TÜRK’E DURMAK YARAŞMAZ

Beyza SEVRİM

“Çok değil göğsümüzün içine çizsek seni.

İsterse bundan sonra ufuk yansın, gök yansın;

Çünkü sen bu milletin umduğu kahramansın…

Gölgen bir nur işledi güneşe vardığı gün;

 Seni gördük sesimiz Hak’ka yalvardığı gün;”

diyor Fazıl Hüsnü Dağlarca. Elbette ki çok değil göğsümüzün içine çizsek seni. Çanakkale Cephesi’nde bir şarapnel parçası Türk milletinin kaderini değiştiren saatine saplanmışken hep düşünmüşümdür.10 Ağustos 1915’te o şarapnel parçası Atatürk’ün saatine değil de vatan ve millet aşkının yankılandığı göğsüne saplansa idi ne olurdu diye. Türk milleti ilerlemeyi, düşmanın elinden kurtulmayı bırakın, umutsuzluk vaadi veren günlere gider. Böylesi bir önderi kaybetmiş olurdu. Ama kaybetmedik. İşte kilit nokta burası… Kaderimize, avuç içi kadar bir saatin yön verip, Allah’ın bize Atatürk’ü bağışlaması… Biz Türk gençliğine de Ulu Önder Atatürk’ün değerini bilmek ve ilelebet onun yolundan yürümek düşer. Çünkü o Türk milletinin sırtına adeta bir kambur gibi yerleşmiş düşmanı alt etmek için sonuna kadar mücadele etmiş ve başarmıştır. Milletimizi çağdaş bir ülke haline getirmiş, gerçekleştirmek istediği inkılapları hayal diye düşünenlere inat bir bir gerçekleştirmiştir. Tabi ki bunları yaparken Atatürk’ün güç aldığı şeyler vardı. Arkasında sıra dağlar gibi duran Türk milleti, “TÜRK MİLLETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR.” diye haykırırken ki inancı ve Türk gençliğine duyduğu sonsuz güveni gibi…1919’da Milli Mücadele yıllarında şu sözleriyle bizlere olan güvenini açık bir şekilde belirtmiştir:

“Her şeye karşın muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu inancı yaşatan güç, aziz memleket ve milletim hakkındaki sonsuz sevgim değil, bugünün karanlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf gerçek vatan aşkıyla ışık serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir.” diyor.

Peki, Atatürk’ün görmüş olduğu ve ilerde de olmasını istediği gençlik nasıl bir gençlikti? Fikir gençliğiydi, inanç gençliğiydi, idealist bir gençlikti. Okuyan, araştıran, vatanı için yürüdüğü yolda ölümü dahi görse geri adım atmayan, pes etmeyen bir gençlik istiyordu. Çok mu zor? Değil. Hele ki kendisi bizzat en iyi örnek olmuşken, hiç zor değil. Sözlerimi Atatürk’ün okuma ve araştırmaya ne kadar önem verdiğini destekleyen bir anıyla sürdürmek istiyorum. Büyük Önder Atatürk’ün hizmetinde bulunanlardan Cemal Granada anlatıyor:

“Bir gün Atatürk, tarihle ilgili bir kitap okuyordu. Öylesine dalmıştı ki, çevresini görecek hali yoktu. Bir sürü yurt sorunu dururken devlet başkanının kendini kitaba vermesi Atatürk’ün yakın arkadaşlarından Vasıf Çınar’ın biraz canını sıkmış olmalı ki Atatürk’e şöyle dediğini duydum: -Paşam! Tarihle uğraşıp kafanı yorma… 19 Mayıs’ta kitap okuyarak mı Samsun’a çıktın? Atatürk, Çınar’ın bu içten yakınmasına gülümseyerek şöyle karşılık verdi: -Çocukken iki kuruş elime geçince bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle bir alışkanlığa sahip olmasaydım, bu yaptıklarımın hiçbirini yapamazdım…”

İşte bizlere çok iyi örnek olan bir ata başucumuzda duruyor. Atatürk’ün bizlere duymuş olduğu güveni katiyen boşa çıkarmamalıyız. Çünkü Türk gençliği yarınların güven ve umut kaynağı, Türk milletinin gücüdür. Atatürk, en zorlu savaş anlarında bile eğitimden, bilgiden vazgeçmemiştir. Kütahya-Eskişehir savaşları sürerken Maarif Kongresi’ni toplamış, gelecekle ilgili fikirlerini açıkça ortaya koymuş, yetişecek olan gençlerde olması gereken özellikleri belirterek, milli eğitimin hedeflerini açıklamıştır. Atatürk, böylesi bir kargaşanın hâkim olduğu bir zamanda bile eğitime bu derece önem vermişse, bize de eğitim-öğretim yolunda sonuna kadar uğraşmak, didinmek ve çalışmak, durmadan, ilerlemek düşer. Çünkü Türk’e durmak yaraşmaz.

Türk genci olarak hiçbir zaman bırakmamamız gereken sorumluluklarımız var: Sultan Alparslan’ın, Çağrı Bey’in, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Kanuni Sultan Süleyman’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği bu aziz vatanı sonsuza kadar yaşatmak, en büyük gayemizdir. Geçmişten hem örnek hem de ibret alarak geleceğe umutla bakmak, yarının büyük Türkiye’sini hazırlamak ve memleketimizi ileri seviyelere götürmek… Bunlar için, her zaman her koşulda çabalayacağımıza söz veriyoruz. Ey Atam! Sonsuz güven bahşettiğin Türk gençliği olarak, Türk’ün inmez bayrağı altında, bu vatanı nesilden nesile ilerletecek ve ebediyen yaşatacağız.

TÜRK MİLLETİ EBEDİYEN PAYİDAR KALACAKTIR!

 

 

Köşe Yazarları


SON ON PADİŞAH
Perşembe, 21 Mayıs 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

117 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi