Anasayfa

Sevgili Kardeşim Yavuz,

Senin zamanında Türkiye Sovyetler birliğinin eline geçmesin diye can ve kanımız pahasına mücadele ettik ve başardık. Ama şimdi Kürtçülük belası içerdeki ve dışarıdan destekleri ile karşımızda bir kılıç gibi duruyor.  

Az daha unutacaktım; Ortak derdimiz, ıstırabımız, kurtulmaları için dualar ettiğimiz, gözyaşı döktüğümüz esir Türkler ’in büyük bir kısmı özgürlüklerine kavuştular.  Bağımsız devletler kurdular. Ezilen horlanan sömürülen Uygur Türkleri kaldı. Çin’in baskıları zulümleri devam ediyor.

Kerkük, ırak Türkleri senin de bildiğin gibi zulüm altında. Sen aramızda iken Saddam‘ın yönetimindeki Araplar soydaşlarımıza her türlü zulüm ve baskıları uyguluyorlardı. İleri gelenleri işkenceyle öldürüyorlardı.

Şimdi devir değişti. İşkenceci Arapların yerini Kürtler aldı. ABD Irak’ı işgal etti. Saddam’ı devirdiler. Bir çok ileri gelenleriyle birlikte Saddam’ı da idam ettiler.

Irak’ı üçe böldüler , ırak’ın kuzeyinde yani bizim sınırlarımızın güneyinde bir Kürdistan devleti kurdular. Barzani aşireti bu bölgenin hakimi oldu. bir başka Kürt aşiretinin lideri olan Talabani Irak Cumhurbaşkanı seçildi.

Araplar Şii ve Sünni diye ikiye ayrıldı. Türkmenler gene sahipsiz kaldı. Çünkü bizim hükümetimiz Türkmenlerle göz ucu ile dahi ilgilenmedikleri gibi Kürdistan’ın büyümesi, gelişmesi, güçlenmesi için her türlü tedbire başvuruyorlar.

Bundan bir iki ay önce Başbakanımız Tayyip Erdoğan Kuzey Irak yönetiminin lideri Barzani’yi Diyarbakır’a davet etti.  Karşılama töreninde ona “Kürdistan’a hoş geldiniz !..” dedi. ilk defa bir Türk başbakanı Diyarbakır’ı Kürt toprağı ilan etti. Türk başbakanı dediğime bakma başbakanımız Türk sözünden hiç mi hiç hoşlanmıyor.  Ona Türkiye başbakanı diye hitap edilirse  çok memnun olacağını biliyoruz. Asırlık Türk yurtları  Kürdistan haritası içinde gösteriliyor. Anamızın memleketi Türkoğlu Türk olan Van bile bu haritanın içinde. Ne garip değil mi? Senin doğduğun yıllarda, benim gençlik çağlarımda Van tam manasıyla  bir Türk şehriydi. Anne annemiz birkaç asırlık Vanlıydı. Ama tek kelime Kürtçe bilmiyordu. Evde, sokakta, mahallede, çarşıda pazarda, kahvede Türkçeden başka bir dilde konuşulmazdı. 

Ama şimdi Van, Kürtçü bir partinin belediye başkanı ile idare ediliyor. Van’ı bu hükümet büyükşehir yaptı. Büyükşehir eyalete giden ilk adım olacak. Merkezi Türk idaresi demokrasi masalları ile yıkılıyor. Türk egemenliği yıkılıyor, içinden bir yeni devlet çıkartılmaya çalışıyorlar.

Diyarbakır’dan sonra, Van, Mardin, Şanlıurfa da büyükşehir yapıldı. Önümüzdeki mart’ın 30’unda yerel seçimler var. Barış Ve Demokrasi Partisi ( BDP)  Hür Dava Partisi ( Hüda-Par) ve PKK Kürtçü hareketin silahlı gücü. 13 Ocak 2014 Tarihli Yeniçağ Gazetesinin haberine göre bunlar Doğuda Ve Güneydoğuda “Türk partilerine oy vermeğin” çağrısı yapmaktadır. Dedikleri gerçekleşirse özerkliklerini ilan edeceği gün olacaktır.   Ve bunları gözümüzün içine baka baka söylemektedirler.

Senelerdir, “barış, demokrasi” Türkiye yi bölmek, devletimizi yıkmak için başbakanın bakanlarının, parti sözcülerinin ağızlarından hiç düşmemektedir. Yukarıda adı geçen Kürtçü partilerde barış ve demokrasi kavramlarını istismar edip duruyorlar .

Sevgili kardeşim, hani üzerinde titrediğimiz Türk’lük kavramı var ya bugün ayaklar altına alındı. İktidar sahipleri Türk’lük karşıtı darbe yaptı. Bir çok devlet kuruluşunun isimlerinin önündeki TC simgesini isminin önünden sildi.

Hatırlarsın öğrenci andı vardı. Her sabah ders başlamadan bu öğrencilerin okuduğu ant yakın zamanda ileri demokrasi adımlarından bir olarak kaldırıldı. “Varlığım Türk varlığına armağan olsun!”  birilerini çok rahatsız etti. “Türküm,  doğruyum, çalışkanım ” . Erbakan, Bingöl’de siz, “Türküm doğruyum” derseniz “Kürdüm doğruyum” cevabını Kürtlerden alırsınız. Diyordu. O günden bu günlere bu takımın zihniyeti değişmedi. Hatta memleketin, milletinin mukadderatına çok büyük güc oldular. Bu gün Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, yıllar önce partisi adına TBMM   de yaptığı bir konuşmada  dağı taşa Ne Mutlu Türküm  yazmakla ilkellik yaptınız. Demek istiyor ki milletinin adını söylemek, onunla gurur duymak, medeniyete aykırıdır. Bunların döneminde medenileştik. Ne mutlu Türküm vecizesini kaldırdılar.

Çok iyi bildiğin gibi Göktürk Devletinden 1923 yıllarına kadar kurduğumuz devletlerin adına Türk koymadık. Cumhuriyetimizin başta Atatürk olmak üzere cumhuriyeti kuranlar devletin adını Türk koydular. Bu ismi benimsetmek için bütün imkanlardan ve fırsatlardan yararlandılar. Buna rağmen Türk ismine karşı çıkanlar yıllar içerisinde çoğaldılar, büyüdüler ve iktidar odular.

Dün senin övünerek, ağabey diye hitap ettiğin bir kısım ülkücüler ki onlar benimde arkadaşlarımdı. İktidar kervanına katılarak Mustafa Kemal’in bu projesi sadece Kürtlere değil, bütün kesimlere zarar verdi diyerek yazmışlar. Yani bizim cephe çok fire verdi.

Atatürk “Büyük Nutuk ta” biz sadece bir İstiklal Savaşı kazanmadık, aynı zamanda “Pontus Devleti” hayallerini de yıktık, Ermenistanın Ermenilerin sınırlarımız içinde kurulmasını  önledik engellediğimiz devletlerden biri de  kürt devlet oldu. Kemal paşanın zarar verdiklerinin avukatlığını bir ülkücü ağabeyimiz üstlendi. Kader utansın mı diyelim, yoksa aldatılmışlığımızın  hüznüne mi yanalım ?

Bundan iki üç yıl önce Van’ da Erciş ’de büyük bir deprem oldu. Evler  yıkıldı,  ocaklar söndü. Çok vatandaşımız yaralandı, öldü. Depremden sonra bütün medya kuruluşları  Van’a, Erciş’e zarar gören köylere ulaştılar.  Televizyonlardan seyrettik. Konuşanların yaşlısı, genci, çocuğu, kadını, erkeği, köylüsü, şehirlisi Türkçe konuşuyorlardı. 

Cumhuriyetin millet olma projesi tam anlamıyla gerçekleşmek üzereydi. PKK denilen silahlı ve Kürtçü örgüt ortaya çıktı. 30 – 35 yıldır milletimize kan kusturuyor. İktidar açılım adıyla bir projeyi yürürlüğe koydu. Kürdistan’ın sağlayan yolu ve zemini hazırlanmaktadır. Bu oyun gizli saklı değil apaçık oynanmakta. Silahı ile partisi ile belediyesi ile hükümetiyle ben geliyorum diye yüksek sesle haber veriyor.  Milliyetçi  kişiler, kuruluşlar, partiler bu projeyi önlemek, durdurmak vatanın bütünlüğünü sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar.  Ama yürütme ve yasama gücünü elinde tutan iktidar,  yargı bağımsızlığını yıkarak, Türkiye’de “tek partinin devletini” kurmak üzeredir. İktidar gücü karşısında başarı göstermek bugün için mümkün görülmemektedir. Bütün bu ahval ve şerait içerisinde  bir kısım milliyetçi, hatta  ülkücü olarak bilinen kişilerin iktidarın politikalarına uygun davranışlar göstermesine ben şahsen çok  üzülmekteyim.

 

Not: Bu yazı Necdet Özkaya'nın "Defterde Kalanlar" isimli Hatırasından alıntıdır.

 

 

Bir Kitap Bir Yazı

Editörün Tavsiye Ettiği Kitaplar

 Mehmet Hayati ÖZKAYA  Oğuzhan SAYGILI
Mehmet Ali KALKAN  Hasip SAYGILI
 

 

Bir Dergi

Sevgili okuyucularımız, merhaba.

 

Arka arkaya gelen dosyalı ve soruşturmalı sayıların ardından bu ay sizleri serbest bir içerikle selamlıyoruz.

 

Geçen sayımızda Ezgi Fatma Açıkgöz’ün aile albümünden bir fotoğrafı kapağımıza taşımıştık. Bu ay da yine Ihlamur kadrosundan Selma Gün’ün bir tablosuyla arz-ı endam ediyoruz.

Devamını oku...

Editörün Seçtikleri

 

Köşe Yazarları


GÜVEN
Salı, 19 Kasım 2019
...
ABD HEYETİ ANKARA'DA
Cumartesi, 19 Ekim 2019
...
PETRO-TERÖRİSTLER
Pazar, 10 Kasım 2019
...
ATATÜRK
Pazar, 10 Kasım 2019
...

An itibariyle ziyaretci sayısı:

88 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi