ÖMER SEYFETTİN VE ATEŞİ YENİDEN YAKMAK

Ayfer GULER

 

Ruh: yazının icadından beri olumsuzdur." diyor Cemil Meriç. Tahlilini yapmaya çalıştığımız "Ateşi Yeniden Yakmak" romanı işte bu söze konu olmuş ölümsüz bir ruhun tecellisidir. İdealist ve vatansever bir öğretmen olan yazar Mehmet Hayati Özkaya'nın bu üçüncü romanı üzerine siz değerli okurlara birkaç söz söyleyeceğiz.

 

Roman, Ömer Seyfettin özelinde Türk edebiyatı ve Türk tarihine damga vuran, milli duyuş ve düşünüşe sahip nice ismin ruhunu sayfaların eskiyi andıran kokusuna sirayet ettirmiştir diyebiliriz. Fakat eski dediğimize bakmayınız. Zira Ömer Seyfettin, roman içinde asıl ismi Ozan olmakla birlikte usta yazarı daha iyi duyumsayabilmek uğruna Ayas-Seyfettin'in yazılarında kullandığı takma isim- ismini almış olan gayretli bir gencin tabiatına ve yine yazarın yaşadığı yuvaya verdiği isme atıfta bulunan Münferit Kitabevi'nde bizlerin ustalıkla dahil edildiği hadiselere de müdahil olan konumda karşımıza çıkıyor.Ayas’ın Münferit Kitabevi sahibi Yusuf ağabeyinin yönlendirmesi üzerine Ömer Seyfettin'in eserlerini tiyatroya uyarlamaya başlaması büyük bir yangının fitilini ateşliyor. Burada sizlere eserden bir kesit sunmak gelecek satırlarda bahsedeceklerimizi netleştirmeye fayda sağlayacaktır:

 

"İşte bu sözü yerine getirmek üzere mazinin kapısını aralayan Ayas, uzun ve zahmetli bir yolculuğa çıktı. Bu yolda bazen ağır bazen hızlı adımlarla yol alırken bazen hüzünleniyor, bazen öfkeleniyordu. Çünkü bir asır öncesine gitmek, yıkılmaya yüz tutmuş koca imparatorluğun çöküşünü yeniden seyretmekti" Hadiselerin bu noktadan itibaren geçmiş ve bugün çizgisinde şekillendiğini görüyoruz. Diğer yandan sarf ettiği çaba Ayas'ın ruhunda bir kırılmanın da tetikleyicisi oluyor. İşbu kırılmanın neticesinde Seyfettin'i Ayas ile konuşurken buluyor, Atsız'ın Ruh Adam romanında Selim Pusat'ın koruda ecdatla yaptığı o meşhur yüzleşmenin verdiği hazzı yeniden duyuyoruz. Ömer Seyfettin, hikâyelerinin derinliğinde kaybolmaya başlayan bu gencin önce rüyalarında sonra ise yanında beliriveriyor. Öte yandan bu duruma paralel olarak romanın bir olaylar silsilesinden ibaret olmadığını söylemek de mümkün ve eserin kıymetini tahlil edebilmek açısından elzemdir. Nitekim gerek konuşmalar gerekse satır araları özenle yerleştirilmiş tarihin denk gelmek için araştırmak gayretini göstermemiz gereken gerçeklerine ve düne ve bugüne dair eleştirilere ev sahipliği yapıyor Gerek Seyfettin'in gerek Ayas'ın lisanından okuduklarımız eseri tek başına bir kütüphaneye dönüştürüyor. Altını çizdiğimiz fakat sizlerle paylaşmanın birkaç sayfada mümkün olmadığı satırlar bunun apaçık bir delili olarak karşımızda duruyor. Kimi yerde bugün yaşanan bir hadisenin geçmişteki benzeri kimi yerde geçmişte yaşanmış bir hadisenin bugünkü tezahüründen söz açılarak dün ile aramızda bir köprü kuruluyor. Köprünün bir ayağını objektif gerçekler oluştururken diğer ayağını her iki çağda millileşmenin ve milli olan her şeyin önünde bir set gibi duranlara dair eleştiriler oluşturuyor. Fakat şunu belirtmeyi bir vazife addederiz ki; romanın bünyesinde tarihi ve biyografik bilgi vermek ile tarihe yönelik eleştirileri dile getirmenin zemine zarar vermeden başarabilmek ve bunu romanın tür özelliklerini koruyarak aktarmak son derece zorlu bir iştir. Bu tür işlerin ise sıkı çalışma tarihe ve edebiyata sadakat ve özveri gerektirdiği hakikattir. Ateşi Yeniden Yakmak, tüm bu özveri ve zorluğu başarabilmiş olmanın en güzel örneklerinden biridir dersek mübalağa etmiş olmayız. Eserin dikkatimizi cezbeden diğer bir noktası "deniz" demekten öte sizi bozkırdan deniz kenarında bir lokantaya sürükleyen tasvirleri... Özkaya'nın ruh ve mekân tasvirinde kuvvetli bir kaleme sahip, nitelikli gözlemleri edebi üslupla harmanlamakta bir usta olduğunu söyleyebilmek için birkaç sayfa okumak yeterli olacaktır kanısındayız ve bu kanıda iddialıyız.

 

Bu eser ve tahlilinin bize büyük bir gerçeği hatırlattığını söylemek zorunda hissediyoruz ki bizler Ömer Seyfettin gibi bir kalemden bi haber değilsek de uzak yetiştirildik. Onu bir dil üstadı olarak görmekten, göstermekten ziyade çocuklar için yazdığını zannettiğimiz bir kaç hikâye kitabından ibaret gördük. Oysa Ateşi Yeniden Yakmak isimli bu nadide eseri hazmederek okuyanlar çok mühim bazı gerçeklerden mahrum kaldığımızı göreceklerdir. Bu konuda yazarımız şunları söylüyor Yusuf'un lisanı ile: " Demek ki diyorum Ömer Seyfettin'i iyi okusaydık, onun hikâyelerini sadece çocukluk yıllarımızı süsleyen okumalar olarak değerlendirmeseydik; hatta abartarak söylüyorum, devletimizi idare etmeye talip olan herkese Ömer Seyfettin'i okuma şartı koysaydık bugün yaşadıklarımızı yaşamaz ya da karşılaştığımız belaları def etmenin yolunu çok rahat bulurduk." Esasen Yusuf ya da yazar burada hiç de abartıya kaçmamış aksine olması gerekenle bizleri yüzleştirmiştir. Tarihi belge ve kaynaklara dayanarak geçmişin siluetinin bugünün aynasında göründüğü bu eser bizler için hem zevkli bir roman hem de evvelki satırlarımızda bahsettiğimiz üzere bir kütüphane niteliğindedir ivedilikle okunarak eğitimciler vasıtasıyla bugünün gençlerinin yaşamına aktarılması elzemdir.

 

Köşe Yazarları


GÜNDEM
Salı, 11 Şubat 2020
...
ŞARK MESELESİ
Çarşamba, 29 Ocak 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

110 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi