizi kaybettik. İtiraf edemiyoruz, ama inancımız gölgelenmeye başladı. Haykırdığımızı zan ediyoruz oysa seslerimiz cılız çıkıyor. Ancak yakınlarımızdakiler duyabiliyor. Milletimiz ve Ülkemiz bölünüyor. Emperyalist güçler bu defa maşalarını çok iyi seçtikleri için canımızı acıtmadan alıyorlar. Farkına bile varmıyoruz.

Herhalde bu dönemde de Adana Kültür Derneği topluluğu olarak yapmak zorunda olduğumuz bir takım görevler vardır. Buna birlikte karar vereceğiz. Zaten bu sebeple web sayfasını hazırladım.

Adana'da olan arkadaşlarım 12 Ocak 2014 Pazar Günü Saat 12.30’da Asri Mezarlıkta Şehidimiz Yavuz Özkaya’nın mezarı başında buluşalım. “Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.”  Hoşça Kalın.

Oğuz Özkaya

 
 
 
 

Figan ve İsyan

Aziz büyüğümüz rahmetli  Ayvaz GÖKDEMR'in  Ülküdaşımız Yavuz ÖZKAYA'nın şehadeti vesilesiyle kaleme aldığı Figan ve İsyan  yazısı  Devlet Dergisi' nin Şubat 1979 Sayısın da yayınlanmıştır.

TAKVİMLERİN O YAPRAĞI

 

Necati ÖZKAYA

Yıl 1978, aylardan Aralık; aralığın son haftası, Kahramanmaraş’da kan su gibi akıyor.Dün aynı sokaklarda yürüyen, selamlaşan insanlar; birbirlerini yoketmek için gözlerini kırpmadan kan akıtıyorlardı. Tarihe kara bir leke gibi düşen Maraş olayları, beni İstanbul’da yedek subaylık yaptığım Davutpaşa kışlasında yakaladı. Kan su gibi akarken; Alay komutanımız yılın son günü yapacakları “yılbaşı kutlamalarının” nasıl daha da güzel olabilmesi için organizatörlerle görüşüyordu. Radyodan haberleri dinlerken; bir Türk Milliyetçisi olarak yüreğim titrerken, bu duyarsızlığa dayanamayarak yemekhanedekilere; “Bırakın eğlenceyi, bakın kardeş kardeşi öldürüyor.” dediğimi ve yedek subay arkadaşlarımca oradan uzaklaştırıldığımı hatırlıyorum. 

Sevgili ağabeyim

 

Sevgili ağabeyim,

Çiğdem Genç

Aramızdan ayrılalı 35 sene olmuş. Sanki hala dün gibi. Acını yüreğimde, her zerrem'de hissediyorum...

Bu gün cuma, şehit olduğun gün. Allah mekanını cennet eylesin. Biliyorum ki cennettesin. Şehadetinden sonra rüyalarıma ne çok misafir oldun. Bir tanesi, Irak-Kuveyt harbinden önceydi. Ben bir portakal bahçesindeydim. Birden önümdeki toprak yarıldı. İçinden sen çıktın. Gencecik, yüzünde yine o muzip gülümsemenle, pırıl pırıl bakıyordun. Bense şaşkındım, 

O YILLAR DİLE GELSE

Dr. HALİL ATILGAN

O yıllar bir beterdi. Derdiyle, kederiyle, ruhuyla. O yıllar düşüncenin tek vücut olduğu yıllardı. Ölümüne kenetlenmiş duygular yumak yumaktı. Canlar bir olmuştu. Alev olmuş savrulmuş, sarı sıcaktaki gibi kavrulmuştu.  El ele, kol kola. Can cana olan yıllardı o yıllar.  Aydan arı günden duruydu. Hani Cahit Külebi Atatürk Kurtuluş savaşında adlı şiirinde:

“Bu ne inançtı ki, Gazi Paşa!

Atının teri kurumadan

Sürüp gittin yeni yeni savaşların peşinde”.

Diyordu ya. Bizdeki inançta işte öyle idi. Hem ne inançtı. Nasıl bir inançtı. Yılmadan, kırılmadan, darılmadan. O inanç bir başka idi. Var olmak ve yok olmak arasında gider gelirdi.

Alt Kategoriler

An itibariyle ziyaretci sayısı:

368 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi