UNUTULAN VATAN : DOĞU TÜRKİSTAN -15

Unutulan Vatan : Doğu Türkistan - 15

İnsanlık tarihine aslında neresinden veya hangi açıdan bakılırsa bakılsın; zaman zaman dalgalanmalar, karışıklıklar ve hatta büyük kırım ve felaketler yaşansa bile; DOĞRUSAL BİR ÇİZGİ şekline oluşmuştur. Bu tür çalışmalarda elimizde en verili, zengin ve bütün sorun, problemlere ışık tutacak olan temel disiplin: Tarih ve sosyolojidir. 

Bir de bu sürece insanlar topluluklar haklar, uluslar ve milletlerarası EKONOMİK DEĞER ve gerçekleri; MÜLKİYET, ÜRETİM İLİŞKİLERİNİ eklersek, insanlığı toplumları, ülkeleri ve devlet dediğimiz o bütünselliği kavramış oluruz.

 

Tarihte, arkada bırakılan aşağı yukarı yazının icadından bu yana 5000 yıl geçmiştir ki, tarih dediğimiz disiplin bugünkü halini almıştır. Bugünkü anlamda halkların ulus ve milletlerin isimlendirerek tanımlanması ve ifade edilmesi, neredeyse 2000 yıldan beri yazıyla kayıt altına alınmıştır.

Madem konumuz ÇİN, o zaman konu hakkında birkaç özet türünden bilgi vermeye çalışalım; özellikle dünyada ÇİN ve Çin tarihi dendiği zaman, W. EBERHARD, ülkemizde ise, B. ÖGEL gelmektedir.

Bu halk tarih boyunca anavatanı olan SARISU nehrinin doğu kıvrımlarını anavatan belleyen, KADİM bir halktı. Bu halk etno-tarih ve sosyolojik açıdan mono blok, yapısal bir özellik göstermiyordu. Ancak en büyük özelliği DİL, KÜLTÜR ve YAŞAM tarz / biçim açısından, dünyanın kaydettiği “eritici özellik” taşımasıdır. Her temas ettiği veya komşuluk yaptığı halkı bir ki uşak içinde eritme Başarısı göstermiş, ülkeyi zaman zaman işgal eden HUN / TÜRK ve MOĞOL halklarını bu eritme potasında eritme başarısı göstermiş, bu halkların PASSİONER GÜÇ ve KAPASİTELERİNDEN azami derecede İMPARATORLUK YOLUNDA kullanmıştır.

Çin tarihine her zaman dediğimiz gibi KROKİSEL ŞEMATİK KUŞBAKIŞI açısından bakıldığında, Çin halkının tarih boyunca, büyük bir coğrafyada birbirlerine amansızca rakip ve düşman olan HANEDANLAR arasında bölünmüş.( TANG-SONG-SUİ- MİNG ) ayrıca tarihin bazı zaman diliminde de “SAVAŞAN KRALLIKLAR” adıyla anılıp tanımlanacak bir siyasal / federatif düzen kurulmuştu.

Bir anlamda PEKİN merkezli Çin devleti için gerek jeopolitik ve jeostratejik olarak, kuzeyden gelecek akınlara karşılık ülkesini çeviren ÇİN SEDDİNİ aşmak dışarısına çıkmak zorundaydı ama önce özellikle duvarın içinde kalan farklı halkları ki en başta HUNLAR gelmekteydi bunları eritmeliydi. Bu unsurları ordusuna alarak onlara maaş bağladı, özellikle baba TEOMAN ister istemez Çin askeri gücü ile arasına binlerce millik TAMPON BÖLGE bırakmıştı.

Çin merkezi devleti öncelikle HUN / TÜRK halkları ile askeri, ekonomik ve kültürel açılardan temaslar, diplomatik ilişkiler kurarak. Onların iç işlerinde TAHT konusunda bile etkili olmaya başladılar.

Özellikle “SAVAŞAN KRALLIKLAR” döneminin sona ermesi, merkezi bir kamu gücünün oluşumu artık muhtelif sülaleler arasındaki mücadelenin sona ermesi, Çin tarihi için gerçekten bir devrim sayılırdı. Devlet artık mevcut potansiyel gücünü civarındaki farklı yerleşik halklara karşı kullanmak zorundaydı. Hatta süvari orduları için; Kırgızların TULPAR (KANATLI AT), Türkmenlerin “KAN TERLEYEN” atlarından temin etmek için büyük orduları Türkmenistan’a kadar sevk ettiler. Bütün bu girişimler sonuç olarak Çin’in aleyhine sonuçlandı. Çin askerleri, ağır kayıplar verdiler.

Bütün bunlara rağmen Çin’i belli bir coğrafyada bloke eden, TÜRK / MOĞOL güçleri zafiyet gösterince, Çin’i kadim Türk Yurtlarından uzak tutacak bir kuvvet kalmamıştı.

Çin artık bulunduğu coğrafyanın tek etkin, hegemonik gücüydü. Bir anlamda Çin fizik olarak merkezi bir konuma geçmiş, kuzeyde MOĞOLLAR, batısında TÜRKLER güneyinde ise TİBETLİLER vardı. Artık Çin kabuğundan çıkmış yeni yeni coğrafyalarda yeni komşuları ile ama eskiden de tanıdığı halklarla yaşamaya başlamışlardı.

KITA ÇİN’i gibi kadim bir medeniyeti, ulusu kültürü, kısaca geçmişini, halini ve geleceğini tanımlamak anlatmak, üç beş sayfalık bir çalışmanın olsa olsa dipnotları olur. Biz de bu yöntemsel bakış açı altında, konuyu “enine boyuna” almaktansa, kendi özgül bakış açısı altında toplamaya çalıştık. ATSIZ ATA’nın, TÜRKÇÜLÜĞÜ; BRADUEL’in ANNALES YAKLAŞIMI, elbette aynı zamanda WALLERSTEIN’ın DÜNYA SİSTEMLERİ adlı çalışmalarından harmanladığımız bir görüşle yeni bir yaklaşım ve görüşü sunmaya çalıştık. ( HOBSBAWM ile DUVERGER)

Çin halkı ve bu halkın zaman zaman topluca kamusal onayını ister almış isterse almamış, hukuken kabul görmemiş bütün idari ve siyasal mekanizmalar ile gerçekten SUI GENESİS bir sistem kurulmuş olsun; tarihe yön vermişlerdir.

ÇİN halkı bireysel, toplumsal ve kamusal her ileri sıçradığında ister istemez önüne çıkan / duran nasıl fiziki engelleri aştıysa; aynı şekilde kendi jeopolitik / jeostratejik HİNDERLANT’ında bulunan farklı halkları eriterek / yutarak daha ileri gitmek zorunda kalmıştır. Bu konuda en şanssız milletler TÜRKLER, MOĞOLLAR ve TİBETLİLER olmuştur. Daha sonra gerek HİNTLİLER, gerekse VİETNAMLILAR hedef ülke olmuşlarsa da, Hindistan’ın arkasında / safında yer tutan MOSKOVA engelini aşamamışlardır. PEKİN, YENİ DELHİ’ye karşı ister istemez İSLAMABAT’ı desteklemiştir. HANOİ’nin 1973 PARİS’ten sonra, SAYGON’u yutmasıyla sonuçlanan sürecin hemen bitiminde; WAŞİNGTON’un, “DOMİNO TAŞI” teorisini yıkmak amaçlı girişimlerimden Hanoi’nin memnun olması üzerine taraflar arasında, kısa süren, ama şiddetli bir çalışma yaşanmış, ÇİN eski müttefiki VİETNAM karşısında hem ağır kayıplara uğrarken, utanç verici bir de yenilgi almıştır.

PEKİN, BM üyeliğiyle GÜVENLİK KONSEYİNDE DAİMİ koltuk sahibi olduktan sonra, elinde VETO GÜCÜ olan 5 ülkeden biri olmuştur. ÇİN artık gerek siyasi, ekonomik ve kültürel bütün ilişkilerinde, yani kısaca diplomaside dünyada her ne kadar deneyimsiz olsa bile sahip olduğu gücüyle doğru orantılı bir yer edinmiştir. İlk stratejik hedefi Güney Doğu Asya ülkeleri ile Pasifik denizinde yer alan, ADA ÜLKELERİ ( Filipinler, Endonezya, Malezya ) olmuştur. Hatta bir adım ötesi olan YENİ ZELANDA ve AVUSTRALYA da özel ilişkiler kurduğu coğrafyalardır.

Pekin’in bu coğrafya ile ilişkileri ikili özgün bir yapı içerisinde olmuş, olmakta ve devam etmektedir. Bunlardan ilki bu coğrafyalara yıllar içerisinde bu coğrafyaları G Ö Ç E D E N, Çinliler zamanla toplumsal ekonomik, finans gibi konularda büyük başarılar sağlamışlardır. Bu hedef ülkeler şu anda Çinli göçünü çok sıkı kurallara bağlayarak durdurma savaşımı vermektedirler. Aslında bu ülkeler için ikinci bir riskli alan ise; PEKİN merkezli, ÇİN KÖMÜNİST PARTİSİ’nin; politik ideolojik ve kültürel üstünlüğü, parti disiplininin getirdiği EMİR-KOMUTA SİSTEMİDİR. Mesela Endonezya’da BAŞKAN SUKORNO’nun, Çin yanlısı politikası yüzünden, SUHARTO tarafında kanlı bir darbeyle devrilmesi her ne kadar sayısı kesin bilinmemekle birlikte, en az iki milyon insanın İNFAZ EDİLDİĞİ bir dönem yaşanmıştır. MALEZYA’DA ise böylesine şiddet dolu bir dönem yaşanmamış; yerli MALEZYALILAR sanayide, ticarette ve eğitimde ayrıcalıklı haklar, kontenjanlar verilerek bir denge yaratılmış; Çinli azınlık askeri idari, yargı, güvenlik gibi konularda devre dışı bırakılmışlardır.

Kıta Çin i, geçtiğimiz yıllarda daha doğrusu eski yüzyıllarda kaptırdığı İNGİLİZ ve PORTEKİZ sömürgecilerin el koyduğu HONG KONG ve MAKAO gibi ŞEHİR DEVLETLERİNİN statülerini de bozmayarak ama PEKİN e öncelik verecek şekilde çözümlemiştir. Kalan en ciddi sorun ise 1949 ise ÇAN KAY ŞEK ve yandaşlarının ABD donanmasının korumasında FORMOZA ADASINA çıkması ve ikinci ÇİN devletini lav etmesiydi. Pekin için bu oldubitti kolay kolay yutulacak / kabul edilecek bir durum değildi. Ancak 50-60 yıldır fiili bir durum yaratamaması, ABD 7 FİLOSUNUN ve Japon adalarında konuşlu HAVA GÜCÜDÜR.

Dikkat ederseniz artık karşımızda askeri gücüne güvenen” kaslı Çin” yok. Artık ekonomik, mali, finans gücüyle donatılmış teknolojik alanlarda OTARŞİ dediğimiz seviyeye gelen bir ÇİN DEVLETİ var.

Çin kendi jeopolitiğinde varlığını ve gücünü ful ettikten sonra ikinci bir hedef ki aslında “ yan” sayılacak daha çok karşı güçleri bloke edecek yenİ bir alan seçti. Bu ise A F R İ K A. Bir önceki yazımda iki harita paylaştım bu haritalardan biri ÇİN in gelecekte canını sıkacak olan muhtemel gerginlikler ve çatışma alanlarını gösteriyor. Diğeri ise Çinin şu anda dünya ya özellikle AVRUPA hedefli PAZARLARA taşıma ağı. Dikkat edin KARAYOLU ama ağırlık ana aks D E M İ R Y O L L A R I

Hatırlanacağı üzere bu çalışmamızın önceki bölümlerinde, PETER FRANKOPAN’dan esinlenerek Çin tarihini yapısal, işlevsel tarihi ve siyasi noktaları esas almak üzere, belli başlı kilometre taşları tespit etmiştik:

• Altın-Gümüş Yolu,

• Köle-Kürk Yolu

• İmparatorluk Yolu

• Buğday Yolu,

• Soğuk Savaş ve Soykırım Yolu,

• Süper Güç Rekabet Yolu,

• İkinci İpek Yolu.

Bakın bu ana hatlarıyla toplamaya çalıştığımız, adına ÇİN denilen ülke ve ÇİNLİ denilen halkın çok özet de olsa bir geçmişidir. Bu halkın, ülkenin ve devletin neredeyse her anı ve geçmişi ve hatta geleceğinde çok yakın ilişkiler kurduğu, çoğu zaman da “yok saydığı” halklarla çok yoğun adeta “GORDİYON DÜĞÜMÜ” sayılacak bir ilişki ağı içerisindedir. Bu ilişki, günümüzde ülkemizde, ÖRÜMCEK AĞI denilen yapısal bir özellik arz eder.

Pekin’in bu konuda geçmişte olduğu kadar gelecekte de; uluslararası politika açısından başını en çok ağrıtacak, derde sokacak tek konu; M İ L L İ A Z I N L I K L A R (TÜRKLER, MOĞOLLAR ve TİBETLİLERDİR), D İ N İ A Z I N L I K L A R (MÜSLÜMANLAR, BUDİSTLER).

ÇHC’nin (ÇİN HALK CUMHURİYETİ) en büyük sorunsalı artık XXI. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren; DÜNYA EKONOMİK SİSTEMİNE, eklemlenmesi (teknoloji, finans ve arge gibi) sektörlerde, dünya devi olan ülkelerle iyi ve verimli ilişkilerine bağlıdır. Bu ilişkiler ne kadar girift, sorunsuz olursa, sonuç Pekin için büyük bir başarı sayılacaktır.

Artık ÇHC için gelecek, dediğimiz gibi dünya ekonomik sistemine entegre olmasında yatmaktadır.(WALLERSTEIN) İşte PEKİN için; REEL POLİTİK burada düğümlenmektedir. Pekin özellikle ülkesinin en batısında, kesin sayıları bilinmemekle beraber, toplam sayıları 30-40 milyon olduğu sanılan TÜRK HALKLARI, sayılarının 10-20 milyon olduğu sanılan HUI( DÖNGEN), Çinli Müslümanların dini ve milli kimliğini kabul etmek, onların varlığını ve kişisel hak ve özgürlüklerini tanımak ve kabul etmek zorundadır.

Ayrıca TİBET’TEKİ ASKERİ İŞGALİNE SON VERMELİ, ülkeyi yerli halkına teslim etmeli. Bu arada uzun yıllardan beri işgal altında tuttuğu, İÇ MOĞOLİSTAN denen coğrafyayı, ULAN BATOR’a devretmelidir.

ÇHC için XXII. Yüzyıl ; ünlü gezgin olan HELMUT UGLIK’in İPEK YOLU adlı kaleme aldığı eserinde belirttiği gibi ASYA, PASİFİK kıtalarında belki de yeni bir ÇİN YÜZYILI olacaktır. 

 

BİTTİ

An itibariyle ziyaretci sayısı:

107 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi