Anasayfa

 

BAK POSTACI GELİYOR ÜZERİNE NOTLAR…

                                                                                                              Hamit TAYMAZ

 

M. Hayati Özkaya bu eseriyle Türk edebiyatına çok önemli bir eser kazandırmıştır. Yazarın dört kitabını da okudum. Dördünde de duru Türkçe, sürükleyici, akıcı, satırlar ve hayalle gerçeğin iç içe sahnelendiği heyecan dolu olaylar var. Ama “Bak Postacı Geliyor” da ne yok ki?  Aşk, tarih, şiir, bilgi, belge, özelin özeli olaylar, haber, derinlik ne ararsan var,  Kırk Ambar gibi…

Neşeli bir okul şarkısının adıyla ortaya çıkan bu eser, isminin çok ötesinde derin ve anlamlı bir kitap olacağının müjdesini okuyucusuna daha ilk yazıda, son devrin hiciv şairi (heccav) Abdürrahim Karakoç’un Hasan’a mektuplarıyla başlayarak haber veriyor.

Böyle bir kitap ancak çok okumayla, bilgi birikimiyle ve araştırmayla ortaya çıkar.   Onlarca mektup ve belgenin incelenmesi sonucunda meydana gelen bu kitap okuyucuya önemli sırlar da sunuyor.

Bu kitap sayesinde aşk kokulu, sevgi kokulu, hasret ve duygu kokulu mektuplarla yeniden karşılaştık ve unuttuğumuz bu güzellikleri yeniden hatırladık.

*Kendisine 35 yaşı milat yapıp bu isimle şiir yazan Cahit Sıtkı’nın Ziya Osman Saba ile dostluğu anlamlı ve benim için yeni bir bilgi.  Yazarın Türk milliyetçiliğini, Türkçülüğü hatta Turan ilini eser boyunca dantel işler gibi işlediğine şahit olurken Türkçülükle hiç ilgisi olmayan şahsiyetleri de eserine dâhil edişi bana göre bir olgunluğun ve doygunluğun en güzel ifadesidir.

*Kemal Tahir ile bayrak şairimiz Arif Nihat Asya’nın dostluklarını merak edenler ancak bu eseri okuyunca bu merakı giderebilirler. Yine bu eserde Nihal Atsız’ın çok özet Türklük tarifini satır aralarında bulabilirler. İşte size tarihçi, edebiyatçı, şair ve roman yazarı Atsız’ın “Sona Doğru” adlı şaheser şiirinden iki mısra:

“Bilsin cihan ki ben bu cihanın nesindeyim

Bir ülkünün mehabetin zirvesindeyim.”

 

*“Bir elinde ayna, bir elinde cımbız” ile bildiğimiz Orhan Veli’nin şiirindeki “iki gözüm iki çeşme” mısralarının Asaf Halet Çelebi’nin şiirinde  “he’nin iki gözü iki çeşme “ şeklinde karşımıza çıkıp bizi bir şairden bir diğer şaire gözyaşlarıyla nasıl bağladığını okuyunca şaşırmamak elde değil…

 

*Atatürk’ün belki de bilmediğiniz özelliklerini bu sayfalarda görecek ve takvimlerin 10 Kasımlarda hep siyah kalacağına bir kez daha inanacaksınız.

 

*Hepimizin bildiği gibi büyük şair Mehmet Akif Ersoy, muhteşem eseri Safahat’a İstiklâl Marşını, bu Türk milletinin malıdır, diyerek almamıştır.  Lakin Bak Postacı Geliyor kitabında Akif’le ilgili bir başka şeyi de öğreniyoruz. Dünyada sadece bizde olan çocuk bayramının ortaya çıkışında Atatürk’e ilham kaynağı olan kişinin de dolaylı olarak Mehmet Akif Ersoy olduğunu öğreniyoruz.

 

* Ziya Gökalp’a gelince Türkleşmeyi, Muasırlaşmayı, Kızılelma’yı ve de “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz”ı bir kez daha öğreniyoruz.

 

*Türk edebiyatının önemli yazarı Ahmet Hamdi Tanpınar’ı biliyoruz, bizzat tanıdığım Eskişehirli Mehmet Kaplan onun öğrencisi olduğunu öğrenince heyecanlandım. Ayrıca Tanpınar’ın Kerkük’ten su içmesi başka bir özellik kazandırıyor ona.

 

*Yazar Mehmet Hayati Özkaya’nın Ömer Seyfettin hakkında çok geniş bir bilgiye sahip olduğunu, Ateşi Yeniden Yakmak kitabından, bildiğim için bu kitapta da Ömer Seyfettin’le yeniden buluşmamız büyük bir sürpriz olmamıştır. Ayrıca Türk birliğinin en sağlam bağı lisanımız (Türkçemiz) Turan’ın temel taşıdır diyen aziz Ömer Seyfettin’i rahmetle anıyor, hürmetle kabri önünde eğiliyorum.

 

*Nejdet Sançar ve oğlu Afşın ve de Türkçülüğün bayrağı, mimarı Nihal Atsız, okumaya doyamayacağınız satırlarla anlatılırken sevgi, hüzün, ayrılık ve mektuplar sizi bir başka âlemin yolcusu yapacak…

 

*Bak Postacı Geliyor’da edebiyat dünyamızın birçok tanıdık simaları resmigeçit yapmakta ve bizleri etkilemekte. Ancak ben en çok hiç tanımadığım Suzi Çelebi’den etkilendim. Onun vesilesiyle “Sahib-i seyf ü kalem” yani kılıç ve kültür adamı tabirini öğrenmiş oldum. Bu bölümde “Struga Şiir Akşamları”nı hatırladım. Yıllar önce Yavuz Bülent Bakiler ’in “Üsküp’ten Kosova’ya” kitabını ve içeriğini hatırladım. Ayrıca bu bölümü daha da kıymetli kılan Suzi Çelebi’den bir beyit:

“Türk azdır diye bulma bahane!

Odun bir şule beştir cihane”

 

*Ünlü yazarımız Refik Halit Karay’ın bulunduğu görevler, yaşadığı çileler, sürgünler ve sonunda Mustafa Kemal Atatürk’ün affıyla serbest kalması… Hepsi orijinal bilgi ve belgelerle, ilginç mektuplarla bize ulaştırılıyor.

 

*Kitaptaki bir başka çarpıcı bölüm de Türkistan Türkleri için büyük fedakârlık yapan Adil Hikmet Bey’le tanıştığım bölümdür. Şimdiye kadar böyle bir şahsiyet hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığım için çok utandım. Kahraman Maraş’ın Türklere zulüm yapan Çin’in bir şehriyle kardeş şehir olmasına da o kadar çok hayret ettim ki anlatamam. Ayrıca bu sayfaları okurken hem yıllar önce Doğu Türkistan Türklerinin lideri İsa Yusuf Alptekin’in elini öptüğümü hem de Ahmet Kabaklı’nın yeğeni Servet Kabaklı’nın (TEV’nın başkanlığını da yapmıştı.) İsa Yusuf Alptekin’in damadı olduğunu hatırladım.

 

*Bak Postacı Geliyor ’un sayfalarında hiç tahmin edemeyeceğim bir şeyle karşılaştım: Hendese (geometri)… Hele geometrinin önemi anlatan İbni Haldun’un şu sözü beni fena sarstı: “Bilinmelidir ki geometri onu tahsil edenlerin aklına parlaklık ve fikrine istikamet kazandırır.” Büyük filozof Platon ise akademisinin kapısına “Geometri bilmeyen buradan içeri giremez.” diye yazdırmış…

 

*Bu eserde bir önemli bilgi de 1462’de Moskova Prensliğinden ibaret olan Rusya, Altın Orda Devletine bağlıydı. Altın Orda Devleti gücünü kaybedip parçalanınca yerini Hanlıklar aldı. O hanlıklardan biri de Kırım Hanlığıydı. Tarihin cilvesine bakın ki bugün Kırım, Rusya’nın işgali altında küçük ve bağımsız olmayan bir bölgedir.

 

*Kitabı okumadan önce sayfaları karıştırırken Selim İlerinin resmine ve ismine rast geldim. Hayret ettim. Çünkü nedense bu adamdan hiç hoşlanmadım. Fakat yine de merak ettim ve acaba benim bilmediğim bir tarafımı var Selim İleri’nin diyerek okumaya başladım. Yanılmamışım. Postacının bu adamı heybesine neden koymuş olduğunu da okuyunca anladım.

 

*Ünlü Rus yazarı tıp doktoru Anton Çehov’un bir tablo gibi duvarına astığı şu muhteşem söz beni hem güldürdü hem de düşündürdü: ”Tıp nikâhlı karım, edebiyat metresim Birine kızarsam geceyi öbürüyle geçiririm.”

 Siz de bu kitabı okurken vaktinizi kimlerle, nelerle geçireceksiniz kim bilir? Mesela yeni Türk harflerinin halka tanıtılması ile ilgili çalışmalar sırasında Atatürk’le bir Hoca Efendi arasında geçen ilginç bir sohbete misafir olacaksınız.

 

*Merhum Sertelleri yanlış tanıdığımı, yanlış bildiğimi öğrendim bu kitap sayesinde… 36 yıllık bir ömre nelerin sığabileceğini Ömer Seyfettin’den anladım… Şimdi müze olan Sinop Cezaevini anlatan şu dörtlüğü, notlarımın arasına alırken ister istemez Sabahattin Ali’nin hazin sonunu düşündüm:

Dışarıda deli dalgalar

Gelip duvarları yalar

Seni bu sesler oyalar

Aldırma gönül aldırma…

 

Sabahattin Ali’nin ölümü ile ilgili suçlanan Adalet Cimcoz’un ödüllü çevirisi “Kafka’dan Milena’ya Mektuplar” ayrı bir tat katmış kitaba. Tabii bu arada Adalet Cimcoz’un sevimli köpeği Zibidi’yi de unutmamalıyız.

 

*Yine bu kitapta edebiyatımızın ünlü kalemlerinden birine ait olan ve insanın aklını başından alan bir başka aşk mektubuna ya da mektuplarına yer verilmiş ki yazarı Cemil Meriç mektupları alan ise eşi değil sevgilisi Lamia Hanım… İngilizce öğretmeni olan Lamia Hanım, tanınmaya değer bir şahsiyet…

 

*Evet, Bak Postacı Geliyor’ da daha neler var neler var. Arif Nihat’ın “Sevgi Mektupları”, ölüm döşeğinde kıyılan nikâh. Etrafında âşıklarıyla yaşayan evli Şukufe Nihal ve daha kimler, kimler…

 

Bu kadar güzel insanı bir araya getiren, aralarındaki münasebeti tespit eden, mektuplarla ve belgelerle zenginleştiren Mehmet Hayati Özkaya Hocamızı bu eserinden dolayı tebrik eder, nice eserlere imza atmasını dilerim.

 

 

You have no rights to post comments

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


Annemin Ardından...
Cuma, 25 Ağustos 2023
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

50 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi