MEHMET ALİ KALKAN’IN YENİ ŞİİR KİTABI

MEHMET ALİ KALKAN’IN YENİ ŞİİR KİTABI: 

“ GÖK ARADIK TUĞLARA”  

Yavuz Bülent BÂKİLER     

      Bu güne kadar, bir takım şiirleri -farklı zamanlarda- kırk defa okuduğum çok olmuştur. Ama bir şiir kitabının bütün şiirlerini, ( hem de eksilmeyen, aksine çoğalan bir zevkle ) arka arkaya üç defa okuduğumu bilmelisiniz. Mehmet Ali Kalkan’ın “ Gök Aradık Tuğlara” isimli yeni şiir kitabından bahsediyorum.

    Mehmet Ali Kalkan’ın bu ikinci şiir kitabını elime aldığım zaman masamın üzerinde Nâzım Hikmet’in şiir kitapları da vardı. Her iki şairi aynı zamanda okuduğum için, mukayese imkânı da buldum. Gördüm ki, Mehmet Ali Kalkan’ın birçok şiiri, Nâzım Hikmet’in bazı şiirlerinden çok daha güzel, çok daha şiir yüklüdürler.

      Mehmet Ali Kalkan’ın yeni kitabında 52 şiiri var. Bu şiirlerin hepsi de vezinli, kafiyeli şiirlerdir. Şairimiz, şiirde redifi, vezni, kafiyeyi çok iyi biliyor ve kullanıyor. Şiirlerinin büyük bölümü 4+4 vezniyle gülümsüyor. 4+4 vezniyle yazılan şiir sayısı 2’dır. Şairin 6+5 vezniyle 12, 4+3 vezniyle 7, 7+7 vezniyle 5 şiiri var. Ayrıca 8+8 ve 8+7 vezinli iki şiiri daha boy veriyor.

     Şiiri ”bir kelime mimarisi” olarak tarif edenler var. Şiir elbette kelimelerle yazılıyor. Mehmet Ali Kalkan’ın kelime mimarisine baktığımız zaman görüyoruz ki onun tertemiz, pırıl pırıl ve zengin bir Türkçesi var. Şiirlerini güzel ve çekici kılan özelliklerin başında, bana göre onun bu dil zenginliği, Türkçe hassasiyeti geliyor. Yani Mehmet Ali Kalkan, bizim dil zevkimizi bozacak bir tek uyduruk-kaydırık kelime kullanmıyor. “Bu, çok mu önemli?” diyeceksiniz. Elbette çok, pek çok önemli. Yani; lokantada önünüze konan bir muhallebi kâsesi düşen bir karasinek ölüsü ne ise, güzelim Türkçemize bulaştırılan köksüz, zevksiz, uyduruk kelimeler de odur. Kalkan, şiirlerini hep anamızın sütü gibi helâl ve güzel kelimelerle örüyor.

     Onun şiirlerinde tespit ettiğimiz ikinci çok önemli husus: bizim kültür köklerimize çok bağlı ve sevdalı olmasıdır. Yani, bizim dini inancımız, dünya ve ahiret anlayışımız, tarih şuurumuz, insan sevgimiz, vatanımıza-milletimize yürekten bağlılığımız… Kalkan’ın şiirlerinde çok zarif mısralarla yüreğimizi ısıtıyor. Bu bakımdan, hiç abartmadan diyebilirim ki, o bizim Eskişehir’imizin ikinci Yunus Emre’sidir. Yunus Emre’yi iyi bilenler, dikkatli okuyanlar bana katılacaklardır. Yani Mehmet Ali Kalkan’ın şiirleriyle, Yunus Emre’nin yazdıkları arasında ortak özellikler vardır:

 

     Ümit atına binerim / Güneş elimde fenerim

     Dünya döner ben dönerim / Daim imtihan içinde.

     …………………………………………………….

     Yağmur, yağmur sevgiyle dol / Hakk’a çıksın gittiğin yol

     Ateş varsa İbrahim ol / Yanacaksan yan içinde.

   

     Şairimizin “Kapılar” isimli şiiri, rahat ve güzel bir söyleyişle, bize huzurlu kapılarını aralıyor ve Yunus Emre’yi hatırlatıyor:

 

     Uzatırım dost elimi / Bana uzak yar kapısı

     Ölmeden önce ölümü / Güzel eyler ar kapısı

     Kalp kıranda eyvahları / Güldürür ham ervahları

     Taptuk Emre dergâhları / Yunuslar’a pir kapısı.

 

     Yemek yerken, su içerken / Dünya telâşesi derken

     Belki yarından da erken / Bizi bekler yer kapısı.

 

     Mensubuyuz yüce dinin / Yeri yok riyanın, kinin

     Kur’an’ı rehber edenin / Hakk’a çıkar her kapısı. 

 

     Bu yeni, bu güzel Yunus Emre’miz, Kur’an’la, yani İslâmiyet’le olduğu kadar, milletiyle de, yani Türklüğümüzle de iftihar eden bir şuur abidesidir. İşte O’nun “Meselâ” redifli şiirinde, ikinci büyük özelliğini gözüyoruz:

   

     Doğru bürünürse sise / Söz bitende kılıç kese

     Başındaki Kürşat ise / Kırk olmak güzel meselâ.

 

     Ruhu sindirsek edebi / Görünür okyanus dibi

     Kum içinde inci gibi / Fark olmak güzel meselâ.

 

     Şükür, bende ben yaşatan / Şükür tende ten yaşatan

     Şiir şiir, vatan vatan / Türk olmak güzel meselâ.

 

     Mehmet Ali Kalkan’ın “Atalarımın Söyledikleridir” isimli şiiri bütün okul kitaplarına girmeli, çocuklarımıza ezberletilmelidir:

 

     Gururunu dik tutma / Güçsüzle alay olmaz

     Milletini unutma / El yoksa halay olmaz.

 

     Bakılmayana bakma / Yandırmayanı yakma

     Türk adını bırakma / Sonradan vay vay olmaz.

 

     Baş vardır boyun eğen / Baş vardır arşa değen

     Deryayı özlemeyen / Irmak olmaz, çay olmaz.

 

     Ekmek bizim, tuz bizim / Saz bizim kopuz bizim

     İllâ ki Oğuz bizim / Başkasından bey olmaz.

 

     Mehmet Ali Kalkan, bir tarih şuuru içinde ne kadar rahat, ne kadar doğru ve güzel söyleyişiyle milletimizi anlatıyor. “Benim” isimli şiirinin bazı kıt’alarına bakar mısınız:

 

     Ellerim ufku tutar / Göklere kanat benim

     Yaşım var dünya kadar / Tarihe hayat benim.

 

     Anadolu’da surum / Viyana’da kusurum

    Türkistan’da uyurum / Belh benim, Herat benim.

 

    Şerre dur dedi elim / Hayır söyledi dilim

    Hem Yavuz’um hem Selim / Neyim kabahat benim.

 

     Vurdum sevdaya atı / Türkü bildim hayatı

     Savalan’da bayatı / Kerkük’te hoyrat benim.

 

     Sevdam aşkın hasında / Piştim gönül tasında

     Yerle gök arasında / Türkmence murat benim.

     Oğuzca murat benim.

     Edebiyatımızın kutup yıldızı olan Dedem Korkut sağ olsaydı da Mehmet ali Kalkan’la baş başa verselerdi, elbette aşağıdaki mısralar yazılırdı:  

     Oğul ben bu sözleri / Kavim kardaşa yazdım

     Dedem Korkut Ata’yla / Verdim baş başa yazdım.

 

     Söylesem azı kalır / Sussam ömrüm kısalır

     Söz uçar yazı kalır / Ondandır taşa yazdım.

 

     Adalet yaya yaya / Güne, geceye, aya…

     Yerdeki karıncaya / Gökteki kuşa yazdım.

 

     Hey! Hey! li nidâlarla / Âminli dualarla

     Hirâlı sevdalarla / Yana-tutuşa yazdım.

 

     Yağmuruna karına / Yokluğuna varına

     İbrahim’in narına / Dağ dağ ataşa yazdım.

 

     Ol erkeği kadını / Bildi aşkın tadını

     Yaradanın adını / Elbet en başa yazdım.

     Her sayfasında, şiirin ayrı gülleri açan bu kitabın son bölümünde 13 şiiri var. Bu şiirler, Mehmet ali Kalkan’ın aşk şiirleridir. Aşkın artık bilinmediği veya çok yozlaştığı günümüzde, şairimizin bu şiirleri, bana göre daha bir önem kazanıyor:  

     Âşk denen kutlu erin / Yaşadığı ar üstüne

     Söylediği türkülerin / Hepsi de yar üstüne.

 

     Atar kendini ataşa / Söne tutuşa tutuşa

     Haldaş olur kurda-kuşa / Can bırakır nar üstüne.

 

     Çiçek çiçek aşk bezenir / Derman bekler dert kazanır

     Ya bir ümide uzanır / Ya da bir mezar üstüne.

 

     Ah mümkün olsa da, onun bütün şiirlerinde yazıma kıt’alar alsam. Yazımı onun bir başka aşk şiiriyle bitirmek istiyorum. İşte Kalkan’ın “Senin İçin” isimli şiirinden birkaç kıt’a:

 

     Günleri uzun ettim, zaman çaldım yarından,

     Mendilimi doldurdum, aşk dağının karından.

     Kır çiçeği kokulu gönül yaylalarından,

     Rüzgârları topladım, sana bırakmak için.

 

     Kuşca vurur yüreğim sana gelen adımda,

     Posta güvercinleri dinlenir kanadımda.

     Yaz yağmuru sonrası toprağı kokladım da,

     Gökkuşağı devşirdim saçına takmak için. 

 

     Sevgilinin saçına takması için gök kuşağı devşiren ve bu çok güzel mısraları yazan Mehmet Ali Kalkan’ı bütün gönlümle tebrik ediyorum.

     Yazının başında, Mehmet Ali Kalkan’ın şiirleri, Nâzım Hikmet’in bazı şiirlerinden çok daha güzel demiştim. İşte Nazım’ın da çok beğenilen şiirlerinden biri. Okuuyun ve mukayeseyi lütfen siz yapın. Meh met Ali Kalkan’ın mı, yoksa bize dünyanın en büyük şairi olarak anlatılmak istenen Nazım Hikmet’in şiiri mi sizi kucaklıyor?

     Henüz vakit varken gülüm

     Paris yanıp yakılmadan

     Henüz vakit varken gülüm

     Yüreğim dalındayken henüz

     Ben bir gece, şu mayıs gecelerinden biri

                              Volter Rıhtımında

     Dayayıp seni duvara, öpmeliyim ağzından

     Sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a

                              Çiçeğini seyretmeliyiz onun

     Birden bana sarılmalısın gülüm

                              Korkudan, hayretten, sevinçten

     Ve de sessiz sessiz ağlamalısın.

     Hayatımda hiç kimseyi, ama hiç kimseyi kıskanmadım. Ama imrendiğim kimseler elbette çok oldu. Mehmet Ali Kalkan’ın şiirlerini okurken, doğrusu ona çok imrendiğimi ve zaman zaman “Ah keşke ben de böyle güzel şiirler yazabilseydim” diye iç çektiğimi bilmelisiniz.

     Dikkatle okuyun onun şiirlerini. Siz de benim duygularımla dolup taşacaksınız.                       

     Yavuz Bülent BÂKİLER   

                             

 

 

 

An itibariyle ziyaretci sayısı:

184 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi