ŞAMANİZMDEN KIZILBAŞLIĞA ŞİİLİĞİN TÜRKMEN YÜZÜ

Derneğimizin üyesi araştırmacı yazar Ali Bademci'nin son kitabı: ŞAMANİZMDEN KIZILBAŞLIĞA ŞİİLİĞİN TÜRKMEN YÜZÜ. Ali Bademci bu kitabını bir vefa örneği olarak yetişmesinde emeği olan Derneğimizin Kurucusu rahmetli NECDET ÖZKAYA hocamıza armağan etmiştir. 

Kitaptaki ifade ile  "Geçen yıl kabettiğimiz Hocam Necdet  Özkaya'ya rahmet dileği ve dualarla"

 

ÖNSÖZ

Elinizdeki kitap 2015 yılında tamamlanmıştı, düşünü ve yazımı bir  yayılacak kadar uzundur! çünkü bizler daha çocukluğu tamamlamadan ergenleştik ve bambaşka duygula büyüdük! 1960 sonrasında ülkemizde din çok tartışılır omuştu, bir takım insanlar inkarı seçerken, bazıları abartıya             yönelmiş, bizim gibiler de aileden gelen eğitimle ıslah veya eski Türk inançları ile örtüştürme çabalarına girmiştik. 

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra bilimin süzgecinde bu üç  görüşün de yanlış olduğunu, en azından yetişen nesillerin tutarsızlıklarından anlıyoruz! Tabiatı itibari ile dinler ideolojilerle kısa sürede kaynaşmakta ve siyasi ürünler vermektedir. Hatta birçok sosyoloji bilim adamı dini, ideolojilerin stratejik alt  yapısı olarak tarif etmektedir.(*) Zaman biraz daha bu görüşleri doğrulamıştır.

1960 sonrası kuşaklarının birleştikleri tek nokta geri kalmışlık ve sömürülmekten nasıl kurtuluruz düşüncesidir! Bu düşünce jimnastiği içinde "sağ-sol" mefhumları ortaya çıktı! Fakat sağ olarak görülmesine karşılık iki düşünceye de iştirak etmeyen "siyasi din" düşüncesi daha rahat bir ortam yakaladı. Şüphesiz ki İslam dünyasının bu istikametteki umutsuz yürüyüşünün de böyle bir oluşumu hızlandırdığını kabul etmeliyiz. Çünkü İslam'ın sosyalist yorumu Müslüman ülkelerin çoğunun sosyal ve siyasi hayatını işgal etmişti!

Türk solunun, dozu biraz fazla biraz az da olsa dine bakışı bellidir, tarihi materyalizm ve Marksist sosyolojinin çemberi içindedir. İslamcı sağın ise 19. yüzyıldan beri kümelenen altyapısının konuya bakışı beynelmilel ölçülerde bir söylemden ibarettir. Bu durumda sağ içinde mütalaa edilen milliyetçiler kalmaktadır ki bunların içinde de geri kalışımıza İslam' ın sebep olduğunu, binaenaleyh hemen "eski din-şamanizm-gök-tengri" inançlarına dönmek gerektiğini ifade edenlerden, Arap aleyhtarlığını tarihimize yükleyenlere kadar yolu belli olmayanlar vardır.

İşte içlerinde bizim de bulunduğumuz milliyetçi sağ oluşumunda bunalım daha ağır ve daha karanlıktı! Siyaset "Türk İslam Serıtezi- Tanrı Dağı kadar Türk Hıra Dağı kadar Müslümanız" gibi sloganlarla işi toparlamaya çalıştıysa da ilmi gayretlere dayanmayan bu teşebbüsler siyasi olmaktan ileriye gitmedi. Doğrusu milliyetçi kuşak ne eski dinimizi ne de İslamiyet'i hiç bilmiyordu! Kesinlikle bu konuda kötü örnek, ocağı ve bucağından geldiğimiz Atsız Beğ' di. Bu sebeple bizim neslin handikabı bilgisizlikti, çünkü "Hıra Dağı" diyecek kadar kantarın ağır kefesini tutanların gusül abdesti almayı bile bilmediklerini 12 Eylül zindanlarında yakından gördük! O sebeple bu kitabın düşün safhasının bizim çocukluğumuza kadar indiğini belirtmeliyim.

Eski Asya ve Türk dinleri hakkında oryantalistler çok şey yazmışlardı; maalesef bizim özellikle Cumhuriyet devri düşünce adamları da bu görüşleri kuru kuru aktarmaktan ileri gidemediler! Halbuki Macaristan, Rusya, Romanya, Fransa menşeli birçok dilci-tarihçi-sosyolog-antropolog işin özüne inen, saha çalışması veya vesaike dayanan, literatürel ölçülerde araştırmalar yapmışlardı. Kaldı ki İslamiyetten evvel Türkler'in ne kadar zaman "Şaman" olduklarını bilmediğimiz halde "Buda-Mani-Zerdüşt-Hristiyanlık" gibi kitaplı veya kitapsız dinlere uzun zaman mensubiyetlerini çok iyi biliyoruz! Üstelik bu dinlerin hepsinde, hatta İslam' da bile Türk ırkının Tanrı'yı daima gökte tahayyül ettiği bilim adamları tarafından kuvvetle ortaya konmuştur.

İşte böyle düşünceler ve görüş açısından bu kitapta Türk İnanç sistemi derinden derine irdelenmiştir. Konusunda ciddi bulunan yerli ve yabancı kaynakların tamamı taranmıştır. Ayrıca tamamen sosyolojik ve antropolojik bakış formundan hiç ayrılınmamıştır. Bu kitaba bir tarih kitabı denmemesi için elden gelen bütün imkan kullanılmıştır. Çalışmanın iyi bir başlangıç olacağı ve gözleri açacağı kanaatindeyiz. Elbette eksik tarafları çoktur; bunu bizlerin yetersiz yetişmesine bağlayabilirsiniz. Dinler ve milliyetler tartışmasında ortaya konan fotoğraf amacı aksettirirse maksada ulaşmış olacağız.

Ali BADEMCİ

Belen, 29.12.2017

 

(*)Şerif Mardin, Din ve İdeoloji, İletişim Yayınları, 25. Baskı, İstanbul 2017, s. 30.

 

 

 

 

 
 
 
 

An itibariyle ziyaretci sayısı:

83 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi