ATATÜRK VE CUMHURİYET

Buğra GÜLDEREN

946 yıl önce Selçuklu Sultanı Alparslan Malazgirt’te : “Size öyle bir yurt aldım ki ebediyen sizin olacaktır” dedi. Bu sözden yaklaşık 850 yıl sonra Mustafa Kemal ve Türk milleti o ebedi yurdu Cumhuriyetle taçlandırdı. 

Cumhuriyet kelimesi Arapça kökten 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça cumhur kökü "bir araya toplanma, topluluk oluşturma", bu kökten türeyen cumhur ise "cemiyet, toplum, kamu" anlamına gelir.

Cumhuriyet, hükûmet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının zıttıdır. Cumhuriyet, insan hak ve hürriyete dayanan, demokratik modern bir rejimdir.

Bizim de bu yönetim biçimiyle tanışmamız 1923 yılının Ekim ayına dayanır.  Bu yönetim Mustafa Kemal önderliğinde Türk milletinin dirilişidir.

Bu dirilişte Türk milletinin ezelden ebede uzanan bağımsızlık sevdası vardır. Bu sevdayı dünden bugüne taşıyan Mustafa Kemal’de Kürşad’ın özgür yaşama arzusu,  Alparslan’ın umudu, Fatih'in zekası, 150’lik topu sırtlayan Koca Seyid’in imanı, Sakarya’nın, Dumlupınar’ın şahlanışı vardır.

Bu dirilişin adı: Türkiye Cumhuriyettir. 

Kardeş olmayı bize yeniden öğreten milli mücadele yılların mükâfatıdır Cumhuriyet

Göğsünü tunç siper eden Anadolu’nun farklı renklerinden, farklı desenlerinden tek millet olarak yükselenlerin ülküsüdür cumhuriyet…

Karanlık gecelerin matem duvarlarını yükselttiği günlerde, güneşi sırtlayan aziz millet ve Mustafa Kemal, elem duvarlarını yıkarken İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy  “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım. Kükremiş sel gibiyim bendimi çiğner aşarım” diyerek Türkün esaret tanımayan sesiyle yeri göğü inletirken şafaklarda dalgalan şanlı hilal bir özgürlük türküsü gibi dilden dile dökülüyordu.

İlk bağımsızlığımızı II. Göktürk Devletiyle ikincisini Türkiye Cumhuriyetiyle kazandık. Türkiye’nin kurtuluşu için çare emperyalizmin elini kolunu kırmaktı. Atatürk tam bağımsızlığı ekonomik bağımsızlık ve cumhuriyetle sağlamıştır. Yapılan ilke inkılaplar bunun destekçisidir.

Türkiye Cumhuriyeti ve devrimler Asya’nın yarım kalmış Rönesans’ını temsil etmektedir. Mustafa Kemal’in amacı batı ile mücadele edebilecek bir milli uygarlık modeli oluşturmaktır.  Bu amaçla Türkiye coğrafyasına kurulmuş bilimin, eğitimin ve iktisadın en güzel örneği olan bu devlet. Türk’ün teşkilatçılığını kısa bir zamanda dünyaya bir kez daha göstermiştir.

Atatürk, durdurulmuş Osmanlı medeniyetini yeniden canlandırmak için çalıştı. İslam âleminde son İslam mücahidi diye anıldı. Milli kimliğini kaybetmeden Türk milletini yükseltecek rejimi kurdu. Halkın refahı artsın diye fabrikalar, okullar açtı başöğretmendi, birçok terimi Türkçeye çevirdi. Peygamberimizin “ilim Çin’de de olsa öğreniniz” sözünden hareketle “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” diyerek yüce dinimizi kendi çıkarları uğruna kullananlara fırsat vermedi. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, dedi. 

Atalarının açtığı yolda yürüdü, dualar ona eşlik etti arkasından millet yürüdü. Bu kutlu yürüyüşü 29 Ekim 1933’te söylediği 10. Yıl Nutku’nda şöyle anlattı:  “Yurttaşlarım az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir.”   O günün koşullarında ve ortamında büyük çoğunluğun akıl edemediği, sözünü bile etmekten çekindiği radikal uygulamalarla Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine getirmeyi bir hedef olarak ortaya koyarken “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek payidar kalacaktır.” diyerek cumhuriyetin sonsuza dek yaşayacağını ve yaşatılması gerektiğini vurguladı.

Cumhuriyetimizin 93. Yılında Türk gençliği olarak onun açtığı yoldan, gösterdiği hedefe doğru yılmadan, bıkmadan yürüyeceğimizi bütün dünyaya ilan ediyor ve diyoruz ki: Yarınlarımızı daha aydınlık, ülkemizi daha gelişmiş, daha mutlu, daha huzurlu bir ülke yapacağız.

Cumhuriyetimizi Atatürk’ten, Atatürk’ü cumhuriyetten ayrı düşünmenin ya da ayrı düşürmenin mümkün olmadığını belirterek başta Mustafa Kemal olmak üzere Türkiye cumhuriyetini kuranları ve bu uğurda şehit düşenleri saygı ve sevgiyle selamlıyor, usta şair Attila İlhan’ın dizeleriyle onları bir kez daha şükran ve minnet ile anıyoruz.

“nasıl böyle varıp geldin hoş geldin

çıngı kaymış yalazlanmış gözlerin

şol yüzünde güneş sütü sıcaklık

ellerinden öperim Mustafa Kemal

senin dalın yaprağın biz senin fidanların”

 

Saygı olsun bu çelik atlıların gök tuğuna, tuğu kaldırmış orduların başbuğuna. Cumhuriyetimizin 94. Yılı kutlu olsun.

Köşe Yazarları


SON ON PADİŞAH
Perşembe, 21 Mayıs 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

138 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi