ÇAKIROĞLU FIRAT'A

Eşref Cemil

                          

Kışın ortasında attı ilk adımı,

Yiğit Fırat diye okudular adını,

Oğuz gibi hemen eğerledi atını,

Hiç de çıkmadı aklından ecdadı.

 

İz vurdu;diz vurdu,

Bey oldu, toy kurdu.

Gökyüzü oldu yurdu,

Güneşdi yanında tuğu...

 

Aslandı çakal yatağında,

Alperendi Yesevi ocağında,

Can verendi İzmir bucağında,

Önkuzu gibiydi anasının kucağında.

 

Yamtardı Kürşatın sofrasında,

Selim Pusatdı hayat sırasında,

Kızılelma oldu hep sevdasında,

Beyzası oldu gönül yarasıda.

 

O oldu artık kara toprak, adı Fırat,

Artık onu bekliyor ince Sırat.

Değer biçsek gelir 40 kırat ,

Selam duruyor ufuktan altında kırat

Vurdu çizgiler derince yüzüne,

Kış solumuş aklar, düşmüş zülüfüne.

Çok zaman da düşmüş hüzüne,

Hep çıkmış yokuş, gitmemiş düzüne.

 

Bir ateş var bakınca gözüne,

Şüphesiz güvenilir her sözüne,

Sözünden, yüzüne beli çekmiş özüne,

İçinde yanan ateşin Ergenekon’dan gelir közüde...

 

Barak Baba, Sarı Saltuk yanında,

Bir vatan daha yaptık cennet katında,

Onlar geldi şükür gitti batılda,

Kutlu ruhu dolaşır diyar-ı bâtında,

Ey Fırat,

 Doğunda bir melek uyur diğeri güler batında.

İstedin haç çarpsın hilale,

Bu yol kurban bu nihale.

Çektin gittin; düştük eleme,

Her gün acı doğar pencereme,

Koyduğum taştır artık tencereme.

 

Onun ruhu nesli asımın,

Fırat adresidir yasımın,

Türküsü aşığıdır sazımın,

Özlem hatun ne karadır alın yazın.

 

Solunda kaldı hayat ölüm ise sağda,

Ama adiler bırakmadı seni sağda,

Selamdılar seni yiğit sağlarda,

Artık melekler bile ardından ağlarda.

 

Sen sessizce şehadeti seyrederken,

Bir silsede kapandı gözlerin Ufuk seyirirken,

Işık serinliğince aziz ruhun eğilirken,

Cennet kokulu kefen geliyor pamuklar eğirirken...

 

Yıkılsın toylar, kanla fermanlansın,

Şehidimin şavkıyla ay aydınlansın,

Feza, sema alla yaldızlansın,

Ey koca dünya aldın bir yiğidi benden,

Sen ki gözümde en büyük yalansın.

 

Plevnenin ordusu, Mohaçın hücum borusu

Hep bir ağız yaptı şimdi Mehter korosu

Osman Paşa seyredalmış Yılmazı

Dediler ölüm yıldıramaz Yılmazı

 

Altayda toplandı kurultaylar,

Yapıldı yuğlar, söylendi sagular,

Kabristanın da dualar vecde dalmışlar.

Ilgıt Ilgıt da esmis menekşeler,

Başında ötüşürken serçeler.

 

Ağlayan gözlerde kalmadı derman,

Cihan gördü mü acep böyle Erman,

Fırat geçer önümden  arkasında büyük bir kervan 

Asılsın katiller çıksın Ferman.

Yılmaz, Yılmaz, Fırat Yılmaz,

Şubatlar gelir geçer soğuk yılmaz,

Der Fırat, Akar yerde kanım fakat akmaz gözyaşım,

Bitti kahramanca 24 yaşım.

 

Buğra GÜLDEREN

Köşe Yazarları


BAK POSTACI GELİYOR- XXIII
Perşembe, 02 Nisan 2020
...
KORONA VİRÜS
Perşembe, 19 Mart 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

87 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi