İNSAN VE ŞEYTAN...

Ahmet SEVGİ

İnsan yeryüzünde Allah'ın halifesidir. Her şey onun emrine verilmiştir. Yaratılmışların en şereflisidir. Kâinatın gözbebeğidir. Ayrıca nefis ve irade sahibi olması sebebiyle yerine göre melekten bile üstündür. Ancak kadri bu kadar yüce olan insanoğlunun zaman zaman şeytanlaşarak aşağıların aşağısına düştüğü görülüyor.

Hatırlayalım: C. Allah, insanı yaratacağını meleklere haber verdiğinde, meleklerin ilk tepkisi "Yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve kan akıtacak birini mi yaratacaksın" (bk. Bakara Sûresi, Âyet: 30) şeklinde olmuştu. Etrafımızda cereyan eden terör olaylarını, Vandallıkları, nankörlükleri, haksızlıkları, yolsuzlukları, ikiyüzlülükleri... gördükçe meleklerin o endişelerini daha iyi anlıyoruz.

Aslında insanlıkla şeytanlık yaşıttır diyebiliriz. Şeytanın aldatmasıyla Âdem ile Havva'nın cennetten çıkarılmasından bu yana insanla şeytanın mücadelesi devam etmiş ve bu mücadelede ne yazık ki kaybeden hep insanlar olmuştur. Her gün biraz daha insanlığımızdan utanır hâle gelişimiz bu mağlubiyetin delili değil midir?

Şair aşağıdaki beyti durup dururken söylememiştir her halde:

"Ol kadar nefreti var gönlümün insândan kim//Aksim âdem deyü aynaya nigâh eyleyemem."(İnsandan o kadar nefret ediyorum ki aksim insan diye aynaya bile bakamıyorum.)

Aynı anlamda Süleyman Nazif'in şu dörtlüğü de dikkat çekicidir:

"O kadar verdi teneffür dile mâhiyyet-i nâs//Kendi gölgem bile eyler bana îrâs-ı hirâs//Çeşm ü vicdâna hakîkatte dem-â-dem görünür//Vech-i ihlâsı mürâî vü fazîlet dessâs."(İnsanların işledikleri kötülükleri ve sergiledikleri ikiyüzlülükleri gördükçe bir insan olarak gölgemden bile tiksinir oldum. Artık insanların ihlâsı gözüme riyakârlık, fazileti de sahtekârlık görünüyor.)

Bu noktada, Nâmık Kemâl'in oğlu Ali Ekrem'in, insanların riyakârlıklarını, nankörlüklerini, ikiyüzlülüklerini, caniliklerini kısacası çeşit çeşit şeytanlıklarını anlattığı uzun şiirini buraya almak isterdim. Ama buna sütunum müsait değil. Şu birkaç beyti aktarmakla yetineceğim:

"Biz ki insânlarız insânları ızrâr ederiz//Bizi şâdân edeni derde giriftâr ederiz."(Biz insanlar, hemcinslerimizi zarara uğratırız. Bize iyilik yapana kötülük ederiz.)

"Kimseyi sevmeyiz ammâ yine her insâna//Muttasıl meyl ü mahabbet yüzü ızhâr ederiz." (Kimseyi sevmeyiz ama yine herkese sahte güleryüz gösteririz.)

"Fıtrat-ı âdemi şeytân gibi tesmîm ederek//Mülk-i etfâlimizi ders ile gaddâr ederiz."(Saf ve temiz tabiatımızı şeytan gibi zehirleyerek zâlim ve merhametsiz ederiz.)

"Cennete gitsek eğer -hiç tereddüd etmem-//Ne kadar hûri melek varsa günehkâr ederiz."(Eğer cennete gitsek -hiç şüpheniz olmasın- orada ne kadar huri, melek varsa günaha sokarız.)

"Hâsılı pek kötüyüz de iyilik taslıyoruz//Kötü olmakta gebersek bile ısrâr ederiz."(Kısacası; biz insanlar çok kötüyüz fakat iyilik taslarız. Kötülükte boğulsak bile vazgeçmeyiz, âdîliklerimize devam ederiz.)

Ali Ekrem'in de çok güzel tasvir ettiği üzere, yaratılmışların en şereflisi olan insan zamanla kendi değerlerinden uzaklaşarak hak ve adaleti unutuyor. Şeytanın vesveselerine aldanarak enâniyete kapılıp kan dökmekte, hak yemekte, mazlumu ezmekte beis görmez hâle geliyor. Peki, insanlığın bugün içine düştüğü bu kötü gidişat nasıl durdurulacak? Bence bu soruya verilecek cevap dışında yazılıp çizilenlerin hepsi lafügüzaftır vesselâââm...

***

ACZİMİN GİRYESİ:

"Yunus, dergâha hiç eğri odun taşımadı, niçin?

  Elbet, her eğrilikte bir kötülük gördüğü için."

 

Köşe Yazarları


SON ON PADİŞAH
Perşembe, 21 Mayıs 2020
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

199 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi