18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü Münasebeti ile

Çanakkale Savaşı yalnız önemli bir deniz üssünün müdafaası değildir; yalnız bir şehrin müdafaası değildir; yalnız bir payitahtın müdafaası değildir; yalnız bir memleketin müdafaası değildir; yalnız Türk âleminin müdafaası değildir; yalnız hilafet merkezinin ve İslam âleminin müdafaası değildir. Çanakkale Savaşı, üç yüz yıldan beri dünyanın bütün denizlerini içtikçe büyüyen, büyüdükçe şişen, şiştikçe önüne durulmaz tek bir istila kudreti haline gelen koskocaman İngiliz İmparatorluğuyla yine üç yüz yıldan beri kanı emile emile küçülen, küçüldükçe sönen, söndükçe ufacık Balkan milletlerine kadar büyük ve küçük her yabancının iştahını kendine çeken Türk imparatorluğu arasında, manasını bugün daha iyi anladığımız büyük bir çağ dönümü savaşıdır.

Fatih İstanbul’u aldı, bir çağ değişti; geçen büyük savaşta İngiltere İstanbul’u alamadı, bu da bir çağ değişmesinin başlangıcı oldu. Çanakkale Savaşı, sömürgeleşen ve sömürgeleştirilmek istenen bütün mazlum memleketlerin ilk isyan ve mukavemet şuurunu kendinde duyan Türk milletinin sanayici garp kapitalizmine karşı ilk zaferidir. Bugün yıkılmaya başladığını gördüğümüz o nizamın parası, çeliği, tekniği, azameti, prestiji, parasız, çeliksiz, tekniksiz, azametsiz ve prestijsiz bir milletin, işte bu şuuru  önünde denizin dibine inmiştir.

Çanakkale bir çağ dönümüdür. Türk bu zaferi kazanmasaydı çarlık yıkılmayacaktı; yerini, yurdunu, zamanını şaşıran cenin halindeki türlü türlü komünist ihtilalleri olmayacaktı; bunlara karşı dünyanın mukaddeslerini korumak ihtiyaç ve iddiasıyla doğan faşist, nasyonel – sosyalist, falanjist ve nasyonalist inkılaplar olmayacaktı; iki savaş arası devrinde altın ve büyük sermaye nizamının kıymetleriyle yenileri arasındaki selametli mücadele başlamayacaktı; bu mücadeleden 1929 buhranı ve 1939 savaşı doğmayacaktı.

Çanakkale olmasaydı şimdi İstanbul’da Çarlık Rusya’sının bayrağı dalgalanıyordu. Türkiye yoktu. Ne Sakarya’sını, ne inkılabını yapacaktı; köle milletlerin listesinde tarihi bir isim olarak kalacaktı; bütün mazlum ve sömürge şarkın kurtuluş hamlesi kırılacaktı.

Fakat Çanakkale bir tarih zaruretidir. Çanakkale olacaktı. Çünkü yalnız Türkiye için değil, dünya için de istismar nizamının yıkılması lazımdı.

Çanakkale oldu.

Çanakkale bir çağ dönümüdür.

 Fakat bunun bize verdiği gururun yanı başında eskisinden daha büyük bir şuurumuz olmalıdır. Kendimizi bilelim. Fatih İstanbul’u aldı, yeni bir çağın doğmasına sebep oldu, fakat onun çocukları bu çağı anlayamadılar ve geri bir ortaçağ nizamında kaldılar. İdrakimiz dört yüz yıl gecikti. Bu sefer tarih bize bol keseden dört yüz yıl değil, dört yıl bile vermez. Yeni doğan dünyayı bugün, bugün, bugün anlamak zorundayız. Yoksa ne Çanakkale kalır, ne Sakarya!

Milletlerin yaşaması için kahramanlık elvermez. İçinde bulunduğumuz dünyanın çağ dönümü sırlarını anlamak, ona uymak, Avrupa’da ve Asya’da milliyetçi ihtilal şuurunun niçin, nasıl doğduğunu ve nasıl bir dünyaya doğru zaferden zafere koştuğunu tam bir ilim aydınlığı ve ideal heyecanıyla kavramak zorundayız.

 

 

* P. Safa, “Çanakkale”, Bozkurt, C. 2, S. 3/14, 19 Mart 1942, s. 43.

Köşe Yazarları


SON ON PADİŞAH
Perşembe, 21 Mayıs 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

204 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi