TÜRKİYE’NİN ROTASI - Ahmet Bican Ercilasun

TÜRKİYE’NİN ROTASI

 

Ahmet Bican Ercilasun

Dil denen mucizenin ortaya çıkışından beri düşünceler insandan insana ulaşıp durmaktadır. Yazının icadıyla kil tabletler, papirüsler; kâğıdın icadıyla yazma eserler yalnız mekânları değil zamanları da aştı. Önce matbaa, şimdi de genel ağ (internet) sınırları ortadan kaldırdı.

Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm. İşte bir kitap bütün engelleri aşarak elime ulaşıverdi. Hakan Paksoy’un “Türkiye’nin Rotası” kitabı.

Hakan Paksoy, epeyi zamandan beri Millî Düşünce Merkezinin genel başkan yardımcılığını yürütüyor; derneği çekip çeviriyor. Millî Düşünce Merkezi – MİSAK sitesinde de sık sık yazıları çıkıyor. İşte o yazıları Paksoy bir araya getirmiş; Pankuş Yayınları da onları kitaplaştırmış.

Yazılar kronolojik olarak sıralanmış. Türkiye’nin çok yakın tarihini, daha doğru olarak ifade etmek gerekirse, Türkiye’nin rotasının nereye doğru çevrilmek istendiğini merak edenler bu kitabı mutlaka okumalıdırlar. Gerçi olayların içinde yaşıyoruz. Neler yaşandığını görüyor, neler söylendiğini işitiyoruz. Fakat yine de “hafıza-i beşer nisyan ile malul”. İnsan hafızasında “unutmak” denen illet var. İşte bu sebeple sık sık geriye dönüp bakmak gerekiyor. Kimler bizi nereden alıp nereye götürüyor? Ülkenin rotası kimlerin elinde nereye doğru döndürülüyor?

Paksoy’un eserindeki rota tayininde iki kitap ağırlıklı olarak yer alıyor. Biri, 2011’de Profil Yayınlarından çıkan Türkiye’nin Kürt Meselesi. Graham Fuller ile Henry Barkey’nin yazdığı eserin Türkçesi. Diğer kitap, 2014’te Ensar Vakfı’nın yayımladığı İmam-Hatiplilik Şuuru. Hayrettin Karaman’ın kaleminden çıkan yazılar. Kitabın biri dışarıdan akıl veriyor, biri içeriden.

 

ABD’li malum yazarlar, “Kürt meselesi” dedikleri meseleyi şöyle tanımlıyorlar: “Anayasasına göre etnik ayrımda bulunmadan yalnızca ‘Türkiye vatandaşlarından’ oluşan bir devlette etnik ve dilsel farklılıklara sahip büyük Kürt azınlığının rolüyle ilgili bir mesele”.

Yazarlar Türkiye’nin “toprak bütünlüğünün korunmasına” çok önem verdikleri için “homojen toplum yapısından” “resmen tanınmış çok uluslu bir yapıya geçişin kolaylaştırılmasında demokratik kurumlara büyük sorumluluklar düşecektir.” diyorlar. Hakan Paksoy söz konusu “demokratik kurumlar”ın neler olabileceğini hatırlatıyor: TESEV, Âkil Adamlar vb.

Fuller ile Barkey’nin “Türk politika yapıcıları”na da tavsiyeleri var. Paksoy, “Kim bu Türk politika yapıcıları?” diye soruyor.

Bir de Ensar Vakfı’nın yayımladığı kitap var. Hani son günlerde, cumhurbaşkanının onayı ile “İzin Almadan Yardım Toplama Hakkına Sahip Kuruluşlar” listesine eklenen vakıf. Gerçi okuyucular o vakfı daha başka marifetleriyle de hatırlarlar ama basındaki en son haber bu. Eh, belediyelerden bile esirgenen “izin almama hakkı” imtiyazına sahip olduğuna göre bu kuruluş da çok önemli. Kuruluşun önemi yayımladığı kitaptan ve kitabın yazarından da belli olmuyor mu zaten?

 

Bakalım Hayrettin Karaman neler diyormuş? “… son derece mübrem, en önemli, daha önemlisi olmayacak kadar önemli, en mukaddes, en değerli, sevaplı, ecirli ibadet olan… Allah’ın bize namaz gibi, oruç gibi farz kıldığı (vazife)… bu milletin ferdiyle, toplumuyla İslâmileşmesi için eğitim yoluyla hizmet (vermek)… eksikli imanla, eksikli Müslüman iken (insanımızı) tam, kâmil Müslüman hâline (getirmek)… (ülkeyi) ahlâkıyla, suretiyle, hakikatiyle, müesseseleriyle, nizamıyla… Müslüman (yapmak)… “ Bu işi de “İmam-Hatip camiası” yapacakmış.

Paksoy önce soruyor: “Eksikli Müslüman olur mu, ya da eksikli iman olur mu?” Sonra da cevap veriyor: “… bunun hükmünü vermek başka bir Müslüman’ın yetkisinde değildir.” “Kimin imanının eksik olduğunu siz mi tayin edeceksiniz? Siz, günah çıkaran papaz mısınız?” demeye getiriyor.

Ben de şunu soruyorum: “Ülkeyi müesseseleriyle, nizamıyla Müslüman yapmak ne demek?”

Türkiye’nin rotasıyla ilgili gelişmeleri, 2000’lerin başlarından 2019 sonlarına kadar Paksoy’un kitabından izlemek mümkün. Özellikle açılım süreciyle ilgili olay ve söylemleri. 1993’teki “2. Cumhuriyet Tartışmaları” kitabında yer alan, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bazı sorulara verdiği cevapları Paksoy’un kitabından okuyabilirsiniz.

Kitabı okurken bir şeyin eksikliğini hissettim: Son yirmi yılın ayrıntılı bir kronolojisi. 28 Şubat, açılım politikası, Gülen hareketi, Ergenekon, Balyoz kumpasları… Bütün bunlarla ilgili olaylar, söylenenler ve kararlar. Olayların yerine oturması, hatırlanması ve bağlantıların kurulması için ayrıntılı bir tarihlendirmeye ihtiyaç var.

 
 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Köşe Yazarları



An itibariyle ziyaretci sayısı:

28 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi