Anasayfa

ŞARK MESELESİ

Ömer Volkan Çiçek

 

Deprem gerçeğinin kaçınılmaz olarak ülkemizde tekrar hatırlandığı şu zor günlerde deprem kadar unutmamamız gereken diğer bir olgu da Şark Meselesidir. 

 

Türk Milleti olarak en önemli hasletlerimizden biri, deprem ve benzeri afetlerde hemen kenetlenebiliyor olmamızdır. 

 

Bu tür afetlerde tüm farklılıklarımızı bir kenara bırakarak, birlik beraberlik içerisinde her zorluğu aşabiliyoruz. 

 

Bu özelliğimiz dosta düşmana karşı şu mesajı vermemize de imkan tanıyor. 

 

Biz, hep birlikte Türk Milletiyiz.. 

 

****************************************

 

Böyle güzel ve anlamlı özelliklerimizin yanında 

Depremlerde can ve mal kaybının olmaması ve depremin en az hasarla atlatılabilmesi için de

gerekli bütün önlemleri önceden almalıyız. 

Maddi konularda şeffaf bir yol izlemeli 

milletçe tereddütsüz çok çalışmalıyız.

 

Deprem için oluşturulan fonları amacı dışında kullanmamalı 

depremle yüzleşildiği zaman 

daha önce oluşturulan ve toplanan bu vergi ve fonlar sayesinde gereken iş ve işlemleri süratle yerine getirilmeliyiz. 

 

O kritik anlarda, çok zaruri olmadığı sürece, tekrar yardım talebinde bulunmamalı 

Türk devletinin ve milletinin kudretini  depremzedeler üzerinde hızla tesis edebilmeliyiz. 

 

Depremlerde hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar dilerim. 

 

AFAD, UMKE, Jandarma, itfaiyeler ve diğer tüm arama kurtarma ekiplerimize de 

Ailelerinden uzakta, soğuk, açlık, acı, yorgunluk, zorluk demeden canla başla yaptıkları tüm çalışmalar için özellikle teşekkür ederim. 

 

*************************************

 

Yazımın başında belirttiğim gibi 

Türk milleti için deprem kadar hayati olan bir başka husus da Şark Meselesidir. 

 

Bu kavram 18. yüzyıldan itibaren resmen kullanılmaya başlanmış olsa da 

Türklerin anadoluyu fethettiği tarih olan 1071 yılından itibaren Avrupalı devletler tarafından fiilen uygulanmaktadır. 

 

Şark meselesini basitçe 

Türkleri Avrupadan uzaklaştırma ve orta asyaya geri gönderme politikası şeklinde tanımlayabiliriz. 

 

Meseleyi biraz daha açarsak. 

 

Önceleri, Türklerin gerçekleştirdiği fetihleri önlemek ve yayılmanın önüne geçmek biçiminde oluşturulan bu politika (Türk Meselesi) 

sonrasında Türklerin zayıflamasıyla birlikte (1600'lerin sonları) Türkleri fethettikleri yerlerden çıkarma 

elde kalan topraklarını bölüşme 

ve en son aşamada geldikleri yere gönderme şeklinde biçimlenmiştir. 

 

Kayıtlarda, 1800 lerin başından itibaren resmen Şark meselesi adını alan politikada 

tarihsel seyre bakıldığında, 

Avrupalı devletler, 

önce gerçekleştirilen fetihleri durdurmuş, akabinde Türkleri fethettikleri yerlerden çıkarmış ve son olarak da topraklarının büyük bir kısmını paylaşmışlardır. 

 

Sırada şark meselesinin son aşaması kalmıştır. 

 

Türkleri geldikleri topraklara geri göndermek.. 

 

*************************************

 

Avrupalı devletler, gerçekleşen diğer aşamalarda olduğu gibi bu son aşamayla da çok uzun yıllardır meşgul olmaktadır. 

 

Şark meselesi ismiyle 19. yüzyılda gerçekleştirdikleri sayısız kongre ve konferanslara, günümüzde de, 

ismini değiştirmek suretiyle 

yenilerini eklemektedirler. 

 

***********************************

 

Esasında Avrupalının, 

en başından beri Türk Meselesi olarak gördüğü bu politikanın tam zıddı biz Türkler açısından Garp Meselesidir. 

Kızıl Elmadır. İlayı kelimetullahtır.. 

 

Mücadele, iki taraf arasında bin yılı aşkın süredir var olmaktadır. 

 

Bu da meselenin ayrıca ele alınması gereken bir yönüdür. 

 

************************************

 

Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu devrinden beri süre gelen bu politika ile 

yaklaşık bin yıldır 

kadim Türk yurdu Anadolu topraklarından 

Türkleri çıkarmanın hesabı yapılmaktadır. 

 

Bunun askeri parçası olan haçlı seferleri asla unutulmamalıdır. 

 

***********************************

 

Şark meselesi, 

Anadolunun parçalanması 

Türklerin bu topraklardan çıkarılması meselesidir. 

Bitmemiştir. 

Hiç bir zaman da bitmeyecektir.. 

 

Zira, 1917 Bolşevik devriminde Ruslar 

Avrupa devletleriyle 

Şark Meselesi adı altında yaptıkları gizli anlaşmaları o günlerde açıklamışlardır. 

 

Açıklanan belgelerde Anadolunun aralarında nasıl parçalandığı tarihsel kayıtlarda mevcuttur. 

 

**********************************

 

Avrupalı devletlerin 1453 yılından 20. yüzyılın başlarına kadar titizlikle uyguladıkları bu politikalar neticesinde 

neredeyse gerçekleşecek olan tarihsel süreç (şark meselesi), 

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde kazanılan Milli Mücadele ile 

çok şükür etkisiz hale getirilmiştir. 

 

Lakin 

yıkılan Osmanlı imparatorluğundan kalan toprakların bölüşülmesi sırasında 

o günkü şartlarda 

paylaşılan topraklardan pay alamayan dini ve etnik bir takım unsurların 

devlet olabilmesi 

ve bu minvalde 

sınırların yeniden çizilmesi meselesini de 

Şark Meselesinin günümüzde seyreden bir başka hikayesi olarak görebiliriz.! 

 

*********************************

 

Şark meselesi politikasına dahil olan yeni Emperyal devletlerin varlığı ve güttükleri sinsi emeller karşısında devletimiz, askerimiz, diplomasimiz, siyasi kurumlarımız ve milletimiz olarak hep beraber ortak politikalar üretmek mecburiyetindeyiz. 

 

Apaçık var olan ve yüzyıllardır uygulanmaya çalışılan Şark meselesi kapsamındaki her türlü işgalci politikalar karşısında çok güçlü olmalıyız. 

 

Gücümüzün yanında millet olarak bilgili, bilinçli, hassas ve uyanık olmalı 

Ülke olarak milli birlik ve beraberliğimizi daha güçlü kılmalıyız. 

 

Unutmayalım ki Şark meselesi 

Türk'ün bu topraklarda yüzyıllardır var oluş mücadelesidir... 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

******KİTAPLIĞIMIZA GELENLER******

ÜLKÜ OLCAY YAZDI
Ummana Dökülmeyi Bekleyen Aşk Yağmuru”
AHMET BİCAN ERCİLASUN
Dilin, düşüncenin, kitabın önünde hiçbir engel duramıyor. Ne virüs, ne salgın, ne rejim, ne de zulüm.
Hasan Kallimci
Beni ağlatan da “Aliş’imin Kaşları Kare” . Başlığına bakarak, türkünün malûm hikâyesini okuyacağınızı zannetmeyin.
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Küllenmiş fikirleri bir kıvılcımla yeniden yakmak
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Ve her şair biraz deliydi. Ve iyi ki Tanrı Delileri Yarattı’
BİR TÜRKÜNÜN HİKAYESİ
Nem Alacak Felek Benim Dr.Halil ATILGAN
HALİL ATILGAN YAZDI
TUTSAK KALEMLER M. Hayati ÖZKAYA DR. HALİL ATILGAN’IN UZUN SOLUKLU ÇALIŞMASI: BODRUM HÂKİMİ Muhsin DURUCAN “Bodrumlular erken biçer ekini Feleğe kurban mı gittin Bodrum Hâkimi. Nasıl astın Mefharet Hanım ipe de kendini Altın makasDevamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
SAFAHAT MEHMET AKİF ERSOY Gülsüm KARACA yazdı... Yazıma yazarımızın kısa bir biyografisi ile başlamak isterim. Mehmet Âkif Ersoy, 1873 yılının Aralık ayında İstanbul’da, Fatih ilçesinin KaragümrükDevamını oku...
Zafer Saraç yazdı
Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur.Devamını oku...
GÜLSÜM KARACA YAZDI
Talat Ülker’in kaleme almış olduğu Dilaver Cebeci eseri kıymetli Cebeci’nin hayatını, sanatını ve eserlerini konu almaktadır. Girizgâhında Dilaver Cebeci’nin hayatı ve sosyal dünyası olmak üzereDevamını oku...
YENİ SAYI
Mehmet Akif Ersoy OKUYUNUZ
YASİN SARI YAZDI
Okurken, her ne kadar çetin bir mücâdeleyi ve bu uğurda yitip gidenleri anlatsa da, çok keyîf aldım

Bir Kitap Bir Yazı

Köşe Yazarları


YUZ YIL YAZILARI-I
Salı, 10 Ocak 2023
...
TÜRK BAYRAMI: NEVRUZ
Salı, 29 Mart 2022
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

52 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi