BİR KİTAP YÜZLERCE HAYAT

Deneğimizin üyesi Kültür ve Sanat sayfamızın yöneticisi, yazarımız Mehmet Hayati Özkaya'nın ikinci kitabı Ekim Ayınnın sonunda Ötüken Yayınevitarafından basılarak raflarda ki yerini aldı.

Adana Kültür Derneği'nin Posta Kutusu 546'yı kitabına ad yapan yazarımızı yürekten kutluyoruz.

Kitabı okuduktan sonra okuyucularımızın bilhassa dernek üyelerimizin olumlu veya olumsuz düşüncelerini sayfanın hemen altında bulunan yoruma bölümüne düşüncelerini yazarlarsa 1980 öncesinin Adana'sını bugüne yansıtacaklardır..

Kitabın tanıtımı için yayınevinin izin verdiği sayfaya kadar sizlere sunuyorum. İyi okumalar.

ÖNSÖZ      

Söz vermiştim kendime, 1970’li yıllarda aralarında 

benim de bulunduğum liseli ve üniversiteli gençlerin sık sık gidip geldiği, vatan ve millet sevgisinin içimizde filizlenmesine vesile olan ve Türk milliyetçiliği fikrinin toplumda şuurlu bir şekilde yerleşmesi için faaliyette bulunan Adana Kültür Derneği’ni bir gün mutlaka anlatacaktım, anlatmalıydım; çünkü bu dernek aynı zamanda bir dönemin tarihini yansıtmaktaydı.

 

SİZİNLE AYNI DİNDEN OLAMAYIZ…

Dr.Mustafa DÖRDÜNCÜ

Bizim dinimiz kul hakkı yenmesine karşı, Cenab-ı Allah bile bana kul hakkı ile gelmeyin buyuruyor.

Siz sınav sorusu çalıp BYLOCK ekibi ile paylaşıp haksız sınavlar kazanıp, hak eden fakir fukara çocuklarını devre dışı bırakıp, hak etmediğiniz makamlara eriştiniz. Bile bile kul hakkı yediniz SİZİNLE AYNI DİNDEN OLAMAYIZ…

 

Bizler Adana’da doğduk, büyüdük ve yaşlandık; bu yıl içinde  Hasan Çulhaoğlu, Nureddin Pekyürek ve evvelki gün de Hülâgü Balcılar’ı Tanrı katına uğurladık! Hasan Abi Karaisalı, Nureddin Abi Yüreğir, Hülâgü Ağabey de  Kadirli’den bir “Bahadırlı” beylerindendi! İşte Faruk Sümer Hoca’nın Çukurova’sı! Oğuzlar, Türkmenler, Yörükler ! 

 

"ÇALSIN AMA İŞ YAPSIN!”

Yıllar önceydi. Bir kaç ilde ara seçim yapılacaktı. Bu iller arasında Gaziantep de vardı. Doğruyol’un adayı Ayvaz Gökdemir’di. Ona yardım için Doğruyol’un çok nüfuzlu yetkilileri de Gaziantep’e gittiler. Mesela Necmettin Cevheri de bunlardan biriydi. Urfalı olan Cevheri, Antep’te de hatırı sayılan bir politikacı olduğunu bizzat Ayvaz Gökdemir anlatmıştı. 

Seçim bitti. Yanılmıyorsam Hasan Celal Güzel milletvekili seçildi. Ayvaz bey aldığı oyun çokluğuna rağmen seçilemedi. Çünkü tek bir milletvekili seçilecekti. Ayvaz Gökdemir, seçim yenilgisini izah ederken, iktidar partisi olan Anavatan’ın seçmenlerinin çoğunluğunu sağlayan fakir fukara kimseler avanta olarak dağıttığı öteberinin çok önemli rol oynadığını anlatır.

 

MUSUL'A GİDERKEN DİYARBAKIR'DAN OLMAYALIM DA!..

Müyesser YILDIZ

Erdoğan geçenlerde, “Biz Irak’ta Irak’ın birliği-beraberliği için koalisyon güçleri içerisinde yerimizi almakta kararlıyız. Ha koalisyon güçleri eğer Türkiye’yi istemiyorlarsa, B planımız devreye girer, o da olmuyorsa C planımız devreye girer” demişti ya; İktidarın sesi Abdülkadir Selvi B ve C planlarının neler olduğunu açıkladı.

B planı,“Barzani'nin daveti”, C planı da,“Musul'daki Sünni Arapların daveti” üzerine operasyona dahil olmamızmış.

Ne yaptığımızın, neyin yolunu döşediğimizin farkında mıyız? Ya bir gün o peşmergeler veya başka gruplar da Diyarbakır'dan birilerini daveti üzerine buraya gelirse?!.

 

Türk milliyetçiliğinin geleneğinde Ayvaz Bey gibi ferdi cesaret örnekleri vardır. Namık Kemal, M. Emin Yurdakul, Ziya Gökalp gibi.

Rüştiye öncesi Mehmet Ziya Gökalp, bir tören esnasında herkes “Padişahım çok yaşa!” diye bağırırken O ”millet çok yaşa!” Diye bağırmıştır. Ayvaz Gökdemir’in ifadesiyle “devir istibdat devridir ve Sultan Hamid hürriyeti yıkıcı bir fikir olarak kabul etmekte ve hürriyetçilere aman vermemektedir.”

“Jurnalcilik, istibdat Devri’nin en tiksinti verici ahlâksızlığıdır ve maalesef çok yaygındır.”

 

"YENİ TÜRKİYE" ADIMLARI

Sadi SOMUNCUOĞLU

Ne diyorlar?

MGK'nın 28 Eylül 2016 tarihli bildirisinden başlayalım bakalım:

"Milli güvenliğimizi tehdit eden... Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY), bölücü terör örgütleri PKK ve PYD-YPG ile DEAŞ terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında yürütülen operasyonlar ve alınan tedbirler kapsamlı şekilde görüşülmüş; terörle ve teröristle mücadelenin kararlı bir şekilde sürdürüleceği vurgulanmıştır... Terörün ve terör örgütlerinin, ayırım yapılmaksızın, uluslararası toplumun iş birliği ile yok edilmesinin, dünya barışı için elzem olduğu bir kez daha vurgulanmıştır."

Sonra dönemin Başbakanı Davutoğlu ne demiş ona bakalım:

 

Ayvaz Gökdemir’le Kars’ta tanışmıştık. Sene 1967’nin sonu veya ilk ayları olabilir. İkimiz de askerlik yapmak üzere Kars’ta bulunuyorduk. Ben tank taburunda, o topçu alayında idi. Üçüncü bir arkadaşımız daha vardı: Nevzat Köseoğlu. Kader üç ülküdaşı bu serhat şehrinde, aynı görevi yapmak üzere buluşturmuştu. Önce ben gitmiştim sonra Nevzat Köseoğlu, en son Ayvaz Gökdemir Kars’a gelmişti. Rize Otelinde kalıyorduk. Köseoğlu ile Gökdemir Ankara’dan birbirleriyle tanışıyorlardı. Onlarla yeni tanışan bendim. Ne kadar çabuk, ne kadar candan birbirimizi sevmiş, birbirimizle anlaşmıştık. 

 

KUTSALI TARTIŞMAK

Sadi SOMUNCUOĞLU

Geri kalmışlığın alametleri çoktur. Önce zihinde başlar, sonra ülkeye yayılır. Artık bilgi, akıl ve bilim devre dışı kalır, cehalet iktidar olur. Bunun için "en büyük düşman cehalettir" demişler. Türkiye gündemine bakınca manzaramız böyle görünüyor. Ülkemizdeki tartışmaların lüzumu, konusu ve kalitesi; bunun sonucunda ortaya çıkan kamplaşmalar, güven ortamının tahrip edilmesi sonucunda önümüzdeki tehdit ve tehlikeleri göremez hale gelmemiz, başka nasıl açıklanabilir?

 

Selim Pusat’ın şahsında Nihal Atsız mutsuz Türk’tür ve onun bilinçaltında Anadolu’yu terk ederek anavatan Orta Asya’nın korunaklı iklimine, ana rahmine, bir anlamda Ergenekon adlı cennete dönüş arzusu yatmaktadır. Korunaklı anavatanın terk edilerek gurbete, Anadolu’ya göç edilmesinin sembolik suçlusu ise Yüzbaşı Burkay’dır. Bozkırlı Yüzbaşı Burkay’ın ilk evdeşi Orta Asya (veya Ergenekon) iken, ikinci evdeşi Açığma-Kün ise Anadolu’dur. Medeniyet ülkesi Anadolu’yu (Açığma-Kün’ü) elde etme tutkusuyla Yüzbaşı Burkay büyük bir günah işleyecek ve ilk evdeşini (Ergenekon’u) iblisin tavsiyesine uyarak ejderler kağanı Naranta’ya kurban verecektir. Açığma-Kün’e dokunmak (onunla evlenmek) demekse yasak ağaca yaslanmak demektir.

 

 

 
 

An itibariyle ziyaretci sayısı:

105 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi