BATMAYAN GÜNEŞ

Ceren EMELİ

"Kim demiş güneş battı, bur küsuf anıdır bu

 Ölümün gücü var mı imhaya sonsuzluğu"

 Eşsiz kahramanımız Mustafa Kemal Atatürk için yazılmış sayısız dizeden biriyle başlıyorum sözlerime.

 Ne güzel söylemiş sair "Kim demiş güneş battı bur küsuf anıdır bu"

Seneler önce adım attığı her bir karış toprağa milli duyguları nakşetmiş, bir güneş misali geçtiği yeri aydınlatmış, bastığı yeri ısıtmış, söyledikleri vatanın duvarlarında yankılanmış, ilkeleri nice vücutta can bulmuş ulu önderim.  Parçası olduğum ülkenin kahramanı, nesli olmaktan gurur duyduğum insan.

Yaptığın devrimlerle, başlattığın şanlı kurtuluş mücadelesiyle birçok insana, lidere örnek olacak, imrenerek bakılacak bir vatan bıraktın bizlere. Ulusal egemenlik, birlik ve beraberlik, vatan aşkı gibi onlarca nitelikle donattın ülkemizi. Her karışını üzerinde yaşamaya ve uğrunda ölmeye değer kıldın. Gölgesinde toplandığımız al bayrağı sonsuz semada dalgalandırdın.

 Senin yaptıklarını ve ilkelerini düşünüyorum zaman zaman. Düşündükçe kafam karma karışık oluyor, çıkamıyorum işin içinden.

 Çünkü  varlığının izlerini dört bir yanımızda gördüğümüz, hissettiğimiz bir Ata için kâfi görmüyorum yaptıklarımızı.

 Evet, sahip çıkıyoruz, evet onun nesliyiz fakat ona yaraşan bir Türk genci olabiliyor muyuz?

 Utanarak hayır diyorum. Çünkü kalemini, dilini, aklını hiçe sayan, tarihine sahip çıkmayan ecdadının kemiklerini sızlatan nice gencin var olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz.

Ona layık olmaktan bir hayli uzak, layık olma mecburiyetine bir o kadar yakınız.

Beyhude geçiyor sayısız ömür. Amacımız olmalıydı en başında Atatürk’ün ilkeleri. Bu uğurda çarpmalıydı yüreklerimiz, bu yol olmalıydı yolumuz. Bir zamanlar her gün tekrar ettiğimiz "Andımız" da söz vermemiş miydik açtığı yolda, gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğimize?

Her bir hücremizde hissettiğimiz, dilimizden kaygısızca dökülen kelimeler boğazımıza takılıyor şimdilerde. Çıkmıyor iki dudağımızın arasından bir türlü. Fakat ümitsiz değiliz, bitmiş tükenmiş sayılmayız.

 Çünkü Gençlik marşındaki güneş gibiyiz bizler. Dumanlı dağların, karanlık günlerin, çaresiz şehirlerin arasından yükseleceğiz ve

"Dağ başını duman almış

Gümüş dere durmaz akar

Güneş ufuktan şimdi doğar

 Yürüyelim arkadaşlar." Diyeceğiz.

Durmayacağız, ilerleyeceğiz her zaman. Yorulmadan inleteceğiz yeri göğü. Devrettiği bayrağı, emanet ettiği vatanı, miras bıraktığı cumhuriyeti ileriye taşıyacağız, vazgeçmeyeceğiz. İzin vermeyeceğiz tutsak edilmeye. Bağımsızlık arzusu akacak damarlarımızdan. Pes etmeyeceğiz, etmemeliyiz.

Çünkü o şöyle sesleniyordu Türk gençliğine ;

"İzimden gelin gençler

Bocalamadan,

Yorulmadan,

 Sıkılmadan.

Tek çıkış yolunuz budur. ”diyordu.

Yolumuza ışık tutan sözlerinin ardından Türk Gençliğine de inanmak ve itimat etmek düşüyor ancak. Bizler için açtı bu yolu Mustafa Kemal Atatürk.

Yolun sonu aydınlık, kurtuluş meşalesi yanıyor ufukta. Sönmeden yürümeli, geç kalmamalı erişmek için.

Alman Prof. Walter L. Wriht Jr’nin dediği gibi;

"O, kişisel kazanç ve ün peşinde koşan basit biri değil, gelecek kuşaklar için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahraman." Evet, o bir kahramandır. Sönmek üzere olan bağımsızlık ateşini yeniden kıvılcımlandıran, emperyalistlere karşı Türk kurtuluş mücadelesini başlatan ve kazandığı her zaferle vatan sevdasını taçlandıran ve ebediyete kadar var olacak yeni Türk devletini kuran büyük bir kahramandır.

Ben ki bir Türk genciyim. Şimdi bana ve bize emanet edilen bu devletin gelişmesi, büyümesi ve yücelmesi için biz de elimden gelenin en iyisini en güzelini yapacağız. Atatürk’ümüzün gösterdiği yolda yürürken onun Onuncu Yıl Nutku’nda söylediklerini bir an dahi aklımızdan çıkarmayacağız.

“Yurdumuzu, dünyanın en mamur ve en medeni memleketleri seviyesine çıkaracağız. Milletimizi, en geniş, refah, vasıta ve kaynaklarına sahip kılacağız. Milli kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız. Bunun için, bizce zaman ölçüsü, geçmiş asırların gevşetici zihniyetine göre değil, asrımızın sürat ve hareket mefhumuna göre düşünülmelidir. Geçen zamana nispetle daha çok çalışacağız, daha az zamanda daha büyük işler başaracağız.”

O böyle diyordu 29 Ekim 1933’te, biz de 2017’nin Nisan’ında diyoruz ki:

En büyük Atatürk! Adınız andımızdır, yolunuz yolumuzdur... Saygılarımla.

 

Köşe Yazarları


SON ON PADİŞAH
Perşembe, 21 Mayıs 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

78 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi